Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü. (Gülüşmeler)La mia compagna aveva avuto un piromane come primo cliente (Risate)
"Arkadaşlarına iyi davran. Çünkü onlar olmadan tam bir yabancı olurdun" (Gülüşmeler)"Pórtate bien con tus amigos porque sin ellos serías un completo extraño".
"Arkadaşlarına iyi davran. Çünkü onlar olmadan tam bir yabancı olurdun" (Gülüşmeler)"Wees goed voor je vrienden. want zonder ben je een volslagen vreemdeling."
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Naurua)
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Râsete)
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Risate)
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Śmiech)
Armani.) (Gülüşmeler)(Audiencia:
Armani.) (Gülüşmeler)Grå.) (Skratt)
Armani.) (Gülüşmeler)알마니/ 네? /알마니요. 웃음
Armani.) (Gülüşmeler)(Public:
Armani.) (Gülüşmeler)(Publiek:
Armani.) (Gülüşmeler)(Publikum:
Armani.) (Gülüşmeler)(зал:
Armani.) (Gülüşmeler)(Публика:
Armani.) (Gülüşmeler)(קהל: ארמאני.) גרין: סליחה? (קהל: ארמאני.) (צחוק)
Armani.) (Gülüşmeler)(الجمهور: ارماني (ماركة ملابس) ال جي : عفوا؟ الجمهور : ارماني.) (ضحك)
Armani.) (Gülüşmeler)(笑) それは目隠しトリックの後に やる予定でした
Artık toplu taşıma konusuna geldik, ve burada Dublin'deki toplu taşıma da biraz hassas bir konu. (Gülüşmeler)Мы подошли к вопросу общественного транспорта, а общественный транспорт здесь в Дублине — тема щепетильная.
Aşağıda buradaki kırmızı Toyota, ve kahverengi Volvo ile bir yarış düzenleyeceğim Gülüşmelerla Toyota rouge en bas et la Volvo brunâtre (Rires)
Aşağıdaki o kemiği hissediyor musunuz? (Gülüşmeler)Νιώθετε τα οστά εκεί; (Γέλια)
Asit altin kaplamaya zarar verir". (Gülüşmeler)Acid sẽ phá hủy lớp mạ vàng (Tiếng cười)
Asit altin kaplamaya zarar verir". (Gülüşmeler)(Smích)
Asit altin kaplamaya zarar verir". (Gülüşmeler)Το οξύ θα καταστρέψει το επίχρισμα (Γέλια)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Denke nie, nie außerhalb der Kiste.) (Lachen)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Đừng bao giờ nghĩ ra ngoài chiếc hộp.) (Tiếng cười)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Mai e poi mai pensare fuori dagli schemi.) (Risate)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Niciodată să nu faci în afara cutiei. (Râsete)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Nigdy nie myśl nieszablonowo.) (Śmiech)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Ni se te ocurra salirte de los límites) (Risas)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Nooit, nooit buiten het kader denken.) (Gelach)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Nunca, mas nunca penses "fora da caixa") (Risos)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Ποτέ μην σκέφτεσαι έξω από το κουτί) (Γέλια)
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Не смей выходить за рамки этой коробки) (Смех)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)절대로 9살짜리 아이를 검열하지 않겠습니다. " (웃음)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)le jour même et a dit : " Nous ne censurerions jamais un enfant de neuf ans. " (Rires)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"My bychom devítileté dítě nikdy necenzurovali." (Smích)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"Nigdy, nie ocenzurowalibyśmy bloga 9-latki". (Śmiech)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"Nu am cenzura niciodată un copil de 9 ani." (Râsete)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"Nunca censuraríamos a una niña de 9 años". (Risas)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"We zouden nooit een 9-jarige censureren." (Gelach)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"Wir würden niemals eine Neunjährige zensieren." (Gelächter)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)"Мы бы никогда не подвергли цензуре 9-летнего ребёнка". (Смех)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)לעולם לא נצנזר ילדה בת תשע." (צחוק)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)نحن أبداً لن نضع رقابة على طفلة في التاسعة من عمرها." (ضحك)
"Asla dokuz yaşında bir çocuğu sansürlemeyiz." (Gülüşmeler)その日の朝は例外 だったわけですね (笑)
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Én azt javaslom, hogy inkább 'mindenfőzőnek' hívjuk magunkat -- (Nevetés) a 'coquere' - főzni szóból eredően.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Eu diria que nos deveríamos tratar como coctívoros -- (Risos) de coquere, cozinhar.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Eu zic că ar trebui să ne considerăm coctivori - (Râsete) de la coquere, a găti.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Ich würde uns als Coctivores bezeichnen (Gelächter) nach coquere, kochen
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Ik stel voor dat we onszelf 'coctivoren' zouden noemen - (Gelach) van coquere, koken.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Jag tycker vi borde kalla oss själva "coctivorer" -- (skratt) från "coquere", att tillaga.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Je dirais, nous devrions nous appeler coctivores -- (Rires) de coquere, cuire.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.우리 스스로를 요리하다를 뜻하는 코께레에서 따온 (웃음) 콕티보르라고 불러야 된다고 생각합니다.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Ma penso che dovremmo chiamarci coctivori. (Risate) Da "coquere": cuocere.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Pero yo diría que debemos llamarnos "coctívoros". (Risas) De "coquere", cocinar.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Povedal by som, že sme skôr koktivori, (smiech) od slova coquere, variť.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Powiedziałbym raczej, że powinniśmy się nazywać gotowożercy -- (Śmiech) od "gotować".
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Аз бих казал, че е по-добре да се наричаме "готвеноядни" - (Смях) от думата готвя, 'кокере'.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.הייתי מציע שנכנה את עצמנו, אוכלי-תבשילים (coctivors) -- (צחוק) מהמילה coquere (לבשל = To cook).