gülümsüyor ile cümle
gülümsüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Je savais que ça serait un défi, mais c'était en fait une bénédiction, parce que Maria souriait toujours.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.어렵다는건 알았지만 사실 다행스러운 점도 있었어요, 왜냐하면 마리아는 항상 웃었거든요.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Sabia que ia ser um desafio mas, na realidade, foi uma benção, porque a Maria estava sempre a sorrir.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Sabía que sería difícil, pero fue realmente una bendición, porque María siempre sonrió.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Sapevo che questo sarebbe stato impegnativo, ma era in realtà una benedizione, perché Maria sorrideva sempre.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Saya tahu itu akan sulit, namun sebenarnya itu adalah berkat karena Maria selalu tersenyum.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Știam că va fi greu, dar de fapt a fost o binecuvântare pentru că Maria zâmbea tot timpul.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Tôi biết rằng đây sẽ là một thử thách, nhưng điều này thực sự là một phước lành bởi vì Maria luôn mỉm cười.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Tudtam, hogy kihívás lesz, de tulajdonképpen áldásnak bizonyult, mert Maria mindig mosolygott.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Věděla jsem, že by to bylo náročné, ale ve skutečnosti to bylo požehnání, protože Maria se vždy usmívala.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Vedela som, že to bude obtiažne, ale pravdu povediac to bolo požehnanie, pretože Mária sa vždy usmievala.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Wiedziałam,że to będzie trudne, jednak okazało się błogosławieństwem, bo Maria zawsze się uśmiechała.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Ήξερα ότι θα ήταν πρόκληση, αλλά ουσιαστικά ήταν ευλογία, επειδή η Μαρία πάντα χαμογελούσε.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Знаех, че това ще бъде предизвикателство, но всъщност беше благословия, защото Мария винаги се усмихваше.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.Я думала, что это будет испытанием, но это оказалось благословением, потому что Мария постоянно улыбалась.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.לכך שאהיה לידה. ידעתי שזה יהיה מאתגר, אבל זו הייתה למעשה ברכה, מאחר שמריה תמיד חייכה.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.كنت أعلم أنه سيكون تحديا ، لكن في الحقيقة كان نعمة ، لأن ماريا كانت تبتسم دائما.
Sıkıntı verici olacağını biliyordum, fakat aslında tanrının bir lütfuydu, çünkü Maria daima gülümsüyordu.彼女は笑顔を絶やさなかった 彼女はいつも幸せそうでした 話せるようになった時も
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.자, 제가 웃어봅니다 :D
Tamam. Şimdi gülümsüyorum. (Kahkahalar)Takže já se teď usmívám (Smích)
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.Rồi, tôi đang cười.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.Więc, teraz się uśmiecham.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.Οκέι, λοιπόν χαμογελάω.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.Итак, я улыбаюсь.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.Отож я посміхаюсь.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.אוקי, אז אני מחייך.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.حسناً. أنا أبتسم.
Tamam. Şimdi gülümsüyorum.(笑)
Tarihi araştırmalarda ve belgelerde bulunan şey... ...şu an tam karşımda gülümsüyor.Aki egyszer majd egy történelmi alak lesz, az most felszabadultan nevetve ül előttem.
Tarihi araştırmalarda ve belgelerde bulunan şey... ...şu an tam karşımda gülümsüyor.Αυτό που υπήρχε μόνο σε έγγραφα και ιστορικές έρευνες... Είναι ακριβώς μπροστά μου χαμογελώντας.
Tarihi araştırmalarda ve belgelerde bulunan şey... ...şu an tam karşımda gülümsüyor...ماكان موجودا على الورق والابحاث التاريخية يبتسم ابتسامة عريضة لك
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Emlekszem rá, ahogy a munkapad mögött ült, mosolyogva.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Ich erinnere mich, wie ich ihn lächelnd an der Werkbank sitzen sah.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Ik herinner me dat hij achter de werkbank zat te glimlachen.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Îl văd stând în spatele mesei de montaj, zâmbind.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Je me souviens de lui, assis derrière la table de travail en souriant.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.전 작업대에서 일하면서 웃고 있는 그를 기억합니다.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Lo recuerdo sentado detrás del banco de trabajo sonriendo.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Lo ricordo sorridere seduto dietro la panca da lavoro.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Pamätám si ho, ako sedí usmiaty za pracovným stolom.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Pamatuji si, jak seděl za pracovním stolem a usmíval se.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Pamiętam go uśmiechniętego, kiedy siedział za warsztatem.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Recordo-o sentado atrás da bancada a sorrir.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Tôi còn nhớ anh ta ngồi sau chiếc ghế làm việc và mỉm cười.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Θυμάμαι καθόταν πίσω από τον πάγκο χαμογελώντας.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Помня как седеше на работното място и се усмихваше.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.Я помню, как он сидел за верстаком и улыбался.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.מחמוד נראה גבוה יותר. אני זוכר איך הוא ישב מאחורי שולחן העבודה כשחיוך מרוח על פניו.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.اتذكره جالسا يضحك وراء طاولة العمل.
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.彼は生まれ変わったのです
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.A já se usmívám tak trochu nuceně, mám ten pocit, protože ta dívka, kterou jsem měl, odešla.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Dan saya berlayar, agak sedikit terpaksa saya kira, karena kekasih saya, baru pergi.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Én mosolygok, azt hiszem egy kicsit kényszeredetten, mert a barátnőm, sajnos lelépett.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Ik lach, een beetje geforceerd, denk ik, want mijn meisje, man, ze was weg.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.I uśmiecham się na nim trochę sztucznie ponieważ dziewczyna z którą byłem odeszła ode mnie.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.저는 웃고 있지만 제 생각에는 억지로 그랬던 것 같습니다. 왜냐하면 그 여자는 아주 떠나가버렸기 때문이죠.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Mon sourire est un peu forcé, je crois, parce que cette fille que j'avais, elle m'avait quitté pour de bon.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Og jeg smiler, anstrengt, tror jeg, fordi pigen jeg havde, manner, hun var væk.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Penso que estou a sorrir de modo forçado por causa da rapariga que eu tinha, ela tinha-se ido embora.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.Sto sorridendo, un sorriso un po' forzato, credo, perché la mia ragazza mi aveva lasciato.