"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"Taugte nichts, ging nach Hause." (Gelächter)
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"Vô ích, về nhà thôi." (Tiếng cười)
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"Δεν υπαρχει νόημα, πήγα σπίτι." (Γέλια).
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"Бесполезно. Ушёл домой". (Смех в зале).
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"Марно. Пішов додому". (Сміх у залі).
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"Няма смисъл, отидох вкъщи." (смях).
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"אין טעם. הלכתי הביתה." [צחוק]
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)لا فائدة، عدت إلى المنزل (ضحك)
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)「やり方が分からない 指示書はどこにあるんだ?」
"Carne, diplomat olmak için çok zeki olmak zorundasın." (Gülüşmeler) Hedefim kesinleşmişti."Carne, con phải thông minh mới làm được" (cười) thế là khát vọng của tôi được định đoạt.
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Al demonio. Me voy." (Risas)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)All'inferno. Vado via." (Risate)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)A pokolba vele. Eljárás ki." (Nevetés)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Chết tiệt. Pó tay." (Cười)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Chrzanić to. Bardzo nie działa." (Śmiech)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)"Er is iets mis met de airconditioning -- geur van brandende V-snaren in de lucht. "
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)La naiba cu tot. Plecat." (Hohote de râs)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)"Plus de contrôle principal. Fait chier.
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Zum Teufel damit. Ganz aus." (Gelächter)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Να πάει στο διάολο. Κλείνει τελείως" (Γέλια)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Гори вона у пеклі. Конкретно не працює". (Сміх у залі)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Гори она в аду. Конкретно не работает". (Смех в зале)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)Подяволите. Тръгвам си." (смях)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Befogom a pofám, és meghallgatom őket." (Nevetés)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)"Dělám něco hodně, hodně, hodně složitého. Držím hubu a poslouchám je." (Smích)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Ich halte den Mund und höre ihnen zu." (Lachen)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Ik zei: "Ik doe iets heel, heel, heel moeilijks.
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)In tako mi reče vlada: "Stori to še enkrat."
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Jag håller käften och lyssnar på dem." (Skratt)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Jeg tier stille og lytter til dem." (Latter)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Je me tais, et je les écoute. " (Rires)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)그냥 입 다물고 그들의 말을 들어줬죠." (웃음)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Me callé y les escuché". (Risas)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)(Risos)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Saya diam dan mendengarkan mereka." (Tawa)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Sto zitto e ascolto loro." (Risate)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Tac și îi ascult." (Râsete)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Tôi im miệng, và lắng nghe họ." (Cười)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Tukin turpani ja kuuntelen ihmisiä." (Naurua)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Zamykam się i słucham.
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Zavriem hubu a počúvam ich." (Smiech)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Βγάζω τον σκασμό και τους ακούω (Γέλια)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Млъквам и слушам тях." (Смях)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Я замовкаю і слухаю їх." (Сміх)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)Я замолкаю и слушаю их". (Смех)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)אני שותק ומקשיב להם." (צחוק)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)اصمت، وانصت إليهم." (ضحك)
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)(拍手)
Cezayir'de doğdum, bu yüzden kör ve Arap'ım. (Gülüşmeler)Sono nato ad Algeri, quindi sono cieco e arabo.
Churchill'e göre cesaret, hevesini kaybetmeden, bir yenilgiden diğerine geçme yeteneğidir. (Gülüşmeler)Мужество, по выражению Черчилля, это способность идти сквозь череду неудач без потери энтузиазма.
Cidden, okuldaki iki boyutlu doğrumu alabilseydim de yeterince mutlu olurdum. (Gülüşmeler)(Смях)
"Cidden, tanrım, şansım nedir?" (Gülüşme)"Eerlijk, geez, wat zijn mijn kansen?" .
"Cidden, tanrım, şansım nedir?" (Gülüşme)"Σοβαρά τώρα, τι πιθανότητες επιτυχίας έχω;" (Γέλια)
[Ciddi hatalar] (Gülüşmeler)[Ernstige vergissingen] (Gelach)
[Ciddi hatalar] (Gülüşmeler)Nagy hibák (Nevetés)
[Ciddi hatalar] (Gülüşmeler)[Sai lầm nghiêm trọng] (Tiếng cười)
[Ciddi hatalar] (Gülüşmeler)[Schwerwiegende Fehler] (Lachen)
Çince de "gelin" aslında "taze anne" anlamına geliyor. Vay canına! (Gülüşmeler)A könyvek egy mágikus kapcsolódási pontot jelentettek emberekhez akár régen éltek, akár most.
Çince de "gelin" aslında "taze anne" anlamına geliyor. Vay canına! (Gülüşmeler)"Cô dâu" trong tiếng Trung nghĩa là "người mẹ mới" (Cười)
Çince de "gelin" aslında "taze anne" anlamına geliyor. Vay canına! (Gülüşmeler)Secara harafiah pula, Bahasa Cina "mempelai wanita" berarti "ibu baru." Nah loh... (Tawa)