Ana içeriğe geç
Sözlük

gözümüzü ile cümle

gözümüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Kaza tam gözümüzün önünde oldu.The accident happened right before our eyes.
Bu şirketlerin bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let these corporations push us around.
Onların bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let them push us around.
Bunun için de gözümüzü dört açmalıyız.So we have to keep an eye on that.
Yılın geri kalanı gözümüzün önünde.The rest is the year in front of us.
Gözümüzü dikip ona bakmamızı eleştiriyor sanki.Our gaze, and I think that's really fascinating.
Kız gözümüzün önünde, o yüzden acele etme.She's in front of us, so don't rush it.
Biz de gözümüzü yumuyoruz. Bizler, yani hükümetler ve yardım kurumları.So we just switch off: us, governments and aid agencies.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.In fact, Apophis is a blessing in disguise, because it woke us up to the dangers of these things.
Fakat şu an gözümüzü beşeri ve sosyal bilimleri yeniden tasarlamaya dikmiş durumdayız.But now we are looking at redesigning the humanities and social sciences.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.We were passing by a bus stop. We saw a bus blow up in front of our eyes.
Bu çakışmalar resimde gerçekten var mı yoksa gözümüzün yaptığı bir yanılsama mı?JH:
"Felsefe gözümüzün önünde duran yüce kitaptaPhilosophy is written in that great book which ever lies before our eyes
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Well actually, I think the answer is staring us right in the face:
Manzaranın her noktasında, gözümüzün durup dinlenmesi için bir alan yaratmış.At each place our eye has a place to rest in the landscape.
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiThey take our property right in front of our eyes just like Thomas Jefferson said they would.
Fakat asıl amaç halen burada, gözümüzün önünde.But that original purpose is still right there in plain sight.
Deneklerden biri gözümüzün önünde ölüme yakın bir deneyim yaşadı.In our presence one subject had a near death experience.
Yiyeceğimiz gözümüzün önünde yok edildi. Tanrımızın Tapınağında sevinç ve coşku sona erdi.Isn't the food cut off before our eyes; joy and gladness from the house of our God?
Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl! derler.Give us joy and comfort in our spouses and offspring, and make us imams of the Godwary.’
Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl" derler.Give us joy and comfort in our spouses and offspring, and make us imams of the Godwary.’
Işığın gözümüzün algılayabildiği (gördüğü) bölümüne görünür ışık bölgesi (visible light) denir.Что мы увидим, когда мы это увидим (неопр.).
Işığın gözümüzün algılayabildiği (gördüğü) bölümüne görünür ışık bölgesi (visible light) denir.تسمى ثمرة تين شوكي (صبر) تسمى كوز صبر وهنا تبدو كما نراها قبل قطفها.
Güneş içteki gökkuşağındaki kırmızı renk ve gözümüzün açısı 42 derecedir.무지개각은 빨간색 빛의 경우 42˚이고 보라색 빛은 41˚이다.
Şimdiye kadar kameraya karşı çıktık ve onu gözümüzün çalışmasını kopyalamaya zorladık.Prinútili ma vypočuť si tú pásku a ja som si skoro oči vyplakala.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Ale pokud teď polevíme, navždy ztratíme šanci vymýtit starověkou nemoc.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Dar daca clipim acum, vom pierde pentru totdeauna sansa de a eradica aceasta boala antica.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Jeśli ją zaprzepaścimy przegramy na zawsze, stracimy szanse wyeliminowania tej starożytnej choroby.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.우리가 여기서 눈깜빡하다보면 영원히 기회를 잃을 수 있습니다. 이 고대의 병을 퇴치할 수 있는 기회를 말입니다.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Maar als we nu weifelen verliezen we voor altijd de kans om een oude ziekte uit te roeien.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Ma se esitiamo adesso, perderemo per sempre la possibilità di debellare un'antica malattia.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Pero si dudamos ahora, perderemos para siempre la oportunidad de erradicar esta vieja enfermedad.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Αν δειλιάσουμε τώρα, θα χάσουμε οριστικά την ευκαιρία να εξαλείψουμε μία αρχαία ασθένεια.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Но ако мигнем сега, ще загубим завинаги шанса да заличим това древно заболяване.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.Но если сейчас мы не займемся этим, шанс полного уничтожения этого древнего вируса будет утерян навсегла.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.אבל במידה ונמצמץ עכשיו, נפסיד לעולמים את הסיכוי לחסל מחלה עתיקה.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.و لكن إذا أغمضنا أعيننا الآن، سوف نفقد إلى الأبد الفرصة للتخلص من مرض قديم.
Ama eğer şimdi gözümüzü kırparsak, bu tarihi hastalığı yok etmek için şansımızı sonsuza dek yitireceğiz.古くから続く病気を 根絶する機会が永久に失われます。 どうか皆さんの周りにも広めて下さい、
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.Anzi, Apophis in fondo è stato un bene, perché ci ha aperto gli occhi sui pericoli di questi asteroidi.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.Apophis je vlastně skrytým požehnáním, protože nás upozornil na nebezpečnost těchto těles.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.De facto, o Apophis é uma bênção disfarçada, porque nos desperta para os perigos destas coisas.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.De fapt Apophis e o binecuvântare, fiindcă ne-a amintit despre pericolul reprezentat de asteroizi.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.En fait, Apophis est un mal pour un bien, parce qu'il nous alerte sur les dangers de ces choses.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.En realidad Apophis es una bendición disfrazada porque nos despertó y nos mostró los riesgos de estas cosas.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.In feite is Apophis een vermomde zegen, want het maakte ons attent op de gevaren van deze dingen.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.오히려 아포피스는 위협을 가장한 축복이에요. 왜냐하면 우리로 하여금 이런 것들에 대해 경각심을 갖게 하니까요.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.Pravzaprav je Apophis sreča v nesreči, saj nas opozarja na nevarnost takih stvari.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.Sebenarnya, Apophis adalah berkah tersembunyi, karena ia membangunkan kewaspadaan kita akan bahaya benda ini.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.Thật ra, Apophis là một cơ hội rất tốt, vì nó đánh thức chúng ta về mối nguy hiểm của những thiên thạch này.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.Всъщност, Апофис е мана небесна, защото ни събуди за опасностите от тези неща.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.На самом деле, нет худа без добра, и он открыл нам глаза на опасность таких астероидов.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.אישית, לא שוכב ער בלילה ודואג בעניין. איני סבור שאפופיס מהווה בעיה. למעשה, אפופיס הינו ברכה,
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.في واقع الأمر، فإن أبوفيس هو نعمة خفية فى نتائجها، لأنه فتح عيوننا على مخاطر هذه الأجرام.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.こうしたことに対する我々の危機意識を 目覚めさせたからです これはたった数年前に発見されたもので
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.事實上,塞翁失馬焉知非福 阿波菲斯帶俾我地 危險警示
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.En realidad, creo que la respuesta está delante de nuestros ojos.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Bem, na verdade, penso que a resposta está mesmo à nossa frente.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Cred că răspunsul e chiar în fața noastră.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.En fait, je crois que la réponse est juste sous notre nez.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod