gülümsedi ile cümle
gülümsedi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Gülümsedik Gökyüzüne 09.8番ライト、背番号09。
Alice gülümsedi.アリスは微笑んだ。
Bana gülümsedi.Усмихна ми се.
Şarkı söylerken o, bana gülümsedi.Той ми се усмихна, докато пееше песен.
Şarkı söylerken o, bana gülümsedi.Той ми се усмихна, докато пееше.
Einstein o gün defalarca kameralara gülümsedikten sonra bu sefer dilini çıkardı.Pošto je to već učinio mnogo puta tog dana, Einstein je umjesto osmjeha isplazio svoj jezik.
Her ikisi de Diane'e dönüp, gülümsedikten sonra kadın oradan uzaklaşır.Obje se zatim okrenu i zajedljivo smiješe Diane.
Marie Antoinette papaza dönerek gülümsedi ve "Cesaret mi?Antoaneta se okrenula prema njemu i s podsmijehom odgovorila: "Hrabrost?
Sonraları sürekli gülümsediği için önce Smiley, sonra da Miley lakabını almıştır.Dobila je nadimak Smiley (Smješko), a poslije skraćeno u Miley jer kao beba se nije prestajala smijati.
Sonraları sürekli gülümsediği için önce Smiley, sonra da Miley lakabını almıştır.Dostala prezývku „Smiley“, ktorá sa neskôr skrátila na „Miley“, pretože sa často usmievala ako malé dieťa.
Sonraları sürekli gülümsediği için önce Smiley, sonra da Miley lakabını almıştır.Njen vzdevek je že v otroštvu postal »Smiley« in kasneje »Miley«, saj se je kot dojenček kar naprej smehljala.
İki genç kız mutlu bir şekilde gülümsedi.Dvi jaunos merginos laimingai šypsojosi.
Gülümsedi ve müdürün ofisine geri döndü.Ta tüdines sellest ja pöördus tagasi spordiinstruktori ameti juurde.
Babam, "bu Wallace" dedi, ben de gülümsedim."Das ist ja Wallace!" Und ich lächelte ihn an, denn ich war froh ihn zu sehen.
Babam, "bu Wallace" dedi, ben de gülümsedim.그는 말했다 "이 월 러 스는" 나는 미소
Babam, "bu Wallace" dedi, ben de gülümsedim.قال "هذا والاس" ثم ابتسمت
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Er sah mich an und ich lächelte, und dann sah ich Tränen in seinen Augen aufsteigen.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Et il m'a regardé, il a sourit, et ensuite j'ai vu des larmes dans ses yeux.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Hij keek naar me, ik glimlachte en toen zag ik de tranen in zijn ogen.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.그가 절 쳐다봤구요. 전 살짝 미소지었습니다. 그리고 저는 그의 눈에 눈물이 고인 것을 보았습니다.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Me miró y yo sonreí. Entonces sus ojos se comenzaron a llenar de lagrimas, y no parpadeaba.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Mi guardò, io gli sorrisi, e poi vidi che gli occhi iniziavano a riempirsi di lacrime .
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Si s-a uitat la mine, si eu i-am zambit, si apoi am vazut lacrimile cum se formau in ochii lui.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Spojrzał na mnie i uśmiechnął się, i wtedy dostrzegłam łzy w jego oczach.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Он смотрел на меня и я улыбнулась, а потом увидела, что в его глазах стоят слезы.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Погледна ме, аз се усмихнах, и тогава видях сълзите, които изпълваха очите му.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.והוא הביט בי, ואני חייכתי, ואז ראיתי את הדמעות נקוות בעיניו.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.ونظر لي مباشرة , و إبتسم , وعندئذ رأيت عينيه إغرورقت بالدموع .
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.すると 彼の眼に涙があふれていました 瞬きもしようとしませんでした
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Aku tersenyum untuk berpikir bahwa, setelah semua, tetapi dia itu, dari kita dua, yang memiliki cahaya.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Ho sorriso a pensare che, dopotutto, era ancora lui, di noi due, che avevano la luce.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Hymyilin ajatella, että loppujen lopuksi se oli kuitenkin hän, me kaksi, jotka olivat valon.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.I-am zambit să cred că, la urma urmei, a fost totuşi el, dintre noi doi, care au avut lumina.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Ich lächelte zu denken, dass, nachdem alle, es war doch er, der uns beiden, die das Licht hatte.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Ik glimlachte om te denken dat, na alles, het toch was hij, van ons twee, die het licht.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Jag log att tro att, trots allt, det var ändå han, av oss två, som hade ljuset.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.J'ai souri à penser que, après tout, il était pourtant il, de nous deux, qui avait de la lumière.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Jeg smilede til at tro, at trods alt, det endnu var han, af os to, der havde lyset.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.나는 결국, 아직 빛을했다 둘다의 사람이었습니다,라고 생각하는 미소를 지었다.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Mosolyogtam arra gondolni, hogy végül is, ez mégis, közülünk kettő, aki a fény.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Nasmehnil sem se misliti, da je, navsezadnje, je bilo še on, od nas dva, ki je imel luči.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Sonreí al pensar que, después de todo, fue sin embargo, de nosotros dos, que tenía la luz.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Sorri a pensar que, afinal, ainda estava ele, de nós dois, que tiveram a luz.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Tôi mỉm cười nghĩ rằng, sau khi tất cả, nhưng ông, hai chúng tôi, những người có ánh sáng.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Usmál jsem se k názoru, že, konec konců, byl to on, z nás dvou, kteří měli světlo.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Usmial som sa k názoru, že, koniec koncov, bol to on, z nás dvoch, ktorí mali svetlo.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Uśmiechnąłem się myśleć, że po wszystkim, to mimo to, z nas dwóch, którzy mieli światła.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Χαμογέλασα να πιστεύω ότι, μετά από όλα, ήταν ακόμη ο ίδιος, από εμάς τους δύο, ο οποίος είχε το φως.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Усмихнах се, да се мисли, че в края на краищата, той беше още той, на нас двамата, които са светлината.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Я посміхнувся, щоб думати, що, врешті-решт, це був все ж він, з нас двох, які світло.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.Я улыбнулся, чтобы думать, что, в конце концов, это был все же он, из нас двоих, которые свет.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.חייכתי לחשוב, אחרי הכל, היה זה אך הוא, בנו של שני, שהיה לו את האור.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.ابتسمت ان يفكر في ان ، وبعد كل شيء ، ولكنه كان ، واحد منا الثاني ، الذي كان الضوء.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.そして私は悲しかった。白紙の状態、彼は言いましたか?
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.A oni se podívali jeden na druhého a usmáli se, jako že to byla správná odpověď.
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler. Daha sonra dediler ki,Eles olharam um para o outro e sorriram, como se essa fosse a resposta certa e depois disseram:
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.E loro si guardarono l'un l'altro e sorrisero, come se fosse la risposta giusta.
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.En ze keken elkaar aan en glimlachten, alsof dat het juiste antwoord was.
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.He katsoivat toisiaan ja hymyilivät, kuin se olisi ollut oikea vastaus.
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.Ils se sont regardés et ont souri, j'avais donné la bonne réponse.