Bu slaytı okumanın yolu, yatay eksenden yaşınıza bakmaktır. (Gülüşmeler)Man läser detta på så vis att din ålder är på den horisontella axeln (Skratt)
Bu tabi ki, bu zavallı kişininki kadar kötü değil. (Gülüşmeler)Ale tamta osoba nie miała oczywiście jeszcze tak źle... (Śmiech)
Bu tarz bir şeyin bir öğrenciyi gerçekten okula çekebileceğini düşünüyor musunuz?" (Gülüşmeler)Πιστεύετε ότι κάτι τέτοιο θα μπορούσε στα αλήθεια να προσελκύσει έναν φοιτητή στη σχολή; " (Γέλια)
Bu tavrın yanlarına kâr kalacağını nasıl düşündüler ki? (Gülüşmeler)Και αυτό θέτει το ερώτημα, τι τους έκανε να πιστέψουν ότι μπορεί να γλίτωναν με κάτι τέτοιο; (Γέλια)
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz. (Gülüşmeler)(Gelächter)
Bu TED sunumumdan sonra, ben İsviçre'ye dönerim, ve siz de bu şekilde konuşmaya devam edersiniz. (Gülüşmeler)(Śmiech)
Bu "Tlön" üç bestecisi var ve hiçbir çalgıcısı yok. (Gülüşmeler)Đây là "Tlön," dành cho 3 người chỉ huy và không có người chơi nhạc.
Bu "Tlön" üç bestecisi var ve hiçbir çalgıcısı yok. (Gülüşmeler)Dit is 'TIön' voor drie dirigenten zonder musici.
Bu "Tlön" üç bestecisi var ve hiçbir çalgıcısı yok. (Gülüşmeler)Оно называется "Tlön", для трёх дирижёров без исполнителей.
Bu "Tlön" üç bestecisi var ve hiçbir çalgıcısı yok. (Gülüşmeler)Това е "Тлон" за трима диригента и без изпълнители.
Bu "Tlön" üç bestecisi var ve hiçbir çalgıcısı yok. (Gülüşmeler)هذه مقطوعة باسم " تلون "، تُعزَف بثلاثة إيمائيّين ودون عازفين (ضحك)
Bütün 7 yaşındakilerin bunu yaşadığını düşündüm. (Gülüşme)Tôi nghĩ mỗi 7 tuổi khi trải qua chuyện này (cười)
Bütün 7 yaşındakilerin bunu yaşadığını düşündüm. (Gülüşme)Νόμιζα πως αυτό συνέβαινε σε κάθε επτάχρονο παιδί (Γέλια)
Bütün 7 yaşındakilerin bunu yaşadığını düşündüm. (Gülüşme)Я думала що всі семирічні проходили через це (Сміх)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Assez de tout ça. (Rires)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Basta con tutto questo. (Risate)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Basta de todo eso. (Risas)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Chega disso! (Risos)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Ezekből már elég volt (Nevetés)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Genoeg daarvan. (Gelach)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Genug von all dem. (Gelächter)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)다 필요 없는 것들이죠. (웃음)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Nie potrzebowaliśmy tego. (Śmiech)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Nog med sånt. (Skratt)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Suntem sătui de așa ceva. (Râsete)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Toho bolo už dosť. (Smiech)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Toho už bylo dost. (Smích)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Zadosti je bilo tega. (Smeh)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Φτάνουν αυτά. (Γέλια)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Достатъчно за това. (Смях)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Хватит уже этого. (Смех)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)מספיק עם כל זה. (צחוק)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)يكفي ذلك (ضحك)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)トッドモーデンの住民集会で こんな話をしました
-- bütün bunların, Yüksek Mahkeme dahil, ortak noktası ne? (Gülüşmeler)(Rires)
-- bütün bunların, Yüksek Mahkeme dahil, ortak noktası ne? (Gülüşmeler)- τι κοινό έχουν όλα αυτά, συμπεριλαμβανομένου και του Ανώτατου Δικαστηρίου; (Γέλια).
-- bütün bunların, Yüksek Mahkeme dahil, ortak noktası ne? (Gülüşmeler)(Смях)
"Bütün gün acı çekebilir miyim?" diye düşünmüyor. (Gülüşmeler)"Må jag få lida hela dagen" (Skratt)
"Bütün gün acı çekebilir miyim?" diye düşünmüyor. (Gülüşmeler)"Possa eu sofrer o dia inteiro."
"Bütün gün acı çekebilir miyim?" diye düşünmüyor. (Gülüşmeler)"Ας υποφέρω όλη τη μέρα" (Γέλια)
Bu tüplerin 40 tanesi V-40 motoru gibi çalışıyordu. (Gülüşmeler)Il y avait 40 tubes, c'était donc un peu comme une V40 en guise de mémoire.
Bu tür yemekler beni kendi yemeğimi pişirmeyi öğrenmeye itti. (Gülüşme)Este tipo de cocina me llevó a aprender a cocinar por mí mismo (Risas)
Bu yıla "tehlikeli konuşma yılım" diyorum. (Gülüşmeler)Och jag kallar detta "året med de farliga talen" (Skratt)
Bu yıla "tehlikeli konuşma yılım" diyorum. (Gülüşmeler)Và tôi gọi năm đó là " năm của việc mạo hiểm nói" (cười)
Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu. (Gülüşmeler)Đó chính là sự rèn luyện để có thể trở thành một vận động viên cắt giấy đường dài (Cười)
Büyük ekonomi düşünürlerini yetiştiren yer: George Soros, Friedrich Hayek ve Mick Jagger gibi. (Gülüşmeler)Olyan nagy közgazdász gondolkodók tanultak itt, mint George Soros, és Friedrich Hayek, és Mick Jagger.
Buyurun. (Gülüşmeler)[O universo vai acabar num gás fino e frio espalhado pelo universo infinito] (Risos)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Alors, il développe des stratégies afin que le véhicule puisse communiquer avec les piétons, donc ( Rires)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Așa că dezvoltă sisteme prin care vehiculul să comunice cu piertonii. (Râsete)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Así que él está desarrollando estrategias para que el vehículo pueda comunicarse con los peatones... (Risas)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Do đó, anh ấy đang phát triển chiến lược để xe có thể giao tiếp với người đi bộ, như vậy--(tiếng cười)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Dus ontwikkelt hij strategieën zodat het voertuig kan communiceren met voetgangers, zo -- (gelach)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Er hat Strategien entwickelt, damit das Fahrzeug mit Fußgängern kommunizieren kann, und - (Gelächter)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)그래서 그 친구는 자동차가 보행자와 소통할 수 있는 걸 만들었습니다. (웃음)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Quindi sta sviluppando strategie perché il veicolo possa comunicare con i pedoni, così -- (Risate)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Takže vynašiel niekoľko stratégií pre komunikáciu takéhoto vozidla s chodcami, takže -- (Smiech)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Γι' αυτό αναπτύσσει στρατηγικές ώστε τ' όχημα να μπορεί να επικοινωνεί με τους πεζούς, οπότε -- (Γέλια)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Тогда он занялся методами коммуникации между машиной и человеком. (Смех)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)Тож він вирішив зробити так, що авто буде спілкуватися з пішоходами,... (Сміх)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)לכן הוא מפתח דרכים שהרכב יוכל לתקשר עם הולכי-רגל -- (צחוק)