gözleri ile cümle

gözleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
O, bir bankta gözleri kapalı oturuyordu.He was sitting on a bench with his eyes closed.
Gözlerini kapa, ve ona kadar say.Close your eyes, and count to ten.
Gözlerini kapa lütfen.Close your eyes, please.
Gözlerini kapatma.Don't shut your eyes.
Gözlerin kapalı olarak bir süre bankta uzan.Lie on the bench for a while with your eyes closed.
Gözlerini kapa ve uyu.Close your eyes and go to sleep.
Senin gözlerin midenden daha büyükler.Your eyes are bigger than your stomach.
Gözlerim sulanıyor.My eyes are watering.
Gözlerini gözyaşları doldurdu.Tears filled her eyes.
Yaşlı adam hayata gözlerini kapadı.The old man breathed his last.
Yaşlı adam gözleri kapalı bankta oturdu.The old man sat on the bench with his eyes closed.
Kontakt kullandığımda gözlerim kuruyor ve kızarıyor.When I use contacts, my eyes feel dry and become red.
"Ryu, göremiyorum!" "Doğal, çünkü senin gözlerini kapıyorum.""Ryu, I can't seeee!" "Naturally, that's because I'm covering your eyes."
Gözleri sevinçten parıldıyordu.His eyes were shining with joy.
Senin gözlerindeki gözyaşlarını görüyorum.I see tears in your eyes.
O yorgun olduğu için kanepede gözleri kapalı oturuyordu.Since he was tired, he was sitting on the sofa with his eyes closed.
Sevimli gözlerin var.You have cute eyes.
Hırsız gözlerini o eve dikti.The thief set his eyes on that house.
Onun güzel gözleri var.She has beautiful eyes.
Gözlerim ağrıyor.My eyes hurt.
Benim gözlerim mavi.My eyes are blue.
Gözlerim mavidir.My eyes are blue.
Onun yeşil gözleri ve açık kahverengi saçı var.She has green eyes and light brown hair.
Gözlerini kapat.Close your eyes.
Bilirsiniz, güzel gözlerin var.You know, you have beautiful eyes.
Gözlerinizle havayı göremezsinizYou can't see air with your eyes.
Havayı gözlerinle göremezsin.You can't see air with your eyes.
Gözlerinle havayı göremezsin.You can't see air with your eyes.
Gözlerime bak.Look into my eyes.
Sen böyle güzel ela gözlerin var.You have such beautiful, hazel eyes.
Onun mavi gözleri var.She has blue eyes.
Gözleriniz, Venüs de Milo'nun kolları kadar güzel.Your eyes are as beautiful as the arms of the Venus de Milo.
Senin gözlerinde ben zaten ölüyüm.In your eyes, I am already dead.
Gözleri doldu.Her eyes filled with tears.
Duvarların kulakları var, sürgülü kağıt kapıların gözleri var.Walls have ears, sliding paper doors have eyes
Bu atın büyük güzel gözleri var.This horse has beautiful big eyes.
Ben onu kendi gözlerimle gördüm.I saw him with my own eyes.
Gözlerini dört aç!Keep your eyes peeled!
Senin gözlerinin altında mor halkalar var.You've got dark circles under your eyes.
Gözlerinin altında halkaların var.You've got circles under your eyes.
Gözlerinin altında torbalar var.You've got bags under your eyes.
Gözlerin sesimin yankısını yansıtıyor.Your eyes reflect the echo of my voice.
Gözlerim kaşınıyor.My eyes are itchy.
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.
Bu odaya girdiğim dakikadan beri gözlerimi senden ayıramadım.I couldn't take my eyes off of you from the minute I entered this room.
Güzel gözlerin için her şeyi yapacağımı bilirsin.You know I'd do anything for your beautiful eyes.
Gözleri gözyaşları doluydu.His eyes were full of tears.
Onun gözleri gözyaşları doluydu.His eyes were full of tears.
Gözlerim şişti.My eye has swollen up.
Mary kuru gözleri için göz damlaları kullanır.Mary uses eyedrops for her dry eyes.
Çocuklar yorgun olduklarında sık ​​sık gözlerini ovarlar.Children often rub their eyes when they are tired.
Gözlerini kapadı, dudaklarını sıktı ve öpmek için öne eğildi.She closed her eyes, pursed her lips and leaned forward for a kiss.
Sen gözlerimin ışığısın.You are the light of my eyes.
Gözleri yaşlarla doluydu.Her eyes were full of tears.
Gözlerinde yaşlar olan küçük bir kız annesini arıyordu.A little girl, with tears in her eyes, searched for her mother.
Elbise, senin gözlerini belli eder.The dress brings out your eyes.
Güneş gözlerimi yakıyor.The sun burns my eyes.
Onun gözleri duvardaki tuvale takıldı.His eyes got stuck on the canvas on the wall.
Jeannie'nin saçları gözlerinden daha maviydi.Jeannie's hair was bluer than her eyes.
Onun çok güzel gözleri var.She's got such lovely eyes.

İlgili Sayfalar