gülümsedi ile cümle
gülümsedi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
4
ORT. KELİME
Profesör gülümsedi.The professor smiled.
Ne söyleyeceğini bilmediği için sadece gülümsedi.Not knowing what to say, she just smiled.
Mike gülümsedi.Mike smiled.
Nancy mutlu şekilde gülümsedi.Nancy smiled happily.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.The old lady smiled at her granddaughter.
İki genç kız mutlu bir şekilde gülümsedi.The two young girls smiled happily.
Kız bana gülümsedi.The girl smiled at me.
Şans sonra bize gülümsedi.Luck smiled on us then.
Judy bana gülümsedi.Judy smiled at me.
Ama çiftçi ona gülümsedi.But the farmer smiled at him.
Kim tatlı tatlı gülümsedi.Kim smiled sweetly.
Alice gülümsedi.Alice smiled.
İki leydi birbirine gülümsedi.The two ladies smiled at each other.
Bebek bana gülümsedi.The baby smiled at me.
Büyükbabam başını salladı ve gülümsedi.My grandfather nodded and smiled at me.
Diğer çocuklar gülümsedi.The other boys smiled.
Uzun adam Tom'a baktı ve gülümsedi.The tall man looked at Tom and smiled.
Sadako, onlara gülümsedi.Sadako smiled at them.
İki erkek kardeş birbirine gülümsedi.The two brothers smiled at each other.
Ona söyleyip gülümsedi.He told her and she smiled.
Onlar birbirlerine gülümsedi.They smiled at each other.
Bize gülümsedi ve trene bindi.He smiled at us and got on the train.
Bana gülümsedi ve trene bindi.He smiled at me and got on the train.
O, elini kaldırdı ve gülümsedi.He raised his hand and smiled.
O, geriye baktı ve bana gülümsedi.He looked back and smiled at me.
Onunla tokalaştı ve gülümsedi.He shook hands with her and smiled.
O, gülümsedi ve ayrıldı.He smiled and left.
O, gülümsedi ve hoşça kal dedi.He smiled and said goodbye.
Onlar birbirlerine gülümsediler.They smiled at one another.
Bana gülümsedi.She smiled at me.
O, mutlu şekilde gülümsedi.She smiled happily.
O, hüzünlü olarak gülümsedi.She smiled sadly.
O elinde olmadan gülümsedi.She smiled, not being able to help it.
O gülümsedi.She smiled.
Gülümsedi ve küçük hediyemi kabul etti.She smiled and accepted my little present.
Aynada kendine gülümsedi.She smiled at herself in the mirror.
O, ne demek istediğimi anladı ve gülümsedi.She took my hint and smiled.
O bana baktı ve gülümsedi.She looked at me and smiled.
O, etrafında döndü ve gülümsedi.She turned around and smiled.
Annesine bakarak gülümsedi.She smiled at the sight of her mother.
O, arkadaş canlısı kahverengi gözlerle bana gülümsedi.She smiled at me with friendly brown eyes.
Ünlü piyanist gülümsedi.The famous pianist smiled.
Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Yaşlı kadın bir rahatlama iç çekişiyle gülümsedi.The old woman smiled with a sigh of relief.
O, bebeğine gülümsedi.She smiled at her baby.
O, huzursuzca ona gülümsedi.She smiled at him uneasily.
O ona gülümsedi.She smiled at him.
Tom Mary'ye gülümsedi.Tom smiled at Mary.
Tom Mary'ye neden gülümsediğini sordu.Tom asked Mary why she was smiling.
Kader bana gülümsedi.Fate smiled upon me.
Tom aynada kendine gülümsedi.Tom smiled at himself in the mirror.
Tom ve Mary birbirlerine baktı ve gülümsedi.Tom and Mary looked at each other and smiled.
Sita gülümsedi.Sita smiled.
Sita kibarca gülümsedi.Sita smiled pleasantly.
Senin gülümsediğini göreli uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you smile.
Senin gülümsediğini gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you smile.
Ona merhaba dedim ve o gülümsedi.I said hello to her and she smiled.
Güneş her sabah pencereden gülümsedi.The Sun smiled through the window every morning.
Şarkısını söylerken bana gülümsedi.She smiled at me while she sang a song.
Dün, o bana gülümsedi.Yesterday she smiled at me.