gülü ile cümle
gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, ne demek istediğimi anladı ve gülümsedi.She took my hint and smiled.
O bana utangaç bir gülümseme verdi.She gave me a shy smile.
O bana baktı ve gülümsedi.She looked at me and smiled.
O, etrafında döndü ve gülümsedi.She turned around and smiled.
O, benimle bir gülümseme ile konuştu.She spoke to me with a smile.
Annesine bakarak gülümsedi.She smiled at the sight of her mother.
O bana gülümseyerek bir şarkı söyledi.She sang a song, smiling at me.
O, yaşlı kadına sıcak bir gülümseme fırlattı.She shot a warm smile at the old lady.
Onun elinde bir gülü vardı.She has a rose in her hand.
O, hüzünle gülümseyerek konuşmaya başladı.Smiling sadly, she began to talk.
Gülümsemeler her zaman zevk göstermez.Smiles do not always indicate pleasure.
Gülümsemeye devam edin.Keep on smiling.
O, arkadaş canlısı kahverengi gözlerle bana gülümsedi.She smiled at me with friendly brown eyes.
Rüzgar gülü kuzeyi işaret ediyor.The weather vane points north.
Işıl ışıl gülümseyen anne, bebeğine elini uzattı.The mother extended her hand to her baby, smiling brightly.
Ünlü piyanist gülümsedi.The famous pianist smiled.
Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Yaşlı kadın bir rahatlama iç çekişiyle gülümsedi.The old woman smiled with a sigh of relief.
Kaybeden gülümserse kazanan zaferin heyecanını kaybeder.If the loser smiled the winner will lose the thrill of victory.
Kız şarkı söyleyip dans ediyor ve sonra bana gülüyor.The girl sings and dances and then laughs at me.
Ne zaman bu şarkıyı dinlesem, onun gülümsemesini düşünürüm.Whenever I hear this song, I think of his smile.
Gülümsersen mutlu olacağım.If you smile, I'll be happy.
Kahkaha kibire karşı tek tedavidir ve kibir gülünebilir tek hatadır.Laughter is the only cure against vanity, and vanity is the only laughable fault.
O, bebeğine gülümsedi.She smiled at her baby.
Nancy nadiren gülümser.Nancy seldom smiles.
Ruslar asla gülümsemez.Russians never smile.
Sırf gülümsemeni tekrar görmek için okyanusu boydan boya yüzerdim.I would swim through the ocean just to see your smile again.
Bana kocaman bir gülücük verdi.She gave me a wide smile.
O zoraki bir gülümseme idi.It was a forced smile.
Keiko bize her zamanki gibi hoş bir gülümseme gösterdi.As always, Keiko showed us a pleasant smile.
Kırışıklıklar sadece gülüşlerin nerede olduğunu göstermelidir.Wrinkles should merely indicate where smiles have been.
Biz akşamı gülüp fıkra anlatarak geçirdik.We spent the evening laughing and telling jokes.
Ben onun saflığına gülüyorum.I'm laughing at his naïveté.
Bu gülünecek şey değil.It's not a laughing matter.
Resimde herkes gülümsüyor.Everyone is smiling in the picture.
O, diş teli taktığından beri neredeyse onun gülümsemesini görmedim.Since she got her braces, I've hardly seen her smile.
Senin mutlu olacaksın diye gülüyorum.I am laughing so that you will be happy.
Bana öğretmeyecek misin? Bu gülünç!You're going to teach me? That's laughable!
O, hep gülümser.She always smiles.
Yüzünde bir gülümseme ile ona yaklaştı.She approached him with a smile on her face.
O, ona büyük bir gülücük verdi.She gave him a big smile.
Onun gülümsemesini gördü.She saw him smile.
O, huzursuzca ona gülümsedi.She smiled at him uneasily.
O ona gülümsedi.She smiled at him.
Onun yüzünde bir gülümseme vardı.He had a smile on his face.
Onun çok güzel bir gülüşü var.She has a very beautiful laugh.
O adam gerçek bir rüzgar gülü: O sürekli fikrini değiştirir.That guy is a real weather vane: he constantly changes his mind.
Gülümseme daha güzel olmak için ucuz bir yoldur.Smiling is a cheap way to be prettier.
Tom'un hoş bir gülümsemesi var.Tom has a nice smile.
Tom her zaman gülümsüyor gibi görünüyor.Tom always seems to be smiling.
Tom'a Mary tarafından gülündü.Tom was laughed at by Mary.
Tom Mary'ye gülümsedi.Tom smiled at Mary.
Tom Mary'ye neden gülümsediğini sordu.Tom asked Mary why she was smiling.
Odaya girdiğinde Tom gülümsemiyordu.Tom wasn't smiling when he entered the room.
Kader bana gülümsedi.Fate smiled upon me.
Bana gülüyor musun?Are you laughing at me?
Tom Mary'ye gülümseyemeyecek kadar çok yorgundu.Tom was too tired to even smile at Mary.
Tom gülümsemeye çalıştı, ama yapamadı.Tom tried to smile, but couldn't.
Tom aynada kendine gülümsedi.Tom smiled at himself in the mirror.
Tom gülümsemeye direndi.Tom resisted smiling.
İlgili Sayfalar