götürme ile cümle

götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Yani yangının tüm tepkisi, riskli bölgeye sıvı ve savaşçıları götürmesi.la bacteria o lo que el patógeno es.
Yani yangının tüm tepkisi, riskli bölgeye sıvı ve savaşçıları götürmesi.Кров доставляє їх до місця порізу чи місця, де зосереджені бактерії чи інші хвороботворні мікроорганізми.
Yani yangının tüm tepkisi, riskli bölgeye sıvı ve savaşçıları götürmesi.כך שתגובה דלקתית גורמת להבאת נוזלים
Yani yangının tüm tepkisi, riskli bölgeye sıvı ve savaşçıları götürmesi.إذاً الاستجابة الالتهابية هي كل ما يتعلق بجلب السوائل و
Yaşadığımız sorun bu. Sizi zamanda geri götürmeme izin verin.Avem această problemă.
Yaşadığımız sorun bu. Sizi zamanda geri götürmeme izin verin.C'est le problème auquel nous sommes confrontés.
Yaşadığımız sorun bu. Sizi zamanda geri götürmeme izin verin.Vi ställs inför detta problem.
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "A murit la multă vreme după ce și-a uitat perna la noi acasă, dar nu am reușit niciodată să i-o înapoiem".
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Él murió mucho después de dejar la almohada en mi casa, pero nunca fuimos a devolverla".
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Han døde lang tid efter, han efterlod puden hos mig, men jeg fik aldrig afleveret den tilbage."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Hij stierf lang nadat hij dat kussen achterliet bij ons thuis, maar we hebben het nooit teruggegeven."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Il est mort longtemps après avoir laissé l'oreiller chez moi, mais on n'a jamais pu se résoudre à le rendre."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "그가 죽은 건 우리집에 베개를 두고 간 지 한참 후였지만, 다시 만나서 돌려주지 못했어요."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Lâu sau khi anh ta để quên chiếc với, anh đã mất. nhưng chúng tôi không tìm cách để trả lại nó."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Morì molto tempo dopo aver lasciato il cuscino a casa mia, ma alla fine non gliel'abbiamo mai restituito."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. ""Morreu depois de deixar a almofada lá em casa, "e nunca chegámos a devolver-lha."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Sokkal azután halt meg, hogy nálunk aludt, de valahogy soha nem volt alkalmunk visszaadni neki."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Umřel až dlouho poté, ale nikdy jsem se nedostal k tomu mu ho vrátit."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Umrl je dolgo za tem, ko je pustil vzglavnik pri nas, vendar si nikoli nismo vzeli časa, da bi mu ga vrnili."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Zmarł długo po tym jak ją u mnie zostawił, ale nie udało mi się jej zwrócić."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Πέθανε αρκετά μετά από τότε που άφησε το μαξιλάρι στο σπίτι μου, αλλά δεν μπήκαμε στο κόπο να το επιστρέψουμε"
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Він залишив цю подушку задовго до своєї смерті, але нам так і не вийшло її повернути".
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Он оставил эту подушку задолго до своей смерти, но у нас все не доходили руки ее вернуть".
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "Той почина доста след като забрави възглавницата удома, но ние така и не му я върнахме."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "הוא מת הרבה אחרי שהוא השאיר את הכרית בבית שלי, אבל אף פעם לא מצאנו זמן להחזיר אותה."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "لقد مات بعد زمن طويل منذ أن ترك وسادته في منزلي, لكن لم يحدث أن التقينا لنعيدها."
Yastığı evde bıraktıktan uzun bir süre sonra öldü, ama hiç bir zaman geri götürmedik. "枕を返す機会はありませんでした」 もっと抽象的な思い出もありました
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Contra ele subiu Nabucodonozor, rei de Babilônia, e o amarrou com cadeias a fim de o levar para Babilônia.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.És feljöve ellene Nabukodonozor a babilóniai király, és kettõs békót vete lábaira, hogy Babilóniába vinné õt.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Ketika Nebukadnezar raja Babel merebut Yehuda, ia menangkap Yoyakim, dan membawanya terbelenggu ke Babel
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.바벨론 왕 느브갓네살이 올라와서 치고 저를 쇠사슬로 결박하여 바벨론으로 잡아가고
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Kongen i Babel Nebukadnesar drog op mot ham og lot ham binde med to kobberlenker for å føre ham til Babel.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Kong Nebukadnezer af Babel drog op imod ham og lagde ham i Kobberlænker for at føre ham til Babel;
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Nê-bu-cát-nết-sa , vua Ba-by-lôn , đi lên hãm đánh người , xiềng người lại , và dẫn người qua Ba-by-lôn .
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Nê-bu-cát-nết-sa, vua Ba-by-lôn, đi lên hãm đánh người, xiềng người lại, và dẫn người qua Ba-by-lôn.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Přitáhl proti němu Nabuchodonozor král Babylonský, a svázal jej řetězy ocelivými, aby jej zavedl do Babylona.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Tenslotte veroverde koning Nebukadnezar van Babel Jeruzalem en voerde de koning in ketens geboeid naar Babel.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.И вавилонският цар Навуходоносор възлезе против него, та го върза с окови, за да го заведе във Вавилон.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.Против него вышел Навуходоносор, царь Вавилонский, и оковал его оковами, чтоб отвести его в Вавилон.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.עליו עלה נבוכדנאצר מלך בבל ויאסרהו בנחשתים להליכו בבלה׃
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.عليه صعد نبوخذناصّر ملك بابل وقيّده بسلاسل نحاس ليذهب به الى بابل.
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.巴 比 倫 王 尼 布 甲 尼 撒 上 來 攻 擊 他 、 用 銅 鍊 鎖 著 他 、 要 將 他 帶 到 巴 比 倫 去
Yehoyakime saldıran Babil Kralı Nebukadnessar Babile götürmek için onu tunç zincirlerle bağladı.巴比 倫王 尼布甲尼撒 上 來攻擊 他 、 用銅鍊鎖 著 他 、 要將 他 帶到 巴比 倫去
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.A had pustil zo svojich úst za ženou vodu jako rieku, aby ju odniesla rieka.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Atunci şarpele a aruncat din gură apă, ca un rîu, după femeie, ca s'o ia rîul.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Bấy giờ con rắn phun nước ở miệng mình ra như sống theo sau người đờn bà, hầu cho kéo người xuống sông.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Bấy_giờ con rắn phun nước ở miệng mình ra như sống theo sau người đờn bà , hầu cho kéo người xuống sông .
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Då sprutade ormen ur sitt gap vatten efter kvinnan såsom en ström, för att strömmen skulle bortföra henne.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.De slang spuugde de vrouw een stroom water achterna die haar (als een rivier) moest meesleuren.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.In kača je vrgla iz ust svojih zadaj za ženo vodo kakor reko, da bi jo reka odnesla.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.I vypustil had z úst svých po ženě vodu jako řeku, aby ji řeka zachvátila.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.I wypuścił wąż z gęby swojej za niewiastą wodę jako rzekę, chcąc sprawić, aby ją rzeka porwała.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Ja käärme syöksi kidastansa vaimon jälkeen vettä niinkuin virran, saattaakseen hänet virran vietäväksi.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.여자의 뒤에서 뱀이 그 입으로 물을 강같이 토하여 여자를 물에 떠내려 가게 하려 하되
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Maka naga itu menyemburkan dari mulutnya banyak sekali air ke arah wanita itu, untuk menghanyutkannya
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Og slangen sprutet av sin munn vann som en elv efter kvinnen, for å rive henne bort med elven;
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Og Slangen spyede Vand som en Flod ud af sin Mund efter Kvinden for at bortskylle hende med Floden.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Tras la mujer, la serpiente echó de su boca agua como un río, para que ella fuese arrastrada por el torrente
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.Und die Schlange schoß nach dem Weibe aus ihrem Munde ein Wasser wie einen Strom, daß er sie ersäufte.
Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.И пустил змий из пасти своей вслед жены воду как реку, дабы увлечь ее рекою.

İlgili Sayfalar