gör ile cümle

gör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Adanın yakınındaki o gemiyi görüyor musun?Do you see that ship near the island?
Ada ay ışığında siyah görünüyordu.The island showed black in the moonlight.
Biniş kartınızı görebilir miyim?May I see your boarding pass, please?
Bir daha Tokyo'ya geldiğinde umarım görüşürüz.I hope to see you the next time you are in Tokyo.
Umarım bir dahaki kez Tokyo'da olduğunda seni görürüm.I hope to see you the next time you are in Tokyo.
Tokyo'nun gece görüntüsü muhteşemdir.The night view of Tokyo is wonderful.
Tokyo borsasında, yaklaşık 450 şirketin hisse senetleri sayaç üzerinde işlem gördü.In the Tokyo stock market, stocks of about 450 companies are traded over the counter.
Tokyo borsasında, aşağı yukarı 450 şirketin hisse senetleri sayaç üzerinde işlem gördü.In the Tokyo stock market, stocks of about 450 companies are traded over the counter.
Tokyo borsası benzeri görülmemiş bir düşüş gösterdi.The Tokyo stock market recorded an unprecedented loss.
Biz burada nadiren kar görürüz.We seldom have snow here.
O, test puanını gördüğünde gözyaşlarına boğuldu.When she saw her test score, she burst into tears.
Görüşmeye devam edeceğiz.We will continue the discussion.
Şirket, Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem görüyor.The company is listed on the Tokyo Stock Exchange.
Kaybolmuş gibi görünüyorum.I seem to be lost.
Aniden önümüzde bir ayı göründü.Suddenly a bear appeared before us.
Kapı girişinde aniden bir adam göründü.A man suddenly appeared in the doorway.
Kabine krizi görüşmek üzere bugün buluşuyor.The Cabinet is meeting today to discuss the crisis.
Onların görüşleri arasında ince bir fark vardı.There was a subtle difference between their views.
İki adam yüz yüze görüştüler.Two men met face to face.
Bazı yıldızlar çıplak gözle güçlükle görülebilmektedir.Some stars are hardly visible to the naked eye.
Gök kuşağında kaç tane renk görüyorsun?How many colors do you see in the rainbow?
Bir gök kuşağında spektrum renklerini görebilirsiniz.You can see the colors of the spectrum in a rainbow.
Seni Japonya'da tekrar görmeyi iple çekiyorum.I'm looking forward to seeing you again in Japan.
Japonya'da ebeveynler yaşlandıklarında geleneklere göre çocukları tarafından bakılırlar.When parents get old in Japan, they are customarily looked after by their children.
Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
Japonya'nın gelecek için beklentileri kasvetli görünüyor.The prospects for Japan's future look dismal.
Japonya'ya bir telefon görüşmesi nasıl yapabilirim?How can I make a telephone call to Japan?
Japonlara göre, tek başına uyuyan bir Amerikan bebeği yalnız görünüyor.To Japanese, an American baby sleeping by himself seems lonely.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Some Japanese are concerned about how their country looks in the eyes of foreigners.
Pazar sabahından beri yıllar geçmiş gibi görünüyor.It seems like years since Sunday morning.
Pazar öğleden sonra 3'te gelip seni göreceğim.I'll come and see you at 3:00 p.m. on Sunday.
İneklerin çayırda otladığını gördük.We saw cows grazing in the meadow.
Kimse hastanede beni görmeye gelmedi.Nobody ever came to see me in the hospital.
Kedilerin karanlıkta görme yetileri vardır.Cats have the ability to see in the dark.
Kedilerin karanlıkta görebildiğini fark ettim.I realized that cats can see in the dark.
Bir kedi karanlıkta görebilir.A cat can see in the dark.
Bir kedi gece çok daha iyi görebilir.A cat can see much better at night.
Yaşına göre davran.Act your age.
Yaşını göz önünde bulundurursak, o çok güçlü görünüyor.He looks very vigorous, considering his age.
Yaşlı olanlar genç olanlara göre her zaman daha fazla bilmiyorlar.The older ones do not always know more than the younger ones.
Yaşına göre hareket etmeye çalış.Try to act your age.
Yoğun sis binaları görünmez yaptı.The dense fog made the building invisible.
Kalın sis yolu görmeyi zorlaştırdı.The thick fog made it hard to see the road.
Bir atın bana doğru dört nala geldiğini gördüm.I saw a horse galloping toward me.
Onu satın almaya karar vermeden önce, uyup uymadığını görmek için ceketi denedim.Before deciding to buy it, I tried on the jacket to see if it would fit.
Uzakta beyaz bir gemi gördük.We saw a white ship far away.
Beyaz bir gemi göründü.A white ship came into view.
Onun gri saçı onun görünüşünü daha büyük gösteriyor.Her gray hair makes her look older than her age.
Onun yüzünü loş bir ışıkta gördüm.I saw his face in the dim light.
Saçları beline inen bir kız gördüm.I saw a girl whose hair came down to her waist.
Kısa saçla hoş görünüyorsun.You look nice with your hair short.
Proğramlardan hiçbiri bana ilginç görünmüyor.None of the programs look interesting to me.
Onun öyle ağlamasını görmeye dayanamam.I can't bear to see him cry like that.
O seni görmek için sabırsızlanıyor.He is impatient to see you.
Onun bu yoldan geldiğini gördüm.I saw him come this way.
Ben sık sık onun bu çevrede yürüyüşe çıktığını görüyorum.I often see him taking a walk in this neighborhood.
Onu asla pantolonlu olarak görmedim.I never saw him in jeans.
Onu orada gördüğüme şaşırdım.I was surprised to see him there.
Görev için kalifiye olması onun en az iki yılını alacak.It will take him at least two years to be qualified for that post.
O o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.He looked so funny that I couldn't help laughing.
İlgili Sayfalar