görmem ile cümle
görmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Pozerala sa na neho, ako keby nikdy ho nevidel.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Se uita la el, ca în cazul în care nu a avut niciodată văzut înainte.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Sie starrte ihn an, als ob sie ihn nie zuvor gesehen hatte.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Úgy nézett rá, mintha még sosem láttam.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Ze staarde hem alsof ze hem nog nooit gezien.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Εκείνη τον κοίταξε σαν να μην τον είχε δει ποτέ πριν.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Вона дивилася на нього, наче вона ніколи не бачила його раніше.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Она уставилась на него, как будто она никогда не видела его раньше.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.Тя се втренчи в него, като, ако тя никога не го бях виждал преди.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.حدقت هي عليه كما لو أنها لم تكن قد رأته من قبل.
Daha önce onu görmemiştim sanki ona baktı.それから彼女はスカーレットなった。それから彼女は、シートのように白くなった。
Dans etmeni görmeme izin verJe te promets d'être là
Darfur'da çalışan, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri görüyordu.한 여자가 있었는데, 어떤 인간도 보아서는 안되는 것들을 보게 되었습니다.
Darfur'da çalışan, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri görüyordu.Ta kobieta pracując w Darfurze widziała sceny, których człowiek nie powinien oglądać.
Darfur'da çalışan, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri görüyordu.שעבדה בדארפור, ראתה דברים ששום בן-אנוש לא צריך לראות.
Darfur'da çalışan, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri görüyordu.التي عملت في دارفور، ورأت أشياء لا يجب لأي إنسان أن يراها.
Darfur'da çalışan, hiç bir insanın görmemesi gereken şeyleri görüyordu.人間が見てはならないような出来事を見てきました ダルフールに滞在中
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Aveam nevoie să vedem pielea mişcându-se peste muşchi şi muşchiul peste os.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Chúng tôi cần phải thấy làn da chuyển động trên các cơ trên xương.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.De huid zien bewegen over de spieren en over het bot.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Dovevamo vedere la pelle in movimento sui muscoli, che a loro volta si muovevano sulle ossa.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Każdego ruchu skóry czy mięśni.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.우리는 뼈 위를 움직이는 근육, 또 근육위를 움직이는 피부가 필요했습니다.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Necesitábamos ver como se movía la piel sobre músculo sobre hueso.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Nous avions besoin de voir la peau se déplacer sur les muscles, se déplaçant eux-mêmes sur les os.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Έπρεπε να βλέπουμε το δέρμα να κινείται πάνω από μύες, πάνω από κόκκαλο.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Нам нужно было передать движение кожи, взаимосвязано с движением мышцы и кости.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Нам потрібно було передати рух шкіри разом з м'язами, разом з кісткою.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.Трябваше ни движението на кожата и мускулите.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.רצינו לראות את תזוזת העור מעל השריר שמעל העצם.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.كنا بحاجة لرؤية الجلد يتحرك عبر تحريك العضلات على العظم.
Derinin, kemiğin üstünde hareket eden kasın üzerindeki hareketini görmemiz gerekiyordu.えくぼ 大きなしわから小さなしわまで全ての情報が必要でした
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.번역 시스템에서 언어가 스스로 번역할 수 없었던 것이 타도에바에서는 서로 연결되어 있어 가능합니다.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Linguages que nunca estariam juntas em um sistema tradicional podem estar conectadas no Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti. Muhteşem, değil mi?Dar de unde ne luăm propoziţiile şi cum le traducem?
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Sprachen, die einander in einem traditionellen System nie begegnen würden, können in Tatoeba verbunden werden.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Sprog, der aldrig ville have været fundet sammen i et traditionelt system, kan forbindes i Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Talen, die nooit samen zouden zijn opgenomen in een traditioneel systeem, komen elkaar nu tegen op Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Езици, които никога не са се срещали заедно в обичайни системи, могат да бъдат свързани в Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Языки, которые никогда не нашли бы друг друга в традиционных системах, могут соприкоснуться в Tatoeba,
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.,שפות שלעולם לא היו מוצאות את עצמן ביחד במערכת מסורתית ,יכולות להתחבר בטטואבה
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.اللغات التي لم تتفاعل فيما بينها عبر نشاط لغوي تقليدي بإمكانها أن تحدث ذلك التفاعل في تاتويبا.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.タトエバでは結びつくことになります。 ね、素敵でしょう?
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Deci nu ar trebui să vedeți stele tinere.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Entonces, no deberíamos ver estrellas jóvenes.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Jadi, anda semestinya tidak melihat bintang-bintang muda.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Je zult dus geen jonge sterren zien.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.그래서 젊은 항성은 거기 있을 수 없다는거죠.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Neměli bychom tam tedy vidět mladé hvězdy.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Nie powinno tam być młodych gwiazd.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Por isso, não deveríamos ver estrelas jovens.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Quindi, non si dovrebbero poter vedere stelle giovani.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Så vi borde inte se några unga stjärnor.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Vous ne devriez pas voir de jeunes étoiles.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Έτσι, δεν θα έπρεπε να βλέπουμε νεαρά άστρα.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Значи, не трябва да се виждат млади звезди.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Таким образом, вы не должны увидеть молодые звёзды.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.Тому ви б не мали побачити молодих зірок.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.מכאן, שאנחנו לא אמורים לראות כוכבים צעירים.
Dolayısıyla da genç yıldız görmemelisiniz.لذا، لايجب رؤية النجوم الشابة
İlgili Sayfalar