gülümsedi ile cümle

gülümsedi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Biz gülümsedik.We smiled.
Tom, olanları duyduğunda gülümsedi.When Tom heard about what happened, he smiled.
Tom mahcupça gülümsedi.Tom smiled shyly.
Mary biraz gülümsedi.Mary smiled a little.
O gülümsediği zaman kendimi eriyor gibi hissediyorum.When she smiles, I feel like melting.
O gülümsediğinde kendimi eriyor gibi hissediyorum.When she smiles, I feel like melting.
Tom'un yüzünü göremedim ama gülümsediğinden emindim.I couldn't see Tom's face, but I was sure he was smiling.
Tom'a baktım ve hâlâ gülümsediğini gördüm.I looked at Tom and saw he was still smiling.
Tom'a baktım ve onun hâlâ gülümsediğini gördüm.I looked at Tom and saw that he was still smiling.
Tom sana gülümsedi, değil mi?Tom smiled at you, didn't he?
O bana gülümsedi, sonra ben de ona gülümsedim.He smiled at me and then I smiled at him.
Tom Mary'ye gülümsedi ve sonra o ona gülümsedi.Tom smiled at Mary and then she smiled at him.
Tom, Mary'nin onu öpmek üzere olduğunu fark ettiğinde gülümsedi.Tom smiled when he realized that Mary was about to kiss him.
Tom Mary'nin kendisine gülümsediğini gördü.Tom saw Mary smiling at him.
Tom seyircilere gülümsedi.Tom smiled at the audience.
Uzun boylu adam ona bakıp gülümsedi.The tall man looked at her and smiled.
Üç kız geçerken Tom'a gülümsedi.The three girls smiled at Tom as they walked by.
Uçuş görevlisi William'a gülümsedi ve nazikçe onu koltuğuna yönlendirdi.The flight attendant smiled at William and kindly directed him to his seat.
Karl, Rima'ya gülümsedi.Karl smiled at Rima.
Onu bunu gülümsedi bir kişi baktı ne kadar güzel meraklı olduğunu düşünüyorum.It made her think that it was curious how much nicer a person looked when he smiled.
Ha Ni'nin en hoş hali gülümsediği anlardır.Ha Ni is the prettiest when she's smiling.
Gülümsedi gördün mü?Did you see him smile?
Ve siz daha çok hata yaptıkça, anne babanız daha fazla gülümsedi.And the more mistakes you made, the more your parents smiled.
Kurnazca gülümsedi.She smiles slyly.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.And he looked at me, and I smiled, and then I saw the tears start welling up in his eyes.
Kraliçe gülümsedi ve geçti.The Queen smiled and passed on.
Çok şaşırdı, gülümsedi ve ben basıldığında eve saldırı.He was startled, smiled, and I pressed my attack home.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.I smiled to think that, after all, it was yet he, of us two, who had the light.
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerAnd when you smile, the whole world stops and stares for a while,
Ona bakıp gülümsedim, ama o çok ciddiydi.And I would look at her and I'd smile, but she was very serious.
Ona gülümsedin mi?Did you smile for him?
Her zaman gülümsediğim gibi.Like my usual self.
Sen gülümsediğinde... ben de ister istemez iyi hissetmeye başlıyorum...When you smile I start to feel good.
Satır Park taksi aşağı çekmek istiyorum! "Jeeves babadan gülümsedi.I want to take a taxi down to Park Row!" Jeeves smiled paternally.
Bu yüzden bu tür kelimeleri işitme göğüslemiş ve montajı üzerinde güleryüzle gülümsedi.So I braced on hearing these kind words and smiled genially on the assemblage.
Tanrının siz siz olduğunuz zaman gülümsediğini biliyor muydunuz?When my little kids -- when my kids were little -- they're all grown now, I have grandkids --
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.And they looked at each other and smiled,
Oppa bana baktı ve gülümsedi!Oppa looked at me and smiled!
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiShe gave me an indulgent smile, and as punishment, she said,
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.I smiled on them when they had no confidence. They didn't reject the light of my face.
(Süleyman) onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim!So he [Sulaiman (Solomon)] smiled, amused at her speech and said: "My Lord!
"Gülümsedi ve elini salladı" dedi Ellsworth."He grinned and waved his hand," Ellsworth said.
"Gülümsediğinde 32 dişini görebiliyordum."[1]"When he grinned, I could see both rows of his teeth,"[24]
Sonra gülümsedi ve sevgili kedisini üç kez hafifçe okşadı.[1][2]He then smiled and gently stroked his beloved cat three times.[7][8]
Arkadaşlarına gülümsedi.He grinned to his companions.
Bana gülümsedi.Sie hat mich angelächelt.
Dün, o bana gülümsedi.Gestern hat sie mich angelächelt.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.Die alte Dame lächelte ihrer Enkelin zu.
Tom gülümsedi ama cevap vermedi.Tom hat gelächelt, aber nicht geantwortet.
Tom bile gülümsedi.Selbst Tom lächelte.
Tom margaritasından bir yudum aldı ve gülümsedi.Tom nahm einen Schluck von seiner Margarita und lächelte.
Bugün gülümsedin mi?Hast du heute schon gelächelt?
Ben gülümsedim sadece.Ich lächelte nur.
Bana gülümsedi.Elle m'a souri.
Profesör gülümsedi.Le professeur sourit.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.La vieille dame sourit à sa petite-fille.
O bana gülümsedi, sonra ben de ona gülümsedim.Il m'a souri, puis je lui ai souri.
Gülümsedi ve müdürün ofisine geri döndü.Il sourit amèrement et remonte vers le commissariat.
Gülümsediği zaman dişleri inci gibi par­lardı.Ses mâchoires étaient caractérisée par des dents en forme de pieu.
Gülümsedik Gökyüzüne 09.APSURSI '09.

İlgili Sayfalar