görmelisiniz ile cümle
görmelisiniz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu görmelisiniz.You must see this.
"Eh! 'em görmelisiniz "dedi."Eh! you should see 'em all," she said.
"Efendim, bence olay yerini gidip kendi gözlerinizle görmelisiniz."I said, "Your Honor, I think you should go out and look at the scene yourself."
Çocuklarla karşılaşıp bunu ne kadar iyi başardıklarını görmelisiniz.You should just come across to see how well our children do.
- Houston, buna inanmak için görmelisiniz. Pekala takım, şunları geçelim.Houston, you gotta see this to believe it.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.And you should see the pride in the eyes of these people.
Şimdi beni görmelisiniz.Well now you should see me.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.And you should see me during the match.
Onun son filmini kesin görmelisiniz, adı Aliens of the Deep.You really do have to go and see his latest film,
Bence, bunu gormelisiniz.Yes, I'm sorry if it upsets some of you, but
İnsanlar asansöre girip beni gördüklerinde yüzlerini görmelisiniz.You should see people when they come into the lift and see me.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.But you should see the parents when they see me with their kids.
Video durdugunda web tarayicinizda buna benzer bir sey gormelisiniz.You should see something like this in your web browser once the video stops.
Ve sizler gelip bunu görmelisiniz--muhteşem bir hikaye olacak.And you ought to come and see it -- it's going to be a hell of a story.
Golf oynamasanız bile bu manzarayı görmelisiniz.För golftermen match, se matchspel.
Golf oynamasanız bile bu manzarayı görmelisiniz.For å lese om Fotballklubben Mjølner, se det.
Golf oynamasanız bile bu manzarayı görmelisiniz.За други значения вижте Златна топка.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.Dar ar trebui să îi vedeţi pe părinţi când mă văd alături de copiii lor.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.그런데 어린이들의 부모님들은 제가 그 자녀들을 데리고 노는 걸 보시면,
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.Mais vous devriez voir les parents quand ils me voient avec leurs enfants.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.Ma se poteste vedere le facce dei genitori quando mi vedono con i loro figli.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.Pero deberían ver a los padres cuando me ven con sus hijos.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.Trzeba wam zobaczyć rodziców, kiedy widzą mnie ze swoimi pociechami.
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.עם הילדים שלהם. הם אומרים,
Ama beni çocuklarıyla gördüklerinde anne ve babaları görmelisiniz.لكن عليك رؤية ردة فعل آبائهم عندما يروني مع صغارهم
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."내가 네 엄마뿐만 아니라 Dickon 나타납니다 갔다면,"마리아는 그것을 통해 생각했다 그리고 많이 생각을 좋아해요.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."Když jsem šel bych měl vidět svou matku i Dickon," řekla Mary, myslel, že nad líbí nápad moc.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."Keď som išiel by som mal vidieť svoju matku i Dickon," povedala Mary, myslel, že nad páči nápad moc.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."Om jag gick jag se din mor samt Dickon", säger Maria, att tänka på den och tycke idén mycket.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."Si fui yo debería ver a su madre, así como Dickon", dijo Mary, pensando que una y otra gusta mucho la idea.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."Ако аз отидох, че трябва да види майка ви, както и Дикън", каза Мария, мислене над много хареса идеята.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme."אם אני נכנס אני צריך לראות את אמא שלך, כמו גם Dickon," אמרה מרי, לחשוב על זה הרעיון מצא חן בעיני מאוד.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme.وقال "اذا ذهبت أنا يجب أن نرى والدتك وكذلك Dickon" ، قالت ماري ، والتفكير في الامر و الفكرة تروق كثيرا.
"Ben, annen gibi Dickon görmelisiniz giderse," Mary üzerinde düşünme, dedi ve fikir çok sevme.非常にアイデアを好み。 "彼女はインドでの母親のようにしていないようです。"
Bence, bunu gormelisiniz.Aceea este podeaua, da?
Bence, bunu gormelisiniz. Bu zemin. Tamam mi?여러분이 이걸 꼭 보셔야 한다고 생각합니다. 저게 바닥입니다.
Bence, bunu gormelisiniz. Bu zemin. Tamam mi?Oui, je suis désolé si ça rend certains d'entre vous malades, mais mais il faut que vous voyez ça.
Bence, bunu gormelisiniz. Bu zemin. Tamam mi?אני חושב שאתם צריכים לראות את זה. זוהי הרצפה, אוקיי?
Bence, bunu gormelisiniz. Bu zemin. Tamam mi?أظن أنكم بحاجة لرؤية هذا. تلك هي الأرضية، حسناً؟
Bence, bunu gormelisiniz. Bu zemin. Tamam mi?問題は教育や衛生と言う人もいます
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.A mali by ste ma vidieť počas zápasu.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.A měli byste mě vidět během zápasu.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.A podczas meczu... to dopiero dziwny widok.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.E deviam ver-me durante o jogo.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.E dovreste vedermi durante la partita.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.En je moet me zien tijdens de wedstrijd.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.És látniuk kéne a meccs alatt.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.Et vous devriez me voir pendant le match.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz. Gerçek bir İtalyan gibi bağırıyorum.Y deberían verme durante el partido; grito como un verdadero italiano.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.그러다 경기를 할 때는 제가 어떻게 하는지를 보셔야 합니다.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.Și ar trebui să mă vedeți în timpul meciului.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.Und Sie sollten mich während einer Partie sehen.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.Và bạn nên nhìn tôi trong giữa trận đấu.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.Και πρέπει να με δείτε στη διάρκεια του αγώνα.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.А ако ме видите по време на мача.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.לילה לפני המשחק אני מתרגש.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.وينبغي عليك رؤيتي خلال المباراة.
Beni bir de maç sırasında görmelisiniz.生粋のイタリア人みたいに叫んでいます
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.A měli byste vidět tu pýchu odrážející se v očích těchto lidí.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Anda pasti bisa melihat kebanggaan di mata orang-orang ini.