gücüm ile cümle

gücüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Benzer etik tercihlere daha fazla gücümüzün yeteceğini zannetmiyorum.ありがとうございます
Benzer etik tercihlere daha fazla gücümüzün yeteceğini zannetmiyorum.我哋唔可再負擔呢的錯誤
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Abból kell kiindulnunk, hogy a tudásunk, a hatalmunk, a legitimitásunk véges.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Chúng ta cần bắt đầu từ vị trí mà sự hiểu biết và quyền lực và tính pháp lý của chúng ta bị giới hạn.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Dobbiamo partire dall'idea che la nostra conoscenza, il nostro potere, la nostra legittimità, sono limitati.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Hay que partir de la postura de que nuestro conocimiento, nuestro poder, nuestra legitimidad es limitada.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Kita harus mulai dari posisi di mana pengetahuan kita, kekuatan kita, legitimasi kita, terbatas.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.우리는 이제 우리의 지식, 능력, 정당성은
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Musíme vycházet z pozice, že naše znalost, naše síla, a naše legitimnost jsou omezené.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Nous devons partir du principe que nos connaissances, notre pouvoir, notre légitimité sont limités.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Potrebujeme začať z pozície, že naše vedomosti, naša moc, naša legitimita, sú obmedzené.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Trebuie să plecăm de la principiul că puterea noastră, cunoștințele, legitimitatea noastră sunt limitate.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Vi måste vara på det klara med att vår kunskap, vår makt, vår legitimitet är begränsad.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.We moeten beginnen bij de notie dat onze kennis, onze macht, onze legitimiteit beperkt is.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Wir müssen eine Position einnehmen, bei der unser Wissen, unsere Macht, unsere Legitimation begrenzt ist.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Zaczynać od stwierdzenia, że nasza wiedza i siła, zasadność działań są ograniczone.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Πρέπει να ξεκινήσουμε από τη θέση πως η γνώση μας, η δύναμή μας, η νομιμότητά μας είναι περιορισμένες.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Нам необходимо начать с позиции, что наше знание, наша сила, наша законность ограниченна.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.Трябва да започнем от позицията, че познанията и силата ни, както и легитимността ни са ограничени.
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.עלינו לצאת מנקודת ההנחה שהידע שלנו, כוחנו, הלגיטימיות שלנו,
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.علينا أن نبدأ من موقع نعي فيه ان معرفتنا .. وقوتنا وحتى شرعيتنا .
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.我们需要一些怀疑态度, 建立在我们对军队的了解 乐观态度是融在军队的基因中的,
Bilgimizin, gücümüzün, meşruluğumuzun sınırlı olduğu konumundan başlamalıyız.正当性というのは 絶対的ではない、という認識を 持つことから始めましょう。
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.Ich konnte mir keine Wohnung leisten, jedenfalls keine, in der der Rottweiler und die Katze erlaubt waren.
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.저는 아파트를 빌릴 능력이 없었고 제가 빌릴만한 아파트는 로트와일러와 고양이를 허락해주지 않았습니다.
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.Nemohla jsem si dovolit byt, nebo byt, kde bych si mohla nechat rotvajlera a kočku.
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.No podía encontrar un apartamento o pagar uno que me permitiera tener a un rottweiler y a un gato.
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.לא יכלתי לאפשר לעצמי למצוא דירה, או שלא יכלתי להרשות לעצמי דירה שתאפשר לי להחזיק את הרוטוויילר ואת החתול.
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.لم أستطيع توفير ثمن الشقة، أو لم أستطيع الحصول على شقة ستتيح لي الإحتفاظ بالكلب والقطة.
Bir daire tutacak gücüm yoktu, kedimle ve köpeğimle kalabileceğim bir daire hiç tutamazdım.つまり犬猫付きで借りられる アパートを借りる余裕がなく でも彼らを手放す事はできない
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Acompañadas por un despilfarro de la riqueza material de la nación que desafía la credulidad.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Đi cùng đó là việc hoang phí của cải vật chất quốc gia mà khó ai thấy đáng tin cậy.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Do spółki z roztrwanianiem narodowego bogactwa które rzucało wyzwanie naiwności.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.게다가 그와 함께 믿을 수 없을 정도로 국가의 물질적 부가 낭비되도 있죠.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Tout cela accompagné d'une dilapidation des richesses physiques de la nation qui défiait l'imagination.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Unite a uno sperpero delle ricchezze materiali della nazione che rasentava l'incredibile.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Και όλα αυτά συνοδεία της κατασπατάλησης του εθνικού υλικού πλούτου που ήταν απλά απίστευτη.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.До цього додалося розбазарювання матеріальних багатств народу - що й підірвало довіру.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Придружено от прахосване на материалното богатство на нацията, противно на доверчивостта.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Сопровождаемые расточением национального богатства, все это не добавляло доверия.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.לצד בזבוז משווע של העושר החומרי של ארצנו שכבר לא ניתן להתעלם ממנו.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.مصحوبة بالتبذير من الثروة المادية في البلاد هذا يتحدى السذاجة.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.国家の物質的な富の浪費も 伴いました 武力行使を 悲惨なまでに偏好することが
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Aktywowaliśmy różne rzeczy, światło i pracę przez samo myślenie.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Chúng tôi có thể khiến đồ vật khởi động, chiếu sáng và hoạt động chỉ bằng cách suy nghĩ.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Făceam lucrurile să se activeze, să se lumineze şi să funcţioneze, doar gândind.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Facevamo attivare, accendere e funzionare le cose solo con il pensiero.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Hacíamos que las cosas se activen, enciendan y funcionen con sólo pensar.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Kami menghidupkan, menyalakan, dan mengoperasikan benda hanya dengan berpikir.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Käynnistimme ja ohjasimme asioita pelkillä ajatuksillamme.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.우리는 생각 하나만으로 사물들을 활성화시키고, 빛나게 하고, 가능하게 합니다
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Nous obtenions que les choses s'animent, s'allument et se mettent en route rien que par la pensée.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Vyrábíme předměty ožívající, rozsvěcující se a pracující pouze pomyšlením.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.We maakten dat dingen bewogen, oplichtten en werkten door te denken.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Wir aktivierten Dinge, ließen sie aufleuchten und einfach durch Denken funktionieren.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Μπορούσαμε να ενεργοποιήσουμε πράγματα, να ανοίξουμε και να δουλέψουν μόνο με τη σκέψη.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Карахме различни неща да се активират, включат и работят единствено чрез мислене.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.Мы заставляли их оживать, светиться и работать просто силой мысли.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.גרמנו לדברים לפעול, להאיר ולעבוד רק על ידי חשיבה.
Biz bazı şeyleri harekete geçirip, aydınlatıp ve çalışmaya geçiriyoruz, sadece düşünce gücümüzü kullanarak.كنا نجعل الأشياء تتفعل وتضيء وتعمل بالتفكير فقط

İlgili Sayfalar