gözler ile cümle
gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Mary'nin gözleri heyecanla parlıyordu.Mary's eyes glinted with excitement.
Tom sarı saçları ve yeşil gözleri varTom has blond hair and green eyes.
Onun gözlerine son derece içten baktı.He looked deeply into her eyes.
Tom May'nin gözlerine derinden baktı ve gülümsedi.Tom looked deeply into Mary's eyes and smiled.
Gözleriniz çok güzel.Your eyes are very beautiful.
Gözyaşları Mary'nin gözlerini doldurdu.Tears filled Mary's eyes.
Onun gözleri safir gibidirler.His eyes are like sapphires.
Kız gözlerini açtı, ayıyı gördü ve pencereye doğru koştu.The girl opened her eyes, saw the bear, and fled toward the window.
Kız gözlerini açtı, ayıyı gördü ve pencereye kaçtı.The girl opened her eyes, saw the bear, and fled to the window.
Çok yorgunum, gözlerimi güçlükle açık tutabiliyorum.I'm so tired, I can hardly keep my eyes open.
Gözlerinizi kapalı tutun.Keep your eyes closed.
Benim altıncı karım güzel bir yüzü var. Onun yeşil gözleri var.My sixth wife has a pretty face. She has green eyes.
O çocuk üzgün. Onun gözlerinde gözyaşları var.That boy is sad. He has tears in his eyes.
Elimi tut ve gözlerimin içine bak.Hold my hand and look into my eyes.
Ellerimi tut ve gözlerimin içine bak.Take my hand and look me in the eye.
John gözleri açık uyur.John sleeps with his eyes open.
Onun inci gibi gözleri var.She has pearly eyes.
Onun başının arkasında gözleri vardır.He has eyes in the back of his head.
Gözlerinizi açın, millet!Open your eyes, people!
Gözlerim artık çok iyi çalışmıyor.My eyes don't work very well anymore.
Koyun gözlerinin etrafında siyah halkaları olan beyaz bir koyun.The sheep is white with black rings around her eyes.
Müzik dinlerken gözlerini kapat.Close your eyes when you listen to music.
Müzik dinlerken gözlerinizi kapatın.Close your eyes when you listen to music.
Gözlerinin içine bakmak için çok heyecanlıydım.I was too excited to look her in the eyes.
Mary gözlerini kapattı.Mary closed her eyes.
Gözlerimin önünde tuhaf bir gösteri oldu.A strange spectacle happened before my eyes.
Gözlerimiz buluştu.Our eyes met.
Tom'un gülmekten gözlerine yaş geldi.Tom laughed so much tears ran down his cheeks.
Bir milyon dolar için gözlerinizden vazgeçer miydiniz? Kulaklarınıza ne dersiniz?Would you give up your eyes for a million dollars? What about your ears?
Gözlerini şaşı yapma, hep öyle kalırsın!Don't cross your eyes. They'll get stuck that way!
Bir an için gözlerinizi kapatın ve cevabı bulmaya çalışın.Close your eyes for a moment and look for the answer.
O onun gözlerine baktı.He looked into her eyes.
Gözlerimi kapadım ve tetiği çektim.I closed my eyes and squeezed the trigger.
Tom'un mavi gözleri var mı?Does Tom have blue eyes?
Gözlerim yorgundu.My eyes were tired.
Gözlerim sulandı.My eyes watered.
Tom'un gözleri güçlüdür.Tom's eyes are powerful.
Tom'un gözlerinde güç vardır.There is power in Tom's eyes.
Eğer biraz beklersen gözlerin karanlığa alışacaktır.If you wait a while, your eyes will adjust to the dark.
Tom Mary'nin gözlerine derinden baktı.Tom looked deeply into Mary's eyes.
Tom, Mary'nin gözlerine derin derin baktı.Tom looked deeply into Mary's eyes.
O, onun saçını, tebessümünü, gözlerini seviyor mu? Erkek, o iyi bir yalancı.He loves her hair, her smile, her eyes? Man, he's a good liar.
Gözlerimi açabilir miyim?Can I open my eyes?
Gözlerini yeniden kapat.Close your eyes again.
Gözlerinizi yeniden kapatın.Close your eyes again.
O kadar namusludur ki banyo yaparken kendi gözlerini bağlar.She's so modest that she blindfolds herself when taking a bath.
Mary'nin uzun koyu renk saçları ve koyu renk gözleri var.Mary has long dark hair and dark eyes.
Tom gözlerini muayene ettirmeli.Tom should have his eyes examined.
Tom'un gözlerinin altı torbalanmış.Tom has bags under his eyes.
Penguenlerin gözleri sualtı görüş için uyarlanmıştır.Penguins' eyes are adapted for underwater vision.
Polis katilin gözlerini şimdiye kadar gördüğü en soğuk olarak nitelendirdi.Police described the killer's eyes as the coldest they'd ever seen.
Gözlerim beni yanıltıyor.My eyes are tricking me.
Boş gözlerle bana baktı.He stared at me with a blank expression.
Üzgün gözleri gizleyemezsin.You can't disguise sad eyes.
Tom ellerini Mary'nin omuzlarına koydu ve derinden onun gözlerine baktı.Tom put his hands on Mary's shoulders and looked deeply into her eyes.
Tom'un gözleri ekrana tutkallıydı.Tom's eyes were glued to the screen.
Tom birkaç saniye gözlerini kapadı.Tom closed his eyes for a few seconds.
Bu konuda gözlerine ziyafet çek.Feast your eyes on this.
Gözlerime bak, böylece gerçeği söyleyip söylemediğini bilirim.Look me in the eye, so I know if you are saying the truth.
Lütfen kaçmaya çalışma, çünkü düşmanının gözleri tetikte.Do not try to run away, please, because the eyes of your enemies are watchful.