gülüyorlar ile cümle
gülüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Erkekler tam da laflarının üstüne gülüyorlar.The men are smiling on cue.
Tom ve Mary sana gülüyorlardı.Tom and Mary were laughing at you.
Onlar niçin gülüyorlar?Why are they laughing?
Onlar neye gülüyorlardı?What were they laughing at?
Tom ve Mary neden gülüyorlar?Why are Tom and Mary laughing?
Tom'un arkadaşlarının hepsi bana gülüyorlardı.Tom's friends were all laughing at me.
Onlar her zaman gülüyorlar.They're always laughing.
Neden gülüyorlar?Why are they smiling?
Tom ve Mary gülüyorlar.Tom and Mary are laughing.
Bana mı gülüyorlar?Are they laughing at me?
Bana gülüyorlar mı?Are they laughing at me?
Tom ve Mary yüksek sesle gülüyorlardı.Tom and Mary were both laughing loudly.
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Two: Do the Middle Eastern characters laugh or smile without showing the whites of their eyes?
- Pardon... [gülüyorlar][Q:] I'd better stop. (Laughs again)
[daha fazla gülüyorlar]Ahhh (chuckles) [M:] Huh?
Yerken de gülüyorlardı.They laughed as they ate me.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'I was walking across a bridge. [laughter from participants]
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)'I'd be okay with that!' [laughter]
Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.But when he brought to them Our signs they laughed at them,
Mûsa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.But when he brought to them Our signs they laughed at them,
İşte bugün, iman sahipleri, küfre batmışlara gülüyorlar.So, the believers will laugh at the infidels on that day,
Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.The sinners indeed laughed at believers
Buradaki insanlar şakalarıma gülüyorlar.La gente aquí se ríe de mis bromas.
Kızlar kıpır kıpır, dans ediyorlar ve zıplıyorlar, gülüyorlar ve şarkı söylüyorlar.Девчушки-непоседы танцуют и прыгают, смеются и поют.
Yanımdan geçerken Ermenice bir şeyler mırıldanıyor ve yüzüme bakarak gülüyorlardı.Nazire im se smiješak dok ponosno stoje i gledaju naprijed.
'1978 yılında bir tecrübe yaşadım. Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...''vuonna 1978 minulla oli tällainen kokemus: olin sillalla kävelemässä,'
Ahh? [daha fazla gülüyorlar] Arunachala özel bir yer...Ah bon ?
Ahh? [daha fazla gülüyorlar] Arunachala özel bir yer...AHH (más risas)
Alınacak ders: bir daha deneme." (Gülüyorlar)N'essaye même pas" (Rires)
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.A boli priatelia, tak sa objímali a smiali sa a ich tváre boli asi takto vzdialené.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Byli przyjaciółmi, przytulali się śmiali się, a ich twarze były o tak blisko.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Byli to přátelé, vzájemně se obejmuli, smáli se a jejich obličeje byly asi tolik od sebe.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Erano amici, e si abbracciarono e ridevano, e le loro facce erano vicine così.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Erau prieteni şi s-au îmbrăţişat şi râdeau, iar feţele lor erau atât de aproape.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Et ils étaient amis, et ils se sont serrés dans les bras et ils riaient, et leurs visages étaient à ça.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Jóban voltak, megölelték egymást, egymással nevetgéltek, és az arcuk ilyen közelre volt egymástól.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.그들은 친구 였습니다, 그래서 서로 포옹했고, 웃고 있었고, 그들은 얼굴을 이 정도로 가까이 하고 있었습니다.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Là bạn bè, họ ôm chầm lấy nhau rồi họ cùng cười phá lên, và mặt họ chỉ cách xa nhau từng này thôi.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Mereka berteman, dan mereka saling berpelukan, dan mereka tertawa, dan jarak wajah mereka sejauh ini.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Y eran amigos y se abrazaban y se reían y sus caras estaban así de cerca.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Ze waren vrienden. Ze omhelsden elkaar. Ze waren aan het lachen.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Είναι φίλοι και αγκαλιάστηκαν και γέλαγαν με τα πρόσωπά τους σε μια τέτοια απόσταση.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Вони були друзями.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Они были друзьями, и они сжимали друг друга в объятиях, смеялись, и их лица были вот на столько близко.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Те бяха приятели и се прегърнаха, те се смееха, а лицата им бяха ей на такова разстояние.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.הם היו ידידים, והתחבקו והם צחקו, והמרחק בין פרצופיהם היה כזה.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.لقد كانوا أصدقاء، فاحتضنا بعضهم البعض وكانا يضحكان، بالكاد توجد مسافة بين وجهيهما.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.笑いながら こんな近くで話すんです お互いの両腕を上へ下へと
Aslında, üzgün değilim - çok mutluyum! [gülüyorlar]Meg kell tudnod, hogy ki vagy.
Aslında, üzgün değilim - çok mutluyum! [gülüyorlar]Tai en ole pahoillani - olen onnellinen"
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...' '...bir timsah sıçrayıp bacağımın bir tanesini ısırdı.Je marchais sur un pont.. un alligator s'est précipité et a arraché ma jambe.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...' '...bir timsah sıçrayıp bacağımın bir tanesini ısırdı.Procházel jsem se po mostě, vyskočil aligátor a ukousl mi nohu.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Épp egy hídon sétáltam át, amikor"
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'I ging gerade über eine Brücke.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Mergeam eu pe un pod.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Przechodziłem przez most kiedy aligator skoczył i odgryzł moją nogę.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Как-то шел я по мосту, [смех участников]" тут выскочил крокодил и откусил мне ногу.
Bu gülme nereden geliyor peki? - Pardon... [gülüyorlar] Ahhh...Vagy honnan jön ez a nevetés? ...be kellene fejeznem ezt... minden remeg a nevetéstől
Bu gülme nereden geliyor peki? - Pardon... [gülüyorlar]Waar komt deze lach van?
Bu gülme nereden geliyor peki? - Pardon... [gülüyorlar]笑いを止めなければ