gözün ile cümle

gözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un gözüne ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what happened to Tom's eye.
Çocuk hırsızları Tom'un gözünü bağladı.The kidnappers blindfolded Tom.
Allah'ın gözünde tüm insanlar eşittir.In God's eyes all men are equal.
Tom'un gözünde bir şey var.Tom got something in his eye.
Tom Mary'nin gözünü yakaladı.Tom caught Mary's eye.
Tom Mary'nin onun gözünün önünden ayrılmasına asla izin vermemeliydi.Tom never should've let Mary out of his sight.
Her insan kendi gözünde önemlidir.Every man is important in his own eyes.
Tom Mary'nin bir gözünü morarttı.Tom gave Mary a black eye.
Detay için böylesine harika bir gözün var.You have such a wonderful eye for detail.
O bir sopayla kız kardeşinin gözüne dürttü.She poked her sister in the eye with a stick.
Tom'un sol gözünden göremediği doğru mu?Is it true that Tom can't see out of his left eye?
Tom neredeyse bir gözünü kaybediyordu.Tom came close to losing an eye.
Tom haritayı katladı ve onu torpido gözüne geri koydu.Tom folded the map and put it back into the glove compartment.
Tom'un yatakta gözüne uyku girmedi.Tom lay awake in bed.
Tom torpido gözünü açtı ve bir güneş gözlüğü çıkardı.Tom opened the glove compartment and took out a pair of sunglasses.
Tom torpido gözünü açtı ve ruhsatın eksik olduğunu fark etti.Tom opened the glove compartment and noticed the registration was missing.
Tom torpido gözünü açtı ve ruhsatını çıkardı.Tom opened the glove compartment and took out his registration.
Tom harita için torpido gözünü aradı.Tom searched the glove compartment for a map.
Tom odadaki her gözün onun üstünde olduğunun çok farkındaydı.Tom was very aware that every eye in the room was on him.
Torpido gözüne baktın mı?Have you looked in the glove compartment?
Tom'un sol gözünde görüş kaybı var.Tom has lost sight in his left eye.
Tom'un sağ gözünün altında farklı bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
Tom'un sağ gözünün altında belirgin bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
Tom'u gözünden hiç kaçırma.Don't let Tom out of your sight.
Gözüne ne oldu?What happened to your eye?
Senin gözüne ne oldu?What's happened to your eye?
Tom Mary'nin arabasının torpido gözünde yarısı yenmiş bir hamburger fark etti.Tom noticed a half-eaten hamburger on the dashboard of Mary's car.
Gözünü nasıl morarttın?How did you get that black eye?
Gözünü kapıdan ayırma.Keep an eye on the door.
Gözünde gözyaşı ile bana baktı.She looked at me, with a tear in her eye.
Tom gözünde yaşla bana baktı.Tom looked at me, with a tear in his eye.
Turnayı gözünden vurduk.We hit the jackpot.
Tom'un yüzünde tam sol gözünün altında küçük bir yara var.There's a small scar on Tom's face just under his left eye.
Senin kara bir gözün var.You've got a black eye.
Keskin bir gözün var, Tom.You've got a sharp eye, Tom.
Her gözün ilgi odağıydım.I was the cynosure of every eye.
Tom, gözünü kimin morarttığını hatırlamıyor.Tom has no recollection of how he got his black eye.
Duvardaki yazı Tom'un gözüne çarptı.Tom recognized the writing on the wall.
Araba kullanırken gözünü asla yoldan ayırmamalısın.You should never take your eyes off the road while you're driving.
Araba kullanırken gözünüzü asla yoldan ayırmamalısınız.You should never take your eyes off the road while you're driving.
Tom'un sol gözün üzerinde bir yaması var.Tom has a patch over his left eye.
Gözün morarmış.That's quite a shiner.
Gözün morarmış. Makyaj mı yaptın?That's quite a shiner.
Tom'un bir gözünün kör olduğunu biliyor muydun?Did you know that Tom is blind in one eye?
Gözün görebildiği kadarıyla yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul as far as the eye could see.
Tom ne yapması gerektiğini düşünürken uzun süre gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for a long time thinking about what he should do.
Tom tavana baktığında gözüne bir damla su düştü.When Tom looked up to the ceiling, a drop of water fell into his eye.
Senin gözünü korkutmasına izin verme.Don't let her intimidate you.
Sen onların gözünü korkutuyorsun.You intimidate them.
Senin gözünü kim morarttı?Who gave you that black eye?
Kim onun gözünü morarttı?Who gave him that black eye?
Onun gözünü kim morarttı?Who gave her that black eye?
Çocuk hırsızları onların gözünü bağladı.The kidnappers blindfolded them.
Ne yapması gerektiğini düşündüğü için Tom'un gece yarısına kadar gözüne uyku girmedi.Tom lay awake half the night, thinking about what he should do.
Tom Mary'nin gözünü korkutmaya çalıştı.Tom tried to intimidate Mary.
Dan açtı ağzını yumdu gözünü.Dan flew into a rage.
Araba anahtarı torpido gözündeydi.The car key was in the glovebox.
Dan Linda'yı gözünden vurdu.Dan shot Linda in the eye.
Gözünü karart.Take a leap of faith.
İnsanlar yüzüne gözüne bulaştırdığında gülerim.I laugh when people mess up.

İlgili Sayfalar