gözlü ile cümle

gözlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.De senaat liet in 81 in de korte oostelijke zijde de grote triomfboog ter ere van keizer Titus bouwen.
Yoldan geçenleri gözlüyordu.Hij kijkt enigszins neer op de voorbijgangers.
Yürekleri dört gözlüdür.Ze hebben vier ogen.
Mavi gözlüdür.Géén blauwe ogen.
Kısa yüzlü, büyük gözlüdür.Boven de beide ogen bevindt zich een kleine kam.
Eva, çektiği filmlerin birçoğunda gözlüğünü takmıştır.In de serie zelf draagt hij vrijwel altijd een bril.
Ürünleri arasında giysi, ayak giyimi, gözlük, parfüm, saat ve giyim aksesuarları bulunmaktadır.Het maakt niet alleen kleding maar ook schoenen, parfums, horloges, brillen en andere accessoires.
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.Een korte, dikke jongen met de bril.
Nenetsler de aynı şekilde kemik ya da metal plakalı kar gözlüğü kullanırlar.Ook hier is dus een leesbril of een multifocale bril nodig.
Kullanım sırasında laboratuvar gözlüğü, önlüğü, eldivenleri tavsiye edilir.Gebruik van handschoenen, stofbril, laboratoriumjas en stofmasker wordt aangeraden.
Sekiz gözlüdüler.8 voorbeelden.
Tek ayaklı (veya ayaksız), tek gözlü ve kel olarak betimlenirler.Een aartje: bovenaanzicht, zijaanzicht (gesloten en opengesneden) en onderaanzicht.
Ayrıca harekâtçılarda gece görüş gözlükleri ve vücut zırhı vardı.Verder beschikten ze over nachtkijkers en een optische kijker.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.Verder draagt hij handschoenen die hij nooit uitdoet.
Bu yüzden onlara gümüş gözlü cadı da denir.Hierom wordt ze ook de Blauwe Heks genoemd.
O her zaman siyah gözlük takar.Hij draagt altijd een donkere bril.
Bu gözlükler bana iyi uymuyor, onlar çok büyük.Deze brillen passen me niet goed, ze zijn te groot.
Gözlük olmadan okuyamıyorum.Zonder bril kan ik niet lezen.
Gözlüğüme ihtiyacım var.Ik heb mijn bril nodig.
Beni mi gözlüyorsun?Besluip je me?
Gözlüğüm olmadan göremem.Ik kan niet zien zonder mijn bril.
Bu gözlük kaç paraydı?Wat kostte deze bril?
3D bir gözlük takar.Nosi charakterystyczne okulary 3D.
Tek ayaklı (veya ayaksız), tek gözlü ve kel olarak betimlenirler.Wyposażona jest w słabo widoczne oczy proste (stemmata) i czułki.
Gözlü, Diyarbakır ilinin Ergani ilçesine bağlı bir mahalledir.U nasady czułków, po stronie zewnętrznej osadzone są (na niewielkich słupkach) oczy.
3D Televizyon (3-Dimensional Television) gözlükle izlenen televizyon türüdür.Telewizja 3D (3DTV) - telewizja, która nadaje obraz trójwymiarowy i telewizory, które go wyświetlają.
Hiçbir zaman gözlüğünü çıkarmaz.Nigdy nie ściąga swoich okularów przeciwsłonecznych.
Marcie: Gözlükleri zaten onu ele veriyor.Where are my glasses? → Gdzie są moje okulary?
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.Lisa jest wysoką dziewczyną, noszącą okulary.
Gözlük takar.Noszą okulary.
Ürünleri arasında giysi, ayak giyimi, gözlük, parfüm, saat ve giyim aksesuarları bulunmaktadır.Zajmuje się sprzedażą ubrań, butów, perfum, okularów i zegarków.
Gözlük ve saatler de dahil olmak üzere tüm teknolojik aletler yasaklandı.Urządzenie zostało przetestowane przez wszystkie czasopisma o tematyce technologicznej, również przez Time.
(Gelecek zaman kipi) Gözlüğüm sanırım kayboldu.Widłogonki nie mają wzroku.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.Nosi zegarek, którego nie chce nigdy zdejmować.
Aşırı ince olması ve gözlük takması sebebiyle diğer arkadaşları tarafından alaya alındı.Jest nieśmiały w stosunku do kobiet i nosi okulary.
Araneoidea, 15 familya ve 11.155 tür ile temsil edilen sekiz gözlü örümcek üst familyası.Araneoidea obejmuje 15 rodzin i 11155 gatunków.
Örneğin aşağıdaki cümledeki tüm kelimeler türemiştir: Gözlük satıcısı öğrencilerle şakalaşıyordu.Po przybyciu na miejsce pisarka dochodzi do wniosku, że pojawianie się zjawy jest żartem uczniów.
Gözlükleri hilal şeklindedir.Okulary muszą być zasilane.
Tüm nüfusun 600 kişi olduğu Gözlüce köyünde, yazın nüfus 200'ün üzerindedir.Pierwszy z nich to punkty zdrowotne w każdej wsi powyżej 600 osób.
Altı gözlü örümceklerdendir.Sześć sztuk z Hiszpanii.
Kocaman göbeğinin yanında kocaman gözlükler takar.Jej trybutem rozpoznawczym były duże okulary.
Tek ayaklı, tek gözlü, tek kollu kel varlıklardır.Nie posiada jednej ręki, jednej nogi i oka.
McGonagall'ın bir de kare gözlükleri vardır.P. patula ma także większe szyszki.
O gözlük takar çünkü o miyoptur.Nosi okulary, a jej twarz zdobią piegi.
Blinky, üç gözlü turuncu bir balık.Syreny – trójka dziewczyn z rybimi ogonami.
Stereoskopik sinemalarda kullanılan 3D gözlükler tarafından yapılan da budur.Od tego czasu jest możliwość oglądania wybranych filmów 3D przy użyciu specjalnych okularów.
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.Bär svarta solglasögon.
Kızıl gözlüdür.Ett öga rött.
Gözlük takar.Har glasögon.
Kullanıcılar eldiven, gözlük kullanmalıdır.Helst skall man ha handskar.
Sığır ve köpek kene türleri gözlüdür.Hundar och katter är exempel på pälsdjur.
Belki termodinamikte bir kanun bulan bizler at gözlükleriyle bakıyor olabiliriz.En metaforanays gör det möjligt att se något nytt med nya glasögon.
Çifte çifte gözlük kullanıyorum..Har två par glasögon på näsan.
Sarı gözlü kefal, dubara benzer, ama sivri uçlu bir ağza sahip ve boyu ondan daha küçüktür.De har korta ben och har en mycket upprätt kroppshållning, likt en törnskata, när de står.
Gözlüklerinin onun bir parçası olduğunu birçok kez ifade etmiştir.En dag visar hon honom sina glasögon.
Hiçbir zaman gözlüğünü çıkarmaz.Han tar egentligen aldrig av sig sin hatt.
3D bir gözlük takar.Första året användes 3D-glasögon.
Gözlü, Diyarbakır ilinin Ergani ilçesine bağlı bir mahalledir.För Haverö i Åboland, se Haverö (ö).
Eskimo kar gözlükleri pinhole spectacles olup glasses sayılmazlar.Detta gäller ej parfymer, kosmetika eller glasögon.
Kokoşlar gibi o da gözlük takar.Som chefsåklagare bär han glasögon.

İlgili Sayfalar