Ana içeriğe geç
Sözlük

gözyaşları ile cümle

gözyaşları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Şu bulunanların hepsi gözyaşlarına boğuldu.Those present were all moved to tears.
Taş kalpliler bile gözyaşlarına boğulabilirler.Even the hard-hearted can be moved to tears.
Acıklı görüntü bizi gözyaşlarına boğdu.The pitiful sight moved us to tears.
Sevinç gözyaşları onların yanaklarından aktı.Tears of joy rained down their cheeks.
Biz gözyaşlarına boğulduk.We were moved to tears.
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.Such was Linda's disappointment that she burst into tears.
Nicole onun sevdiği şarkıcının öldüğünü duyunca, gözyaşlarına boğuldu.When Nicole heard that her favorite singer had died, she burst into tears.
Kız gözyaşlarına boğuldu.The girl burst into tears.
Gözyaşlarına boğulmuş mutsuz bir kadın, hikayesini anlattı.The unhappy woman, drowned in tears, told her story.
Üzücü sahneyi kendisi için resmederken gözleri gözyaşlarıyla doluydu.Her eyes were filled with tears when she pictured the sad scene to herself.
Haber onu gözyaşlarına boğdu.She broke into tears at the news.
Küçük kız gözyaşlarına boğuldu.The little girl burst into tears.
Kızın gözleri gözyaşlarıyla doluydu.The girl's eyes were filled with tears.
Genç kız gözyaşlarına boğuldu.The young girl burst into tears.
Kız annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.Instantly the girl saw her mother, she burst out crying.
Kız annesini gördüğü anda gözyaşlarına boğuldu.The instant the girl saw her mother, she burst out crying.
Çocuk annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.No sooner had the child seen his mother than he burst into tears.
Kötü haber işitince, o gözyaşlarına boğuldu.On hearing the bad news, she burst into tears.
Jane gözyaşlarını gözlerinden sildi.Jane brushed the tears from her eyes.
Carol gözyaşlarını tutamadı.Carol couldn't choke back her tears.
O gözyaşları sahte.Those tears are artificial.
Gözyaşlarımı tutamadım.I could not keep the tears from my eyes.
Bayan White ona haberi söylediğimde gözyaşlarına boğuldu.Mrs. White broke into tears when I told her the news.
Annem kolayca gözyaşlarına boğulur.My mother is easily moved to tears.
Karım gözyaşlarına boğuldu.My wife burst into tears.
Kız gözyaşlarını tutmak için çok gayret etti.The girl tried hard to hold back her tears.
Kız odaya girdi ve gözyaşlarına boğuldu.The girl came into the room and burst into tears.
Elimde olmadan gözyaşlarına boğuldum.I was moved to tears in spite of myself.
Anavatanının bayrağı onun gözlerine gözyaşlarını akıttı.The flag of his fatherland brought tears to his eyes.
Oğlunun ölüm haberini duyduğu an o, gözyaşlarına boğuldu.The moment she heard the news of her son's death, she burst into tears.
Gözyaşları kentteki yağmur gibi kalbimde düşer.Tears fall in my heart like the rain on the town.
O, test puanını gördüğünde gözyaşlarına boğuldu.When she saw her test score, she burst into tears.
Aniden Hiroko gözyaşlarına boğuldu.Suddenly, Hiroko burst into tears.
Gözyaşları bir çocuğun silahıdır.Tears are a child's weapon.
Onun konuşması onları gözyaşlarına boğdu.His speech moved them to tears.
Sözleri onu gözyaşlarına boğdu.His words moved her to tears.
Gözleri gözyaşlarıyla yıkanmış.His eyes are bathed in tears.
O, yanaklarından aşağıya doğru akan gözyaşlarıyla mektubu okudu.He read the letter with tears running down his cheeks.
Onun gözyaşları hikayeye daha güven verdi.Her tears gave more credence to the story.
O, ailesiyle karşılaşır karşılaşmaz gözyaşlarına boğuldu.No sooner had he met his family than he burst into tears.
O gözyaşlarına boğuldu.He was moved to tears.
O, gözyaşlarını gizlemeye çalıştı.He tried to keep back his tears.
Onlar gözyaşlarına boğuldu.They burst into tears.
Onun üzüntüsü sessiz gözyaşları içinde ifadesini buldu.Her sorrow found expression in silent tears.
Gözyaşları onun yanaklarından süzülüyordu.Tears were flowing down her cheeks.
Onun gözlerinin içinde gözyaşları gördüm.I saw tears in her eyes.
Onun gözleri gözyaşlarıyla doluydu.Her eyes were filled with tears.
Onun konuşmasıyla gözyaşlarına boğuldum.I was moved to tears by her speech.
O, haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.When she heard the news, she burst into tears.
O, haberi duyduğunda sevinçten gözyaşlarına boğuldu.She burst out crying with joy when she heard the news.
O acı gözyaşları döktü.She shed bitter tears.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.She looked at me with tears running down her cheeks.
Elinde olmadan gözyaşlarına boğuldu.She could not help bursting into tears.
O, çocuğun gözyaşlarını öperek geçirdi.She kissed away the boy's tears.
O gözyaşları içindeki kırmızı gözleri ile filmi izliyordu.She was watching the film with her eyes red in tears.
Gözyaşları içinde, o, mektubunu yırttı ve onu attı.In tears, she tore up his letter and threw it away.
Beni gördüğü an gözyaşlarına boğuldu.The moment she saw me, she burst into tears.
Onu odasında gözyaşları içinde buldum.I found her in tears in her room.
Onun ölümü üzerine timsah gözyaşları döktü.She shed crocodile tears over his death.
O onu bulur bulmaz gözyaşlarına boğuldu.No sooner had she found him than she burst into tears.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod