göstermiş ile cümle
göstermiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.하지만 윌킨스는 DNA가 최선의 수단이라 생각했고 이 엑스레이 사진을 보여줬죠.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Maar Wilkins dacht dat DNA de beste gok was, en hij toonde deze röntgenfoto.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Mas Wilkins achava que o ADN era a melhor aposta, e mostrou esta fotografia de raios X.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Ma Wilkins era convinto che il DNA fosse la molecola giusta e mostrò questa foto ai raggi X.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Men Wilkins, I ved, mente at DNA var det bedste gæt, og han viste dette røntgen billede.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Nhưng Wilkins nghĩ rằng ADN là lựa chọn đúng đắn nhất, và ông cho xem hình chụp X-quang này.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Pero Wilkins, saben, pensó que el ADN era la mejor opción, y mostró esta fotografía de rayos-x.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Tapi menurut Wilkins, Anda tahu, DNA adalah dugaan yang paling tepat lalu dia membuat foto sinar-X nya.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Wilkins azonban úgy vélte, hogy a DNS a legjobb jelölt, és bemutatta ezt a röntgen-felvételt.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Αλλά ο Γουίλκινς, ξέρετε, πίστευε ότι το DNA ήταν η καλύτερη λύση και έδειξε αυτή τη φωτογραφία ακτίνων Χ.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Но Вилкинс считал ДНК наиболее перспективным вариантом и он показал вот эту рентгенограмму.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.Но, знаете, Уилкинс си мислел, че ДНК е правилният отговор и я показа на една ренгенова снимка.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.אך וילקינס חשב שהדנ"א הוא ההימור הטוב ביותר. והוא הראה את תמונת הרנטגן הזו.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.لكن ويلكينز، كما تعلمون، اعتقد أن ال DNA كان المرشح الأفضل، وقام بعرض هذه الصورة المأخوذة بأشعة X.
Fakat Wilkins, en kuvvetli ihtimalin DNA olduğunu düşünüp bu x-ısını fotoğrafını göstermişti.このX線写真を披露したのです 結晶のように見えます。DNAにそういう構造があるということです
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Bagaimana sebuah perusahaan bisa sangat berani melakukan sesuatu yang luar biasa.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Ciekawe, że korporacja odważyła się zainwestować w coś tak niesamowitego.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Comment cette société a-t-elle pu oser créer quelque chose d'aussi extraordinaire ?
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Jak je možné, že ta společnost byla odvážná natolik, aby udělala něco tak mimořádného?
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?어떻게 이 회사는 이렇게 특이한 일을 할 정도로 용감하였을까요.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Spoločnosť bola veľmi odvážna, aby urobila niečo tak úžasné.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Wie kommt es, dass ein Unternehmen so mutig war, etwas so Außergewöhnliches zu tun?
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Πώς γίνεται μια εταιρεία να είχε το θάρρος να κάνει κάτι τόσο προοδευτικό;
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Да не говорим за "Скидмор, Оуингс и Мерил". Има го влиянието на инвеститора.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Невероятно какой же смелой была организация, чтобы сделать что-то настолько необычное.
Fırça hareketi saçların savrulduğunu göstermiş.Na tahu, který představuje jejich vlající vlasy.
Fırça hareketi saçların savrulduğunu göstermiş.(Ж1) Эти выразительные мазки, которые изображают волосы на ветру.
Fırça hareketi saçların savrulduğunu göstermiş.Замахът на четката, койото пресъздава разпиляна от вятъра коса.
Fonksiyonların bileşiminin ve dönüşümlerinin birleşebilir olduğuyla ilgili birkaç video göstermiştik. . .Ale pokazałem wam kilka filmów temu, że złożenie funkcji, albo odwzorowań jest łączne.
Fonksiyonların bileşiminin ve dönüşümlerinin birleşebilir olduğuyla ilgili birkaç video göstermiştik. . .لكني وضحت لك في عدو عروض سابقة بأن مركب الاقترانات، او النقل مشترك
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.1999–2004 Tšekissä, Irlannissa, Puolassa, Sloveniassa ja Ruotsissa, mutta ne nousivat Saksassa ja Ranskassa.
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.1999 ªi 2004 în Republica Ceh≤, Irlanda, Polonia, Slovenia ªi Suedia, îns≤ au crescut în Germania ªi Fran†a.
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.20 členskými štátmi EÚ a niektorými tretími štátmi a zahŕňa
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.Ierland, Polen, Slovenië en Zweden, maar stegen in Duitsland en Frankrijk.
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.LSD se proizvaja in prodaja v manjšem obsegu kot druge sintetične droge.
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.Polónia, Eslovénia e Suécia, mas aumentaram na Alemanha e em França.
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.Repubblica ceca, Irlanda, Polonia, Slovenia e Svezia, e una tendenza all’aumento in Germania e Francia.
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.Synergy в областта на синтетичните наркотици (107).
) göstermiş ama Almanya ve Fransa’da artmıştır.Szlovéniában és Svédországban, emelkedett viszont Németországban és Franciaországban.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.(77:14) и днем вел их облаком, а во всю ночь светом огня;
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.De día los condujo con una nube, toda la noche con resplandor de fuego
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Er leitete sie des Tages mit einer Wolke und des Nachts mit einem hellen Feuer.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Hän johdatti heitä päivän aikaan pilvellä ja tulen valolla kaiket yöt.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Han ledde dem om dagen med molnskyn, och hela natten med eldens sken.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.han ledede dem ved Skyen om Dagen, Natten igennem ved Ildens Skær;
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.I -a călăuzit ziua cu un nor, şi toată noaptea cu lumina unui foc strălucitor.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Ia menuntun mereka dengan awan di waktu siang dan dengan terang api sepanjang malam
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Il les conduisit le jour par la nuée, Et toute la nuit par un feu éclatant.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.In spremljal jih je z oblakom po dnevi in vso noč s svetlobo ognja.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.낮에는 구름으로 온 밤에는 화광으로 인도하셨으며
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Li guidò con una nube di giorno e tutta la notte con un bagliore di fuoco
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Ngài dẫn dắt họ, ban ngày bằng áng mây, Trọn đêm bằng ánh sáng lửa.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Ngài dẫn_dắt họ , ban_ngày bằng áng mây , Trọn đêm bằng ánh_sáng lửa .
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Og han ledet dem ved skyen om dagen og hele natten ved ildens lys.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Overdag leidde Hij hen door een wolk, die hen voorging, en 's nachts door een helder licht.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Prowadził ich w obłoku we dnie, a każdej nocy w jasnym ogniu.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Também os guiou de dia por uma nuvem, e a noite toda por um clarão de fogo.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Vedl je ve dne v oblace, a každé noci v jasném ohni.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Vezette õket nappal felhõben, és egész éjen át tûznek világosságában.
Gündüz bulutla, Gece ateş ışığıyla onlara yol göstermişti.Viedol ich vodne v oblaku a každej noci vo svetle ohňa.