götürecek ile cümle
götürecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.Bấy giờ Ðức Chúa Jêsus biết chúng có ý đến ép Ngài để tôn làm vua, bèn lui ở một mình trên núi.
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.Bấy_giờ Ðức_Chúa_Jêsus biết chúng có ý đến ép Ngài để tôn làm vua , bèn lui ở một_mình trên núi .
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.그러므로 예수께서 저희가 와서 자기를 억지로 잡아 임금 삼으려는줄을 아시고 다시 혼자 산으로 떠나 가시니라
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.Omdat Jezus merkte dat de mensen Hem wilden dwingen hun koning te worden, ging Hij alleen de bergen in.
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.Tedy Ježíš věda, že by měli přijíti a chytiti jej, aby ho učinili králem, ušel na horu opět sám jediný.
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.Tedy Jezus poznawszy, iż mieli przyjść i porwać go, aby go uczynili królem, uszedł zasię sam tylko na górę.
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.Иисус же, узнав, что хотят придти, нечаянно взять его и сделать царем, опять удалился на гору один.
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.וידע ישוע כי יבאו ויתפשהו להמליך אותו וימלט עוד הפעם אל ההר הוא לבדו׃
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.واما يسوع فاذ علم انهم مزمعون ان يأتوا ويختطفوه ليجعلوه ملكا انصرف ايضا الى الجبل وحده
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.耶 穌 既 知 道 眾 人 要 來 強 逼 他 作 王 、 就 獨 自 又 退 到 山 上 去 了
İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.耶穌 既 知道 眾人 要 來強 逼 他 作王 、 就 獨自 又 退到 山上 去了
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.(2:16) C`est pourquoi voici, je veux l`attirer et la conduire au désert, et je parlerai à son coeur.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Cho nên, nầy, ta sẽ dẫn dụ nó, dẫn nó vào đồng vắng, và lấy lời ngọt ngào nói cùng nó.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Cho_nên , nầy , ta sẽ dẫn_dụ nó , dẫn nó vào đồng vắng , và lấy lời ngọt_ngào nói cùng nó .
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Darum siehe, ich will sie locken und will sie in die Wüste führen und freundlich mit ihr reden.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.,,Deaceea iată, o voi ademeni şi o voi duce în pustie, şi -i voi vorbi pe placul inimii ei.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.그러므로 내가 저를 개유하여 거친 들로 데리고 가서 말로 위로하고
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Portanto, eis que eu a atrairei, e a levarei para o deserto, e lhe falarei ao coração.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Preto hľa, ja ju prehovorím a vyvediem ju na púšť a budem hovoriť k jej srdcu.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Protož aj, já namluvím ji, když ji uvedu na poušť; nebo mluviti budu k srdci jejímu.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Se, derfor vil jeg lokke henne og føre henne ut i ørkenen og tale vennlig til henne,
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Se, derfor vil jeg lokke og føre hende ud i Ørkenen og tale hende kærligt til.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Se, fördenskull vill jag locka henne bort och föra henne ut i öknen och tala ljuvligt till henne.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Sentähden, katso, minä taivuttelen hänet, kuljetan hänet erämaahan ja viihdyttelen häntä.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım."Sin embargo, he aquí que yo la persuadiré, la llevaré al desierto y hablaré a su corazón
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.TUHAN berkata, "Sebab itu Aku akan membawa dia ke padang gurun; di sana ia akan Kubujuk dengan kata-kata cinta
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Zato, glej, jaz jo izvabim in popeljem v puščavo in govoril ji bom na srce;
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Но, ето, Аз ще я привлека, И като я заведа в пустинята Ще й говоря по сърцето й.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.Посему вот, и Я увлеку ее, приведу ее в пустыню, и буду говорить к сердцу ее.
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.לכן הנה אנכי מפתיה והלכתיה המדבר ודברתי על לבה׃
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.لكن هانذا اتملقها واذهب بها الى البرية والاطفها
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.後 來 我 必 勸 導 他 、 領 他 到 曠 野 、 對 他 說 安 慰 的 話
‹‹İşte bu yüzden onu ikna edip çöle götürecek, Onunla dostça konuşacağım.後來 我 必勸導 他 、 領他 到 曠野 、 對 他 說 安慰 的話
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.Cosi' dissi... e' un modo di portare la rana dove vuole andare!
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.En ik zei: nu heb ik een manier om die kikker te laten gaan waar hij naartoe wil.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.Et j'ai dit, il y a un moyen d'envoyer une grenouille jusqu'à l'endroit où elle veut aller.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey. (gülüşmeler)Y yo dije, aquí hay una forma de colocar una rana arriba adonde quiere ir.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.I tak oto znalazłem sposób, żeby rakieta wyniosła żabkę tam, gdzie chce.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.결론은 그것을 이용해서 개구리를 가고싶은데로, 우주로 보낼 수 있다는 것이었습니다.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.Și mi-am zis că acesta e modul de a duce o broscuță acolo unde dorește să ajungă.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.Und ich dachte mir, das ist eine Möglichkeit, den Frosch dort hoch zu bekommen, wo er hin will.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.И си казах, че има начин да издигна жабата дотам, където иска да отиде.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.И я сказал: "Вот как можно отправить лягушонка туда, куда он хочет попасть".
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.אז אמרתי, הנה דרך להעיף צפרדע למעלה כמו שהיא רוצה.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.فقلت، هناك طريقة لإيصال الضفدع إلى الأعلى حيث يريد الذهاب.
İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey.上空へ行かせてやる方法をみつけたと (笑)
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?(107:11) Кто введет меня в укрепленный город? Кто доведет меня до Едома?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?(108:11) Qui me mènera dans la ville forte? Qui me conduit à Édom?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?(59:11) Кто введет меня в укрепленный город? Кто доведет меня до Едома?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?(60:11) Qui me mènera dans la ville forte? Qui me conduira à Édom?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Ai sẽ đưa tôi vào thành vững bền? Ai sẽ dẫn tôi đến Ê-đôm?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Ai sẽ đưa tôi vào thành vững_bền ? Ai sẽ dẫn tôi đến Ê - đôm ?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Cine mă va duce în cetatea întărită? Cine mă va duce la Edom?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Enyim Gileád és enyim Manasse, Efraim az én fejemnek oltalma: Júda az én törvény-rendelõm.
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Gilead en Manasse zijn van mij en Efraïm is mijn helm. Juda is de staf waarmee ik regeer.
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Hvo bringer mig hen til den faste Stad, hvo leder mig hen til Edom?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Hvo bringer mig til den befæstede By, hvo leder mig hen til Edom?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Kdo me popelje v mesto utrjeno, kdo me pripelje do Edomeje?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?Kdo me popelje v mesto utrjeno, kdo me pripelje noter do Edomeje?
Kim beni surlu kente götürecek? Kim bana Edoma kadar yol gösterecek?누가 나를 이끌어 견고한 성에 들이며 누가 나를 에돔에 인도할꼬