gözleri ile cümle
gözleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi.He lent me counsel, and I lent him eyes.
Yani kaba gözleri kırpmak ve bu silah Romeo Atılım, untalk'd ve görünmeyen olabilir .--That rude eyes may wink, and Romeo Leap to these arms, untalk'd of and unseen.--
Yara gördüm HEMŞİRE, ben, gözlerim ile gördüm -NURSE I saw the wound, I saw it with mine eyes,--
ROMEO akil adamlar gözleri var o zaman onlar gerekir?ROMEO How should they, when that wise men have no eyes?
Gözlerin arama kucaklamak bana Mist gibi. [Vurulmalıdır.] ?Mist-like infold me from the search of eyes.
Bugünden sonra aslanların ve leoparların... ...gözlerinin içine bakmalıyız.BJ:
Gözlerinizdekilere benzer şekilde ışık alıcılarıyla bağlantılı haldeler.They are coupled to light receptors similar to the ones in your eyes.
Gözlerinizi açınOpen your eyes wide
Gözlerini bağlayıp, sonra da hiçbir şey görememekten yakınan çılgın bir adam gibiydim.I was like some crazy guy who puts on a blindfold and then complains that he can't see a thing.
Benim gözlerim kahverengi. Sizinki mavi ya da gri olabilir.I've got brown eyes; you might have blue or gray.
Bir sinapsa yakından bakalım. Ve gözlerimizi de yeşil nöronun içinden ayırmayalım.Let's zoom in on one synapse, and keep your eyes on the interior of the green neuron.
Sağ elinin gerginleşmeye başladığını görüyoruz. Gözleriyle sola doğru bakıyor.His right hand is just beginning to tense and you can see his eyes have darted to his left.
Sonra da kendimiz izliyorduk ve gözlerimiz doluyordu.And then we watched it and tear up.
Aldığımız bilginin yüzde 80'inin gözlerimiz yoluyla geldiğini biliyor muydunuz?Did you know that 80 percent of the information we receive comes through our eyes?
Konuşurken gözlerinin içine de bakmışsındır.You talk while looking into his eyes too.
Tabii ki gözlerine bakarak konuştum.Of course I speak looking into his eyes.
Gözlerini kapa.Close your eyes.
Ocak 1976'da hayata gözlerini yumdu.So he died actually, in January 1976.
Gözleriniz biraz kapalı olabilirYour eyes can be partially closed,
Din yüzünden gözlerinin kör olduğunu düşünürüz, veya sadece aptallık yüzünden.We think they must be blinded by religion, or by simple stupidity.
Biz kazanacağız çünkü gözlerimizden akan yaşlar aslında yüreklerimizden geliyor.We are going to win because the tears that come from our eyes actually come from our hearts.
Büyükbaba, gözlerini aç.Grandfather, open your eyes.
Böylece buradaki kilit nokta, herkesi Ben'in gözlerinin içine bakar şekilde tutmaktı.So the key here was to keep everybody looking in Ben's eyes.
Gözlerimin içine bak.Look me in the eyes.
Gözlerine bakarsınız.You look at their eyes.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.If their eyes are shining, you know you're doing it.
Bu adamın gözleriyle, bir köyü aydınlatabilirsiniz.You could light up a village with this guy's eyes.
Yani eğer gözleri parıldıyorsa, başarmışsınızdır.So if the eyes are shining, you know you're doing it.
Ben kim oluyorum ki oyuncularımın gözleri parıldamıyor?And this is the question: who am I being that my players' eyes are not shining?
Ben kim oluyorum ki, çocuklarımın gözleri parıldamıyor?Who am I being, that my children's eyes are not shining?
Gözleri nilüfer havuzları gibidir.Her eyes are like lotus pools.
Aşk gözlerimi açtı.Love has opened my eyes.
Gözlerimi kaparım ve hiç yaşlanmamayı dilerim,I close my eyes right there and wish I never grow older
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.The problem is this little three-pound machine that's behind your eyes and between your ears.
Şimdi, bu çocuğun gözlerine zoom yaptığımda körlük nedenini görebilirsiniz.So, as I zoom in to the eyes of this child, you will see the cause of his blindness.
Sadece gözleriyle algıladıkları şeyleri beyninde işleyerek görüyordu.Gördüğü ve zihninde işlenen her şey gözlerinden geçiyordu.
Bu aynı zamanda gözlerin dış köşelerinin, orbikularis oculinin, kırışmasıdır.It's also crinkling the outer corner of the eye, the orbicularis oculi.
Çünkü ben senin gözlerine baktığımda bir bağımlı görmüyorum.Because when I look in your eyes, I don't see an addict.
Gözlerin nerede?Where are your eyes?
Bunlara neden gözlerini diktiler biliyor musunuz?You know why they have their eyes set on it?
Kör, gözlerini mi kapıyorsun?Blind, do you shut your eyes?
Mıknatıs gibi gözlerin var!You have such magnetic eyes!
Tek iyi yanı, üzgün iri gözleriyle köprüdeki bir kız.All it takes is a girl on a bridge with big sad eyes.
Ben de senin gözlerinden kanlı göz yaşları getireceğimI'll make bloody tears come out of your eyes.
Göğsünü kabart, yalnızca gözlerinin içine bak ve belki senle mücadele etmek istemez."Puff up and just look it in the eye and it may not want to fight you."
Hepimizin bi çift kolu, gözleri, kulakları ve bir ağzı var.We all have a pair of limbs, eyes, ears, nose and mouth.
Gözlerimi kapattığımda, dünyadaki farklı insanları görebiliyorum.man speaking native language:
Doğduğumda, hastane odasını inceleyen gözlerimde, diyor annem "Bu mu?When I was born, my mom says I looked around the whole hospital room with a stare that said, "This?
Dediğini göre gözlerim yaşlıymış.She says I have old eyes.
Gözlerinde görebiliyorum.I can see it in your eyes.
Gozleriniz hangi duzleme bakacagini bilemiyordu.And your eye doesn't know which level to read.
Gözlerinizi kapayın!With your eyes closed!
Şu an boşum... ...gözlerini beş kez kırp. Gözlerini açtığında... ...karşında olacağım.I'm free now, wink five times, when you open your eyes,
Gözlerim soğandan yandı.I got green onions on my eyes.
Ve o bebeğinin gözlerinin içine baktı veAnd she looked into her baby's eyes and she said,
Gözlerinizi ve zihninizi açık tutun.Keep your eyes lifted and your head turning.
Gözlerinizi sarmalın merkezinden ayırmayındon't take your eyes off the center of the sprial
Gözlerimi alamıyorum kızın güzelliğinden.I'm struck by her beauty
Kapkara gözleri ve saçları.With dark eyes and dark hair
İşte burada, küçük tüylü bir bebek -- gözleri fal taşı gibi açılmış.And there he is, a little bush baby on -- caught in the headlights there.