Mary'yi acil servise götürüyorlar.They're taking Mary to the emergency room.
Onlar karlı işler için bizi götürüyorlar.They're taking us for cash cows.
Seni nereye götürüyorlar?Where are they taking you?
Onu nereye götürüyorlar?Where are they taking him?
Bizi nereye götürüyorlar?Where are they taking us?
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.He is buried in the local municipal cemetery.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Fishermen are going out to sea and carrying their cell phones.
Oyunu çocuklar götürüyorlar.The students run the game.
"Bizi yakalıyorlar ve çalılara götürüyorlar..."They will catch us then they will take us there in the bush
Fit ile foot birbirini götürüyorlar, çünkü aynı birime sahipler.The feet and the foot cancel out, they're the same unit.
Ve işte bütün bunlar, bütün bu çocukluğun yankıları beni bir sonraki parçaya götürüyorlar.So that whole thing, that whole childhood echoes and takes me into the next piece.
Dolayısıyla onları güvenli bir yere götürüyorlardı.And so they took them to some safe place.
İçeriye bu şekilde götürüyorlar.So that's how they bring it in.
Dizüstü bilgisayarlarını eve götürüyorlar.They own the laptops. They take them home.
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Then I said to the angel who talked with me, "Where are these carrying the ephah basket?"
Dikkat edin: Ne fena yükler götürüyorlar!Lo! vile is that which they shall bear.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Ils sont enterrés dans le cimetière du village.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.En ella se halla el cementerio del municipio.
Birkaç saatten sonra bir ermeni subayını yakalayarak il merkezine götürüyorlar.Через несколько часов они схватили армянского офицера и доставили его в областной центр.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Przylegały one do miejskiego cmentarza.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Похований на місцевому кладовищі.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.De er begravet på Garnisons Kirkegård.
Eşkıyalar, halkın malı mülkü ne varsa alıp götürüyorlar.盗賊と結託して、街の人たちのお金や財宝を全て奪っている妖怪。
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.公園墓地に埋葬。
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Погребват Икономов в гробището на селото.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Palaidota Šukionių kaimo kapinėse.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Ta maeti kohalikule kalmistule.
Amerika'nın kalbine kadar götürüyorlar.자원과 열정을 활용해오고 있습니다.
Amerika'nın kalbine kadar götürüyorlar.מהוליווד ועד ללב אמריקה.
Amerika'nın kalbine kadar götürüyorlar.التي خرجت من هناك من هوليوود في قلب أميركا.
Amerika'nın kalbine kadar götürüyorlar.あり余るエネルギーがこの運動を強力にするんだけど
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.A halászok magukkal viszik a mobiljukat a tengerre.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Fischer fahren aufs Meer hinaus und haben ihre Handys bei sich.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Fiskere tager ud på havet og tager deres mobiltelefon med.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.I pescatori escono in mare portando i loro cellulari.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.어부들은 바다에 핸드폰을 가지고 나갑니다.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Les pêcheurs partent en mer avec leur portable.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Los pescadores salen al mar con sus móviles.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Pescarii ies pe mare luându-şi cu ei celularele.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Rybacy wypływający w morze mają przy sobie telefony.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Vissers varen uit op zee en hebben hun mobieltjes bij zich.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Οι ψαράδες βγαίνουν στη θάλασσα έχοντας μαζί τους τα κινητά τους τηλέφωνα.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Рибарите излизат в морето и носят мобилните си телефони.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.Рыбаки отправляются в море и берут с собой мобильники.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.דייגים יוצאים אל הים ונושאים עימם את המכשירים שלהם.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.صائدو الأسماك يخرجون للبحر حاملين هواتفهم الخلوية.
Balıkçılar denize açılıyorlar ve cep telefonlarını götürüyorlar.魚を捕まえると港の市場に電話し
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Aku bertanya kepada malaikat itu, "Ke mana mereka bawa keranjang itu?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.A povedal som anjelovi, ktorý hovoril so mnou: Kam to nesú tú efu?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Atunci am întrebat pe îngerul, care vorbea cu mine: ,,Unde duc ele efa?``
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Då frågade jag ängeln som talade med mig: »Vart föra de skäppan?»
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Da sa jeg til engelen som talte med mig: Hvor skal de hen med efaen?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Domandai all'angelo che parlava con me: «Dove portano l'efa costoro?»
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.És mondám az angyalnak, a ki beszél vala velem: Hová viszik ezek a mérõ- edényt?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.I řekl jsem andělu tomu, kterýž mluvil se mnou: Kam ony nesou tu efi?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Je dis à l`ange qui parlait avec moi: Où emportent-elles l`épha?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.내가 내게 말하는 천사에게 묻되 그들이 에바를 어디로 옮겨 가나이까 하매
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Niin minä sanoin enkelille, joka puhutteli minua: "Mihin ne kuljettavat eefa-mittaa?"
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Perguntei ao anjo que falava comigo: Para onde levam elas a efa?
Benimle konuşan meleğe, ‹‹Kabı nereye götürüyorlar?›› diye sordum.Så spurgte jeg Engelen, som talte med mig: "Hvor bærer de Efaen hen?"