gözler ile cümle
gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Gözleri gördünüz mü?Did you see the eyes?
Zaten eğitimli olduğunuz için, konsantre olmama izin verin, gözlerimi kapayım.Now like a Karajan.
Peki gözler nasıl?What about the eyes?
Gözler neden kapalı?Why are the eyes closed?
Gözlere bakın.Look at the eyes.
Kleiber bunu yaparken -- gözleri gördünüz mü, burada buraya?When Kleiber does -- did you see the eyes, going from here?
Gözlerle görürüz. Fakat aynı zamanda beyinle de görürüz.We see with the eyes, but we see with the brain as well.
Bunu gözlerinde görebiliyorum.I can see it in their eyes.
Umarım sizlere dünyayı yeni gözlerle görmeyi öğrenme isteğini verebilmişimdir.I hope that I've given you the desire to learn to see the world with new eyes.
Şimdi küçük bir alıştırma yapalım: gözlerinizi kapatın ve oyun oynanmayan bir dünya hayal edin.Little exercise just for a second: close your eyes and try to imagine a world without play.
Gözlerini kapatıp ekrana uzanırsan, ekranın orada olduğunu bilirsin.If you close your eyes and reach for the screen you will know it's there.
Gözlerin varsa görürsün.If you have eyes, you can see.
Gözler, kulaklar, burun, dil ve deri, bunlar senin doğuştan sahip olduğun 'araçlar'.Eyes, ears, nose, tongue and skin are the "tools" with which you were born.
İnkar edemezsin gerçekleri, biz milyonlarcayız. Ve O'nun (Trablus'un) gözlerini umursuyoruz.It is impossible to ignore these facts, there are millions who are touched by her eyes
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.For those of you in the audience who know, you roll your eyes and say, yup, I know all about it.
Aranızdaki fizikçilerin gözlerini devirdiğini duyabiliyorum ama dayanın.Those of you who are physicists, I hear you rolling your eyes, but bear with me.
Ve o merkezi kendi gözlerimle görmek istedim, ancak elime geçen tek şey bir fotoğraftı.And I wanted to see the center with my own eyes, but what I came away with is a photograph.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Meaning white fur, ice blue eyes, a pink nose.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.And it reiterates that distortion is a constant, and our eyes are easily deceived.
Ne benim merak gözleri görünmelidirWhen, what to my wondering eyes should appear,
Gözleri nasıl da parladı! onun gamzeler ne mutlu!His eyes how they twinkled! his dimples how merry!
Çoğu zaman sanat ve bilim, aralarındaki uçurum üzerinden boş gözlerle birbirlerini süzerler.Most of the time, art and science stare at each other across a gulf of mutual incomprehension.
Gözlerimi kapatacağım!I'm going to close my eyes.
Gözlerini kapatmadan!Without closing your eyes!
Sen.. Gözlerini kapatamazsın. çünkü o zaman hile yaparsın.You... ...you can't close your eyes because then that's cheating.
O güzel gözlerinizin kapandığını görebiliyorum.I can see the drooping of those lovely eyes.
Gözlerim zayıflıyor.The eyes are getting weaker.
Ve büyüme ile ilgilenen kişiler de gözlerini Asya'ya çeviriyorlar.And people interested in growth are turning their eyes towards Asia.
Gözlerinin sesi benziyor.They have similar sound of eyes.
Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Closing the body's eyes doesn't decide our destinies.
Bebeğinizin gözlerini, kulaklarını ve burnunu temizlerken mümkün olduğunca nazik olmalısınız.So when cleaning your baby's eyes, ears, and nose, you wanna be as gentle as possible.
Kaşlar şöyle yapıyor ve gözler odağını yitirmiş, ve ağız açık kalmış.The eyebrows are doing this, the eyes are defocused, and the mouth is hanging open.
Çok heyecanlanıyorum zihnim ve gözlerim bu şeyler arasında hareket ederken.I'm getting terribly excited as my mind and my eyes flick across these things.
Sanırım o çocuğun gözleri çok iyi görmüyor.I think that guy's eye illness hasn't cleared up.
Gözlerimin içine bak.<br />Tekrarla.Look into my eyes. Again.
ve O'nun gözlerini gördüm o bir anneydi, tıpkı benim gibi bir anne.And I saw in her eyes that she was a mother, just like me.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.The ice of Antarctica glows with a light so dazzling, it blinds the unprotected eye.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Early explorers rubbed cocaine in their eyes to kill the pain of it.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.We looked at each other with these looks of disbelief at what we had just completed.
Eger gozlerin varsa,bak.If you have eyes, look at it.
"Gözlerini kapa."Close your eyes.
Gözlerini kapat."Close your eyes."
İyi gözlerin var.You have good eyes
Gökyüzüne, yeryüzüne, ve insanlara doğru gözlerle bak.Look at the sky. the earth and human beings with truthful eyes
Gözlerimizi dikmeyi bırakmalım,su sadece eski bir kilise.Don't stop to stare, it's just an old church.
Ben de, "Gözlere bak.I said, "Look at the eyes.
Onlar senin gözlerin dedim."They're your eyes."
Şimdi, tamam, gözlerinizi açabilirsiniz.OK. Now, OK, you can open your eyes.
Gözleri korkutuluyor, diktatörler, teröristler, ve suçlular tarafından.They are intimidated -- by warlords, by terrorists, by criminals.
Mahsun küçük gözleri de burada.And there he is, his droopy little eyes up here.
Gözlerine baktım ve gözlerinin şişe kapağına baktığını gördüm.I'd looked at his eyes, and I saw his eyes looked at this bottle top.
İşte onunla göz teması kuruyor, gözlerini izliyor.So it's making eye contact with him, following his eyes.
Tüketiciler gözleriyle alışveriş yaparlar.Welcome to this Envision San Diego special "Food." It's something we take for granted.
Çok güzel bir numarası vardır bir gül ağacı çiçek açar gözlerinizin önünde.He had this wonderful trick where a rosebush would bloom right in front of your eyes.
Hadi Wannes, aç gözlerini! Louis uyan!Desculpe incomodar... ... me machuquei.
Kapayýn gözlerinizi, peder.- Louis... Wannes! - Sr. Scholliers, por favor, não os acorde.
Sana söyledim, kimileri zayıf, kimileri şişman, kimilerinin gözleri daha iyi görüyor.I told you. Some are thin, some are heavy, some have better eye sight then others.
İşte gözlerinizin önünde, bu parça kendini birleştirdi.So in front of your eyes, this part just self-assembled.
Etrafımda hayvanlarla büyüdüm. Gözlerine bakardım ve orada neler olduğunu merak ederdim.I grew up surrounded by animals, and I would look in these eyes and wonder what was going on there?
Ama abi... ...konuğun gözlerini benden alamıyor.But your guest can't take her eyes off me.