Tom dün gece Mary'yi eve götürmüş olabilir.Tom may have walked Mary home last night.
Bunun üzerine Nicomedes ordusunu güneye, Boeotia içlerine götürmüştür.At this point Nicomedes led his army south into Bœotia.
Oldukça etkilenen Gauguin sonradan Paris versiyonlarının ikisini yanında götürmüştür.Gauguin was deeply impressed and later acquired two of the Paris versions.
Bunlar, Güneydoğu Asya'daki birçok Japon tüccarı ve maceracıyı götürmüşlerdir.Many of these could have been Japanese merchants and mercenaries from Southeast Asia.
Genç Monmouth'lu Henry Kral Richard İrlanda seferine çıktığı zaman İrlanda'ya götürmüştür.The young Henry accompanied King Richard to Ireland.
Bu durum tüm enerjisini emmiş ve yaratıcılığını alıp götürmüştür.It was a stimulating practice and he gave it all his vital energy and ability.
Prens onlara evlerine götürmüş.I took him to their homes.
Bartolo merdiveni kaldirip götürmüştşr.Machoro climbed the political ladder thereafter.
Senaryoyu çeşitli film şirketine götürmüşsede hepsi farklı sebeplerle geri çevirmiştir.He pitched it to several studios, but each one of them rejected it for different reasons.
Bunun üzerine annesi Sernas'ı resmi eğitimini alacağı Paris'e götürmüştür.His mother took him to Paris, France, where Sernas received his formal education.
Ve Daryl'ı götürmüşlerdir.They just made it to Darwin.
Genç kadın kadehini ağzına doğru götürmüş, şarabını bitirmek üzere.She's got it up to her mouth and she's just finishing it off.
Bir düzine kez eve götürmüşlerThey had driven him home a dozen times from
Adem elini alnına götürmüş,Adam holds his hand up to this forehead,
Babası, 7 yaşındaki oğlunu Detroit Kaplanları'nın maçına götürmüş.A dad and his seven-year-old son were watching a Detroit Tigers game at the ballpark.
Oğluna götürmüş.So he brought it back.
Parmaklarını ağzına götürmüş.She seems to have her fingers in her mouth.
Diğeri parmaklarını ağzına götürmüş, tırnaklarını yiyiyor.You're right. And the other one has her fingers in her mouth, she's biting her nails.
Muhtemelen onu tapınağa götürmüştür.He probably took her to the temple.
Beni, tamamen yakılıp yıkılan mozeleden .... ...Hoiwai kurtarmış ve denizin ortasına götürmüştüThe imperial mausoleum had collapsed, and they were all buried inside.
Kuan seni rehabilitansyon merkezine götürmüştü, değil mi?Kuan brought you to the rehabilitation centre, right?
Ve oğlunu eve götürmüş.And his mother said she wasn't going to do it. And she took her son home.
Belki de onu Cathedral City Erkekler Klubüne götürmüştür.Maybe he took him to Cathedral City Boys Club.
Sol tarafta sadece x kaldı, çünkü y'ler birbirini götürmüş oldu .On the left-hand side, you just get an x, because these cancel out.
Oğlumu tüm ABD'de oyun alanlarına götürmüştüm.And I've taken my two year-old son to playgrounds all over the United States.
Laaan, lanet olası böbreğimi götürmüşler!!!God- they took my freak'in kidney
Yani bu iki değer birbirini götürmüş oluyor.That cancels out.
Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür.Sick are their hearts, and God adds to their malady.
O, kıyamet günü kavminin önderliğine geçer, böylece onları ateşe götürmüş olur.He will precede his people on the Day of Resurrection, and will lead them into the Fire.
Kıyamet günü, kavminin önüne düşer. Artık o bunları ateşe götürmüştür.He will precede his people on the Day of Resurrection, and will lead them into the Fire.
Kaderleri onları garip yönlere götürmüş. Sohbet edecek konuları hiç bitmiyor.Their destinies have taken strange paths, and their conversation topics are infinite.
Çiçek bu fikrini Bursa belediyesine götürmüş ve onlar da heyecanla karşılamış.He took his idea to the Bursa administration which was excited.
GE davayı Roma'daki Uluslararası Hakemlik Mahkemesi'ne götürmüş ve kazanmıştı.GE took the matter to the International Court of Arbitration in Rome and won.
Roma'nın artan gücü, onu git gide birliği domine etmeye götürmüştür.The increasing power of Rome gradually led to its domination of the league.
Provos ve Mazières bu yöntemden yararlanmış ve onu daha da ileriye götürmüştür.Provos and Mazières took advantage of this, and took it further.
Lord Byron gibi bazıları işi silah kuşanıp Yunan isyancılara katılmaya kadar götürmüştür.Some, notably Lord Byron, even took up arms to join the Greek revolutionaries.
Ölülerini götürmüşler, öldürdüklerinin kafalarını almışlardır.Sie begleitete die Toten ins Jenseits und trauerte um sie.
Bartolo merdiveni kaldirip götürmüştşr.Bartolo ärgert sich darüber, die Leiter entfernt zu haben.
Bu durum tüm enerjisini emmiş ve yaratıcılığını alıp götürmüştür.Sie bekam damit eine Position, die sie mit all ihrer Kraft und Energie ausfüllte.
Bunlar, Güneydoğu Asya'daki birçok Japon tüccarı ve maceracıyı götürmüşlerdir.Ils amènent de nombreux commerçants et aventuriers Japonais dans les ports d'Asie du Sud-Est.
Strasbourglu Remigius röliklerin bir kısmını 778'de Eschau'daki rahibe manastırına götürmüştür.Certaines de ses reliques furent apportées par Remigius de Strasbourg au couvent d’Eschau, en 777.
Annem de beni sete götürmüş.Ma mère l'Oie.
Fakat anahtar onları bilmedikleri bir mezarlığa götürmüştür.Enterrée dans une tombe non identifiée de ce cimetière.
Annem de beni sete götürmüş.Quería llevarse consigo a Sid...
Ve Daryl'ı götürmüşlerdir.Les pide que lo lleven a Daryl.
Prens onlara evlerine götürmüş.Su tío los trajo de vuelta a casa.
Secura daha sonra Klon birliklerinden oluşan grubunu Geneosis savaşının ortasına götürmüştü.Ella le condujo hacia la base secreta de las fuerzas de Kitana.
Coppa Italia'da yarı finalde Juventus finalde de Sampdoria'yı yenip kupayı 5. kez müzesine götürmüştür.A Herrera sfuggì solo la Coppa Italia, che andò in finale alla Juventus per la quinta volta.
Kaçanlar atları çözüp götürmüşler.Заступавшихся разгоняли лошадьми.
Kızılderililer neredeyse kafiledeki herkesi öldürüp sığırlarını da sürüp götürmüşlerdir.Индейцы убили двух поселенцев и увели весь скот.
Annem de beni sete götürmüş.Мама у меня тоже Хутаба.
Prens onlara evlerine götürmüş.Царевны отвели её в дом отца.
Stábile, Arjantin'i altı tane Güney Amerika Şampiyonluğu'na götürmüştür: 1941, 1945, 1947, 1955 ve 1957.حقق ستابيلي مع منتخب الأرجنتين 6 بطولة كأس أمريكا الجنوبية وهي 1941، 1945، 1946، 1947، 1955، و1957.
Annem de beni sete götürmüş.أمي خرجت لتقطف النعنع.
Bir defasında balık tutmaya götürmüş, dönüşte de sırtına alıp merdivenleri çıkartmıştı.Deslocava-se laboriosamente, içando-se sobre as patas anteriores e arrastando as traseiras.
Senaryoyu çeşitli film şirketine götürmüşsede hepsi farklı sebeplerle geri çevirmiştir.Ele apresentou o roteiro para vários estúdios, mas todos o rejeitaram por diversas razões diferentes.
Oldukça etkilenen Gauguin sonradan Paris versiyonlarının ikisini yanında götürmüştür.O visitante ficou bastante impressionado com o trabalho e posteriormente adquiriu duas das versões de Paris.
Prens onlara evlerine götürmüş.O governo pediu às pessoas para irem para suas casas.
Bartolo merdiveni kaldirip götürmüştşr.Mas a labareda já tomava conta da escada.
Bir defasında balık tutmaya götürmüş, dönüşte de sırtına alıp merdivenleri çıkartmıştı.Hij keerde op zijn stappen terug en draaide zich vervolgens met zijn rug naar het podium.