gülü ile cümle
gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
Tom Mary'nn gülümsediğini gördüğünde, o da gülümsedi.When Tom saw Mary smile, he smiled, too.
Tom Mary'ye gülüyordu.Tom was laughing at Mary.
Tom Mary'yi gördüğünde gülümsedi.Tom smiled when he saw Mary.
Onlar neye gülüyorlardı?What were they laughing at?
Tom Mary'ye gülüyor muydu?Was Tom laughing at Mary?
Kimi gülümsedi - Buna inanamıyorum!Kimi smiled — I can't believe it!
Bu gülün vericisi misin yoksa alıcısı mısın ?Are you the giver or the receiver of this rose?
Herkes gülümsemeye devam ediyor.Everyone keeps on smiling.
Tom sana gülüyor.Tom is laughing at you.
Neye gülümsüyorsun, Tom?What are you smiling at, Tom?
Tom Mary'ye baktı ve gülümsedi.Tom looked at Mary and smiled.
Tom beni gördüğünde gülümsedi.Tom smiled when he saw me.
Belki Tom Mary'ye gülüyordu.Perhaps Tom was laughing at Mary.
Tom Mary'nin mektubunu okurken gülümsedi.Tom smiled as he read Mary's letter.
Seni ne gülümsetti?What made you laugh?
Tom Mary'ye gülümsedi fakat o tekrar gülmedi.Tom smiled at Mary, but she didn't smile back.
Ona bir gülümseme ver.Give him a smile.
Ona bir gülümse.Give her a smile.
Onlara gülümsedik.We smiled at them.
Onlar sana gülümsedi.They smiled at you.
Ona gülümsediler.They smiled at him.
Onlar ona gülümsedi.They smiled at her.
Herkes bize gülümsedi.Everyone smiled at us.
Herkes onlara gülümsedi.Everyone smiled at them.
Herkes bana gülümsedi.Everyone smiled at me.
Herkes ona gülümsedi.Everyone smiled at him.
Onlara gülüyorum.I'm laughing at them.
Ben ona gülüyorum.I'm laughing at him.
Biz ona gülüyorduk.We laughed at her.
Tom kendi esprilerine gülüyor.Tom laughs at his own jokes.
Dan gülümsemedi bile.Dan didn't even smile.
Tom'un gülüp gülmediğini ya da ağlayıp ağlamadığını söylemek zor.It's hard to tell whether Tom is laughing or crying.
Tom başarısızca gülümsemeye çabaladı.Tom tried, unsuccessfully, to smile.
Tom, gülümsemekten kendini alıkoyamadı.Tom couldn't wipe the smile off his face.
Onlar bizi bir gülümsemeyle karşıladılar.They greeted us with a smile.
Tom şimdi gülümsüyor.Tom is smiling now.
Tom May'nin gözlerine derinden baktı ve gülümsedi.Tom looked deeply into Mary's eyes and smiled.
Kendini gülünç duruma düşürme.Don't make a fool of yourself!
Seni ne gülümsetir?What makes you smile?
Ailen kendini gülünç duruma düşürdü.Your family has become a laughing stock.
O, bir gülümseme ile hayal kırıklığını gizledi.She covered up her disappointment with a smile.
Bu şarkıyı her duyduğumda, senin gülüşünü düşünürüm.Every time I hear this song, I think of your smile.
Bütün akşam yüzünde aptalca bir gülümseme vardı.He had a silly smile on his face the whole evening.
O, yüzünde bir gülümseme ile bize doğru yürüdü.She walked towards us with a smile on her face.
O çok gülümser.She smiles a lot.
Uluslararası oteldeki misafirler sık sık kafa sallar ve gülümser.The guests in the international hotel often nod and smile.
Bazen gülümsemek için bir çiçek yetmeli.Sometimes a flower should be enough to smile.
Bu kesinlikle gülünç.This is absolutely ridiculous.
Bu düpedüz gülünç.This is utterly ridiculous.
Bu kavram gülünç.This notion is ridiculous.
Bu hikaye gülünç.This story is ridiculous.
Bu gülünç ötesinde.This is beyond ludicrous.
O çok gülünç olurdu.That would be ridiculous.
Şarkı sözleri gülünçtü.The lyrics are humorous.
O fikir gülünç.That idea is ridiculous.
O neden gülünç?Why is that ridiculous?
Ne gülünç bir kavram!What a ridiculous concept!
Tom gülümseyerek durdu ve bana pis pis baktı.Tom stopped smiling and gave me a dirty look.
Gülümsemeni özlüyorum.I miss your smile.
Tom ve Mary neden gülüyorlar?Why are Tom and Mary laughing?
İlgili Sayfalar