görmüyor ile cümle

görmüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Artık beni görmüyorlar.Вони мене більше не бачать.
Saati görmüyor musun?Хіба ти не бачиш годинник?
Tesettürü fıtrî görmüyor, bir esarettir diyor."Je úžasné ho sledovat, řekl kouč.
Luciano, bunların aksine Yahudi ve İrlandalı gangsterlerle iş yapmakta sakınca görmüyordu.Stejně jako Joe Masseria nechtěl, aby v mafii fungovali Židé a Irové.
Ancak Newton’ın kendisi bile teoriyi kütleçekimin son basamağı olarak görmüyordu.On sám metodismus nepovažoval za nové učení.
O bir çift göz ve yüzden başka bir şeyi gözüm görmüyordu.Ztratil jedno oko a na druhé viděl velmi omezeně.
"Ben gurura kapılmıyorum, kendimi büyük görmüyorum, gerçeği söylüyorum.Nici nu îmi vine a crede ce am ajuns, mă simt umilit, nu rușinat.
Başka bir şey görmüyordum.Și nici nu mai puteam gândi altceva.
Burada herhangi bir bağlantı görmüyorum.Nu văd nicio legătură aici.
IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor.Jelenleg az IUCN nem veszélyeztetettként tartja számon.
Başka bir şey görmüyordum.Haluan nähdä muutakin.
Onu görmüyorum.En näe häntä.
Yürüyemiyor, kulakları ağır işitiyor ve bir gözü hiç görmüyordu.Έβγαλε το συκώτι και τα μάτια δεν έβλεπαν.
Nisan 2006'daki bir röportajında Matt Groening, "Dürüst olmak gerekirse, ufukta bir son görmüyorum.I et interview i april 2006 sagde Matt Groening: "Jeg kan helt ærligt ikke se nogen ende på det.
Başka bir şey görmüyordum.Andet skete der ikke.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Til hans store rædsel går det op for ham, at han selv er grunden til sine medmenneskers ulykke og lidelse.
O bir çift göz ve yüzden başka bir şeyi gözüm görmüyordu.Det har gitt et annet blikk, og andre resultater.
Yürüyemiyor, kulakları ağır işitiyor ve bir gözü hiç görmüyordu.Memiliki indra pendengaran dan penciuman yang tajam, tetapi tidak dapat melihat jauh.
Başka bir şey görmüyordum.Không một ai khác nhìn thấy ông.
IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor.Hiện nay, IUCN không xem chúng là loài bị đe dọa.
"Ben gurura kapılmıyorum, kendimi büyük görmüyorum, gerçeği söylüyorum.Tôi như 'Tôi không phải là tinh ranh, tôi sẽ nói sự thật.
Başka bir şey görmüyordum.でも何も見えなかった。
Çünkü iyi görmüyorlardır.よーく見ないと気づきません。
Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkeme masrafı ödedim.文帝の喪が明けていないことを理由に侍中の位を辞退した。
O bir çift göz ve yüzden başka bir şeyi gözüm görmüyordu.その姿は相応と玄照だけに見え、他のものには見えなかった。
Nisan 2006'daki bir röportajında Matt Groening, "Dürüst olmak gerekirse, ufukta bir son görmüyorum.在2006年4月接受的一次采访中,马特·格勒宁曾说:“诚然,我不愿意看到任何一种结束的方式。
Yürüyemiyor, kulakları ağır işitiyor ve bir gözü hiç görmüyordu.他们有眼睛看不见,有耳朵听不见。
Poe bir keresinde bir arkadaşına, "Canlılar arasında benim küçük karım kadar güzelini görmüyorum." diye yazdı.他写道:“从未有哪个男人像我一样深爱自己的妻子。
Hiçbir özelliği daha temel ya da öncü görmüyorlar.以前是沒有主角、配角的分別的。
Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkeme masrafı ödedim.반면 우체국 간판은 원색 적색이 아니라 해서 규제를 받지 않는다.
Başka bir şey görmüyordum.그밖엔 별 거 없었다.
Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkeme parası ödedim, üzüntüsü de caba.소방구가 패군을 거두어서 강릉으로 되돌아갔고, 소역은 소방등이 죽었는데도 슬퍼하는 기색이 없었다.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?아득해진 하소연을 이제야 헤아려보니 슬프고 애통한 마음을 어찌 견뎌낼 수 있단 말인가?
San’at beni bu hale koydu..Hele gözlerim hiç görmüyor.אך ברהה לא מיפה את שמי הדרום, למעשה הוא לא ראה אותם מימיו.
Selçuk, kitapta yaşadığı işkenceyi şöyle anlatıyordu: “Gözlerim bağlı olduğundan hiçbir şey görmüyordum.בול נזכרת, "היה נדמה ששום דבר לא קורה לי בסטודיו.
Tarih ve siyasetle ilgili tartışmalı konularda Wikipedia'yı güvenilir bir kaynak olarak görmüyorum.אני לא רואה את ויקיפדיה כמקור אמין על נושאים שנויים במחלוקת בהיסטוריה ופוליטיקה.
Poe bir keresinde bir arkadaşına, "Canlılar arasında benim küçük karım kadar güzelini görmüyorum." diye yazdı.Веднъж По пише до свой приятел, че „не среща никой по-красив от неговата млада съпруга“.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Не са ли тези двама млади, активни хора живо доказателство за собствените му пропуски и несгоди?
Luciano, bunların aksine Yahudi ve İrlandalı gangsterlerle iş yapmakta sakınca görmüyordu.Rovnako ako Joe Masseria nechcel, aby v mafii fungovali Židia a Íri.
Yıllar önce Hristiyan olarak vaftiz edilmişti ancak kendisini Hristiyan olarak görmüyordu.Nekaj let pred tem je bil krščen, vendar se ni dolgo imel za kristjana.
Başka bir şey görmüyordum.Nikogar drugega ni videti.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Mis on meie kalduvuses armastada iseennast nii piinlikku ja õnnetut?
Anne-babası Memphis 4 yaşındayken boşanıyorlar ve babasını bir daha hiç görmüyor.Vanemad lahutasid, kui Patrick oli väga väike, ja ta ei näinud oma isa enam iialgi.
"Ben gurura kapılmıyorum, kendimi büyük görmüyorum, gerçeği söylüyorum.Sa räägid tõtt, mul pole sulle midagi vastu öelda.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Med den ursprungliga beskrivningen från 1700-talet, hade Charles Bonnet inte själv detta.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Nå hvad angår den originale beskrivelse i det 18. århundrede, havde Charles Bonnet dem ikke selv.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Podľa originálneho opisu z 18. storočia ich Charles Bonnet nemal.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Was die erste Beschreibung im 18. Jahrhundert angeht, so hatte Charles Bonnet sie nicht.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Z tego, co mówi raport Charlesa Bonneta z XVIII wieku, on sam na to nie cierpiał.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Τώρα στην αρχική περιγραφή του 18ου αιώνα, ο Τσάρλς Μπόνετ δεν τις είχε.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles Bonnet halüsinasyon görmüyordu.Щодо оригінального опису 18 сторіччя, у Шарля Бонне не було галюцинацій.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.Darin habe ich damals keinen Sinn gesehen.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.Je n'en voyais pas vraiment la nécessité à l'époque.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.사실, 그 땐 대학갈 필요성을 모르겠더라고요
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.Nu mi-a păsat -- Nu am văzut motivul la acea vreme.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.Sinceramente no -- Yo no le veía sentido en aquella época.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.Wtedy nie widziałem w tym sensu.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.На самом деле, я не видел смысла в этом тогда.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.Честно казано -- по онова време не виждах смисъл.
Açıkçası, o zaman okula gitmanin anlamını görmüyordum.באמת שלא -- לא מצאתי סיבה וזמן.

İlgili Sayfalar