Sanki hayal görüyormuşum gibi hissettim.I felt as if I were dreaming.
Sanki hayal görüyormuş gibi hissediyorum.I feel as if I were dreaming.
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.They always told me, you do what you want.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.But now, for the last few days, she'd been seeing things.
Peygamber soruyu şöyle yanıtlar "Allah'a, onu görüyormuşcasına kulluk etmendir.От него сразу же последовал ответ: „Бог увидел Ваши слезы и услышал Ваши молитвы.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.요양원에 거주중인 한 90대 할머니가 눈에 뭐가 보인다고 하였습니다.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Azt mondták, hogy az egyik lakó, egy 90-es éveiben járó öreg hölgy, dolgokat lát.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.De fortalte mig, at en af beboerne, en gammel dame i sine 90'ere, så ting.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.De sa att en av de boende, en dam i 90-årsåldern, såg saker.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Disseram-me que uma das residentes, uma senhora nonagenária, estava a "ver" coisas.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Erään asukkaan, yli 90-vuotiaan rouvan, kerrottiin näkevän asioita.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Họ nói rằng có một bà lão hơn 90 tuổi nhìn thấy những thứ kỳ lạ.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Ils m'ont dit qu'une de leurs pensionnaires, une vielle dame de 90 ans, voyaient des choses.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Me dijeron que uno de los residentes, una anciana de unos 90 años, estaba viendo cosas.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Mi-au spus că unul dintre pacienţii internaţi, o bătrână de 90 de ani, avea halucinaţii.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Mi hanno detto che una delle ospiti, un'anziana signora ultra novantenne, vedeva delle cose.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Povedali mi, že jedna z našich pacientiek, stará pani, viac ako 90-ročná, videla veci.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Powiedziano mi, że mieszkająca w nim pani po dziewięćdziesiątce miała halucynacje.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Říkali mi, že jedna z našich pacientek, stará paní, více jak 90letá, viděla věci.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Sie sagten mir, dass eine der Bewohnerinnen, eine über 90 Jahre alte Dame, Dinge sah.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Ze vertelden me dat een van de bewoners, een oude dame van in de negentig, dingen zag.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Μου είπαν πως κάποια από τους οικότροφους, μία κυρία στα 90 της, έβλεπε διάφορα πράγματα.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.И сообщили, что у одного из обитателей - 90 летней старушки были видения.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Казаха ми, че на една от пациентките, над 90-годишна стара дама, й се привиждат разни неща.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.מבית אבות בו אני עובד. הם אמרו לי שאחת מתושבות המקום, גברת מבוגרת בשנות ה-90
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.أخبروني ان إحدى المقيمين هناك، سيدة عجوز في التسعينات من عمرها، كانت ترى اشياء
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.幻覚を見ているので 気が狂ったのではないか と
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Aber jetzt, seit einigen Tagen, hatte sie wieder etwas gesehen.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Dar acum, în ultimele câteva zile, ea a văzut lucruri.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.De most, pár napja dolgokat lát.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.그런데 최근 몇일동안 눈에 뭐가 보였던 것입니다.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Maar nu, de laatste paar dagen, had ze dingen gezien. Dus vroeg ik:
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Mais désormais, depuis quelques jours, elle voyait des choses.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Ma ora, negli ultimi giorni, stava vedendo delle cose.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Mas agora, nos últimos dias, ela "via" coisas. Então perguntei-lhe:
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Men nu, de senaste dagarna, hade hon sett saker.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Men nu, de seneste par dage var hun begyndt at se ting.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Mutta viime päivinä hän oli nähnyt asioita.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Nhưng những ngày vừa rồi, bà ấy đã nhìn thấy một số thứ.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Pero durante los últimos días, había estado viendo cosas.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Όμως τώρα, τις τελευταίες μέρες, έβλεπε διάφορα πράγματα.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Але в останні 5 днів вона бачила видіння.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Но в последние несколько дней у нее случались видения.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.Но сега, през последните няколко дни, виждала разни неща.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.שהיא כבר חמש שנים עיוורת מוחלטת עקב ניוון מקולרי.
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş.ولكن الآن،و في الأيام القليلة الماضية، كانت ترى اشياء
Fakat şimdi, son birkaç gündür, birşeyler görüyormuş."何が見える?" と聞くと
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.Ils m'ont toujours dit, tu fais ce que tu veux.
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.부모님은 저에게 항상 하고싶은 것을 하라고 말씀하셨습니다.
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.Mereu îmi spuneau, faci ce vrei.
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.Mi hanno sempre detto di fare quello che volevo.
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.Siempre me dijeron, haz lo que quieras.
Her zaman bana sanki görüyormuşum gibi davrandığımı söylerlerdi.Ze zeiden altijd: je doet wat je wil.