gözler ile cümle
gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom annesinin gözlerine sahip.Tom has his mother's eyes.
Gözlerimi bir an için kapattım.I closed my eyes for a moment.
Yarın gözlerimi test ettireceğim.I'm going to have my eyes tested tomorrow.
Tom, Maria'yı öpmeden önce gözlerini kapadı.Tom closed his eyes before he kissed Mary.
Tom esnedi ve uykuyu gözlerinden ovuşturdu.Tom yawned and rubbed sleep from his eyes.
Tom gözlerini açık tutmaya çalıştı.Tom struggled to keep his eyes open.
Gözlerim ve başım çok ağlamaktan ağrıyor.My eyes and head hurt from crying too much.
Gözleri kanlanmıştı.His eyes were red.
Gözleri kızarmıştı.His eyes were red.
Gözlerimin önünde hiç aslan görmedim.I have never seen a lion in front of my eyes.
Onun gözleri karadır.Her eyes are dark.
Onun gözleri kara.Her eyes are dark.
Gözlerin çok güzel.You have very pretty eyes.
Gözlerinin çok güzel olduğunu biliyor muydun?Did you know you have very pretty eyes?
Küçük gözlerim var.I have small eyes.
Bu şarkı o kadar dokunaklı ki gözlerimi yaşarttı.This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Ev gözlerimizin önünde yarılıyor.The house is falling apart before our eyes.
Gözlerimi zar zor açabildim.I could barely open my eyes.
Çoğu köpek, kahverengi gözlere sahiptir.Most dogs have brown eyes.
Çoğu köpeğin kahverengi gözleri vardır.Most dogs have brown eyes.
Bir an için gözleri kesişti.Their eyes met for a brief moment.
Gözlerime inanamamıştım.I doubted my eyes.
Gözleri eskisi kadar iyi görmüyor.His eyesight isn't as good as it used to be.
Gözleri kanlanmış.Her eyes are bloodshot.
Gözleri kıpkırmızı olmuş.His eyes are bloodshot.
Ellerinizle gözlerinize, ağzınıza ve burnunuza dokunmayın.Don't touch your eyes, mouth or nose with your hands.
Gözlerini kan ve şiddet bürümüş.They are fascinated by blood and violence.
Mutluluğu gözlerinden okunuyordu.I could see the happiness in her eyes.
Bana inanmıyorsan kendi gözlerine inanacaksın.If you don't believe me, you'll believe your own eyes.
Tom mavi gözlerini babasından almış.Tom has his father's blue eyes.
Onun gözleri bana kedi gözlerini andırıyor.Her eyes remind me of a cat's eyes.
Tom'u basketbol oynarken izlemek gözlere ziyafet.It's an eyegasm to watch Tom playing basketball.
Tom'un gözleri pırıl pırıl parlıyordu.Tom had a sparkle in his eye.
Gözlere ziyafetti.It was a wonder to behold.
Tom dün gece hastanede hayata gözlerini yumdu.Last night, Tom passed away in the hospital.
Yaratığın gözleri daha parlak parlamaya başladı.The creature's eyes began to glow brighter.
Elias'ın büyüleyici mavi gözleri vardı.Elias had captivating blue eyes.
Elias büyüleyici mavi gözlere sahipti.Elias had captivating blue eyes.
William yorgun gözlerini ovuşturdu ve esnedi.William rubbed his tired eyes and yawned.
William yorgun gözlerini ovuşturup esnedi.William rubbed his tired eyes and yawned.
Her gece Annabel Lee'yi hayal eder ve gözlerinin parlaklığını yıldızlarda görür.Every night, he dreams of Annabel Lee and sees the brightness of her eyes in the stars.
Şimdi doğuda bütün gözler onun üstündeydi.All eyes in the East were now upon him.
Yeni vakaların en az % 90'ı, uygun tedavi ve gözlerin izlenmesi ile azaltılabilir.At least 90% of new cases could be reduced with proper treatment and monitoring of the eyes.
Temel fiziksel farklılık gözlerdedir.The main physical distinction is in the eyes.
Kör olarak doğmadı ama gözlerini hastalık sebebiyle kaybetti.He was not born blind, but lost his sight due to illness.
Ancak bir gün Josh sokağın ortasında, Abe'in gözlerinin önünde vurularak öldürülür.But one day, Josh is shot to death in the middle of the street in front of Abe's eyes..
Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir.It says that the sun and moon are the eyes of Horus.
Reggie ile aramda geçen bir iki konuşmada onu kendi gözlerimle görmem konusunda ikna olmuştum.One or two conversations with Reggie convinced me that I ought at least to see for myself.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Hey, with your eyes wide open, Can't you see ...
Katılımcılar gözlerini kapatır.All players close their eyes.
"Gümüşi-gri" veya "buz beyazı" gözleri vardır.He has "silvery-gray" or "icewhite" eyes.
Hepsinin gözleri aşırı derecede büyük işlenmiştir.They have large closely placed eyes.
Ve bunların gözleri keskindi: Görüyorlardı.The Eyes Have it: The Secrets of Eyes and Seeing.
Super Junior üyeleri ayrıca, göz yanıltma testleriyle kendi gözlerinin körlüğünü test ettiler.The Super Junior members also test the blindness of their eyes by doing eye-fooling tests.
Tsvaygenbaum Dünyalar içinde Bizim Gözler adamıştır onun ev şehir, Derbent halkına.Tsvaygenbaum is dedicated Worlds in Our Eyes to the people of his home city, Derbent.
Hareketlerin anlamları konusunda gözlerimi açtı.He opened up my eyes to the meanings of movement.
Plaka yalnızca alnı değil gözleri ve burnu da koruyordu.The plate protected not only the forehead but also the eyes and nose.
Madonna-Eva'yı sev ya da nefret et, o tüm gözler için bir mıknatıs." yorumunu yaptı.Love or hate Madonna-Eva, she is a magnet for all eyes."
Gözleri görmemektedir ve Muhtar olaylar karşısında çaresiz kalınca ona danışmaktadır.Unbeknownst to him, they are a vigilante group who plan on taking him down.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Eye contact is an event in which two people look at each other's eyes at the same time.