görmüyor ile cümle
görmüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Nechápu, jak se může někdy umřít, příroda Nelze mu náhradní.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Nem értem, hogyan tud még meghalni; Természet Nem szabad neki.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Ne vidim, kako lahko sploh kdaj umre; Nature ne more ga rezervnih.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Non vedo come possa mai morire; Natura non lo ricambio.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.No veo cómo se puede morir nunca; la Naturaleza no puede prescindir de él.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Nu văd cum el poate muri vreodată; Natura poate nu-l schimb.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Saya tidak melihat bagaimana ia pernah bisa mati; Alam tidak bisa menghindarkannya.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Tôi không thấy cách anh ta bao giờ có thể chết; Thiên nhiên không có phụ tùng anh ta.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Δεν βλέπω πως μπορεί ποτέ να πεθάνει? Φύση δεν μπορεί να τον λυπηθεί.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Не виждам как той може да си умре; Nature не може да го пощади.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Я не бачу, як він може коли-небудь померти, Природа не може обійтися без нього.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.Я не вижу, как он может когда-нибудь умереть, Природа не может обойтись без него.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.השלווה. אני לא רואה איך הוא יכול בכלל למות; הטבע לא יכולים לוותר עליו.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.الصفاء. أنا لا أرى كيف يمكن أن يموت من أي وقت مضى ؛ الطبيعة لا يمكن الغيار له.
O güne kadar nasıl ölebilir görmüyorum; Doğa onu yedek olamaz.彼を倹約することはできません。 それぞれいくつかの帯状疱疹がよく乾燥して考えたこと、私たちは座って、それを削ら、私たちを試みて
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Dostáváš zit na ten tvůj krásně vypadající obličej. Co to je? Nevidíš, to je box s obědem.
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Du håller på att få en finne på ditt fina ansikte. Vad är det här? Ser du inte, det är en matlåda.
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Gương mặt đẹp trai của anh sắp nổi mụn rồi kìa. Cái gì đây? Anh không thấy sao?
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Iti iese un cos pe fata aia a ta frumoasa. Ce e asta? Nu vezi?
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Kamu punya jerawat di wajah tampan mu itu. Apa ini? Tidakkah kau melihatnya, itu kotak makan.
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?잘생긴 얼굴에 여드름까지 나고. 이건 또 뭐야?? 보면 몰라? 도시락이네..
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Mi ez? Nem látod, ez egy ebédes doboz. Ebédes doboz?
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Na twojej wspaniałej twarzy pojawiają się pryszcze. Co to jest? Nie widzisz?
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Sinulle on tulossa näppylä tuohon hyvännäköiseen naamaasi. Mitä tämä on? Etkö näe, se on lounasrasia.
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Ti sta venendo un brufolo sulla tua bella faccia Cos'è questo? Non vedi, è un cestino del pranzo.
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?Излизат пъпки по хубавото ти личице. Това пък какво е? Не виждаш ли?
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?У тебя выйдут угри на таком красивом личике от этого. Что это такое? Не видишь что ли, это ланчбокс
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?أنظر إلى مل يتعرّض إليه وجهك الجميل ما هذا؟ ألا ترى, إنها علبة غداء
O güzel yüzün sivilcelenmeye başlamış. bu ne ? görmüyor musun ? bir yemek kabı(sefertası) yemek kabı?なんだ これ? 見ればわかるでしょ? お弁当よ 弁当?
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorAlleen voor mij, in mijn hart, ik zie die ene persoon.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorBara för mig själv, i mitt hjärta, ser jag den här enda personen.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorChỉ là giữ cho riêng mình, sâu trong tim, chỉ biết có người đó thôi
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorDa solo, nel mio cuore, io vedo solo questa persona.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorDoar eu, in inima mea, vad doar aceasta persoana.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorHanya diriku, didalam hatiku, Aku melihat dia seorang.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorJa sam, w moim sercu, widzę tylko tą jedną osobę.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorJuste pour moi, dans mon coeur, je ne vois que cette personne.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyor그낭 혼자만 이 맘에만 눈이만 담고 보는 사람이 있는기다
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorNur für mich, in meinem Herzen, sehe ich diese eine Person.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorΑπλά εγώ, στην καρδιά μου, έχω μόνο αυτό το άτομο.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorДля меня, в моем сердце есть только она.
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorفقط لوحدي, داخل قلبي, أنا أرى ذلك الشخص
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorチッ、なによそれ
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.A já se na to podíval a řekl: "Hmm, nevidím nic."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Dan Saya melihatnya dan berkata "Oh, saya tidak melihat apapun."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Ho guardato e ho risposto: "Oh, non vedo nulla."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Ich schaute es mir an und sagte: "Oh, ich sehe nichts."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Ik keek ernaar en zei: "Oh, ik zie helemaal niets."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.전 종이를 보고 "아무것도 안보이네요" 라고 대답했습니다.
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.M-am uitat pe ea şi am spus, "Ei, eu nu văd nimic."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Nên tôi nhìn và nói, "Ồ, tôi chẳng nhìn thấy gì hết"
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Popatrzyłem na kartkę i mówię "No, nie widzę nic."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Pozrel som sa na to a povedal som: "Hmm, nevidím nič."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Ránéztem és azt mondtam, "Ó, én nem látok semmit."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Yo la ojeé y le respondí, "Oh, no veo nada".
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Το κοίταξα και είπα, "Ο, δεν βλέπω τίποτα."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.И я посмотрел на него и сказал: "Ну, я ничего не вижу".
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.І я подивився на папірець і сказав: "Хм, я нічого не бачу".
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.Погледнах го и казах "О, нищо не виждам."
Ona baktım ve "Oh, hiç birşey görmüyorum." dedim.ואני הסתכלתי ואמרתי, "או, אני לא רואה כלום."