görmem ile cümle
görmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Lepiej w ogóle tego nie widzieć.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Mai bine mă fac că nu văd.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Meglio non vedere niente.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Mejor no ver nada.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Najlepšie je vôbec tieto veci nevidieť.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi."O melhor é não ligar nenhuma".
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Parempi olla ajattelematta asiaa.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Tốt hơn là không thấy gì cả.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Καλύτερα να μην τα βλέπουμε όλα αυτά."
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Краще просто не помічати, не бачити цього взагалі.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Лучше вообще ничего подобного не замечать.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.По-добре да не обръщаме внимание на всичко това.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.מוטב לא לראות בכלל את הדברים האלה.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.من الأفضل عدم رؤية أي شيء على الإطلاق.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.私が繰り返し耳にするのは
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.Ahol nincs mobil, nem láttak számítógépet, nincs áram a lakásokban.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.Chi vive al di là del cellulare, chi ancora deve vedere un computer, chi non ha l'elettricità in casa.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.De som lever bortom mobiltelefoner, de som aldrig sett en dator, de som inte har elektricitet hemma.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.핸드폰은 물론이고 컴퓨터를 생전 본적도 없고 집에 전기가 들어오지 않는 사람들 말입니다.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.Tí, ktorí žijú mimo mobilných telefónov, tí, ktorí ešte nevideli počítač, tí, ktorí nemajú doma elektrinu.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.Те, кто живёт без мобильного телефона, кто ещё не видел компьютер, у кого в доме нет электричества.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.Ті, хто живе без мобільного телефона, хто ще не бачив комп'ютера, у кого немає електрики вдома.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.אלו שהטלפון הסלולרי לא זמין להם, אלו שמעולם לא ראו מחשב, אלו שאין להם חשמל בבית.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.هؤلاء الذين يعيشون بعيدا عن الهواتف النقالة, هؤلاء الذين لم يروا بعد حاسوبا, وليس لديهم كهرباء في منازلهم.
Cep telefonsuz yaşayanlar, henüz bilgisayar görmemişler, evinde elektrik olmayanlar.コンピュータなど見たこともなく 家に電気のない人々です これはコンゾ病です 私は20年間
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cei de la Cranbrook sunt foarte generoși că ne-au permis să îl proiectăm aici pentru prima oară.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook è molto generosa a lasciare che lo si mostri qui per la prima volta.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook es muy generoso por dejarnos mostrarla por primera vez aquí.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook est très généreux de nous laisser le montrer ici pour la première fois.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook ist sehr grosszügig, dass er ihn uns hier zum ersten Mal zeigen lässt.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook의 관대로움으로 오늘 처음으로 공개되는 영상입니다.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook rất phong phú để chúng ta chiếu nó lần đầu tiên ở đây.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Het is erg gul van Cranbrook om ons deze film hier voor het eerst te laten vertonen.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.To hojnie ze strony Cranbrook, że pozwoliło nam pokazać ten film po raz pierwszy.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Кранбрук много щедро ни разрешава да го покажем за пръв път тук.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Очень щедро со стороны Крэнбрука дать нам устрить премьеру этого фильма именно здесь.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.קראנברוק מאוד נדיבה בכך שהיא נותנת לנו לצפות בסרט בפעם הראשונה כאן.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.كرانبوك كانو كريمين جدا ليدعونا نعرض هذا لأول مرة هنا
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.マヤ グレーテルという陶芸家でクランブルックの教師についての映画です
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Dia belum pernah melihat sarang sebesar itu.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Hij had nog nooit zo'n grote gezien.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.이런 식으로 큰 건 본 적이 없었던 거죠.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Mert még sosem látott olyan nagyot, mint ez.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Nigdy nie widział tak wielkiego gniazda.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Parce qu'il n'en avait jamais vu une aussi grande.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Pentru că el nu a văzut niciodată una aşa mare.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Perché lui non ne aveva mai vista una tanto grande.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Porque ele nunca tinha visto nenhuma assim tão grande.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Porque nunca había visto una tan grande.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Weil er noch nie so ein großes gesehen hatte.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Επειδή δεν είχε δει ποτέ του μία τόσο μεγάλη φωλιά.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Защото никога не бил виждал толкова голяма.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.Так как он никогда не видел такого большого дома.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.כי הוא מעולם לא ראה קן כל כך גדול.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.لأنه لم ير قط إحداها بهذا الحجم.
Çünkü daha önce bu kadar büyüğünü görmemişti.私は言いました:「コディ、
Çünkü gidip onu görmemiz gerekiyor."Bo chcemy się z nim zobaczyć."
Çünkü gidip onu görmemiz gerekiyor."För att vi skulle gå och se han [Dalai Lama]."
Çünkü gidip onu görmemiz gerekiyor."Gremo ga namreč obiskat."
Çünkü gidip onu görmemiz gerekiyor."Karena kami ingin menemui beliau."
İlgili Sayfalar