görün ile cümle
görün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'nin aradığı krediyi vermeyi planlamış görünüyor.It seems that Tom had planned to give Mary the loan she had been looking for.
Mary'nin görünme şeklini beğeniyorum.I like the way Mary looks.
Tom Mary ile tanışmadan önce, asla mutlu görünmedi.Before Tom met Mary, he never seemed to be happy.
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.Either be as you seem or seem as you are.
Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.Either be as you seem or seem as you are.
O, büyük babanın canlı görüntüsüdür.It's the living image of your grandfather.
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.Tom waited for what seemed like a long time.
Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.Tom seems to have packed everything but the kitchen sink.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Tom otuzlu yaşların sonlarında bir yerde görünüyordu.Tom looked like he was somewhere in his late thirties.
Tom bir hafta içinde tıraş olmamış gibi görünüyordu.Tom looked like he hadn't shaved in a week.
Tom her zaman göründüğü gibi görünüyordu.Tom looked like he always looks.
Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen.
Tom'un Mary'nin doğum günü partisine gelmemesi olası görünmüyordu.It seemed unlikely that Tom wouldn't come to Mary's birthday party.
Bir insanı görünüşüne göre yargılama.You can't judge a book by its cover.
Bu tür bluz biraz eski moda görünmeye başlıyor.This kind of blouse is beginning to look a bit old-fashioned.
O şişmanlıyor gibi görünüyor.She seem to be getting fatter.
O kilo alıyor gibi görünüyor.She seem to be getting fatter.
Tom o sorunu çözemez gibi görünüyor.It looks like Tom can't solve that problem.
O, dün biraz gergin görünüyordu.He was looking a bit nervous yesterday.
Tuhaf görünüyor.It seems strange.
Durum olumlu görünüyor.The condition looks favourable.
Çantan ağır görünüyor.Your bag looks heavy.
Kedi bir fare kokusu aldı gibi görünüyor.It seems like the cat smelled a mouse.
Kedi bir farenin kokusunu yakaladı gibi görünüyor.It seems like the cat caught the scent of a mouse.
O sadece Çizmeli Kedi görüntüsünü kullanmak zorunda kaldı. Ben onun sadık uşağıydım.She just had to use her Puss-In-Boots look and I was her devoted servant.
Bu biraz sevimli görünüyor.This looks kind of cute.
Onun planı benimkinden daha iyi görünüyor.Her plan seems to be better than mine.
O, tanıdık görünüyor.It looks familiar.
Bir şey olmuş gibi görünüyor.It seems that something has happened.
O, genç görünüyor fakat aslında o senden daha yaşlıdır.She looks young, but actually she's older than you are.
Yeni elbisen üzerinde çok iyi görünüyor.Your new dress looks very good on you.
O, oldukça yorgun görünüyordu.He looked pretty tired.
O, o kadar zayıftır ki bir iskelet gibi görünüyor.He's so thin that he looks like a skeleton.
Tom her zaman neden bu kadar yorgun görünüyor?Why does Tom always look so tired?
Tom görünüşe göre geçen kış Boston'daydı.Tom was apparently in Boston last winter.
Tom Mary'nin kilo alıyor gibi göründüğünü düşündü.Tom thought Mary seemed to be gaining weight.
Tom Mary'nin güzel göründüğünü düşündü.Tom thought Mary looked beautiful.
Tom Mary'nin maviler içerisinde muhteşem göründüğünü düşünüyor.Tom thinks Mary looks great in blue.
Tom çok yorgun görünüyordu.Tom sounded exhausted.
Tom bu öğleden sonra biraz tuhaf görünüyordu.Tom sounded a little cranky this afternoon.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy talking with Mary.
Tom Boston'da olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being in Boston.
Tom burada olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being here.
Tom Japon yemeklerini seviyor gibi görünüyor.Tom seems to like Japanese food.
Tom anahtarını kaybetmiş gibi görünüyor.Tom seems to have lost his key.
Tom'un benim için torpili var gibi görünüyor.Tom seems to have it in for me.
Tom Mary'nin yaptığı her şey hakkında şikâyet ediyor gibi görünüyor.Tom seems to complain about everything Mary does.
Tom Mary'ye karşı tanıklık etmek için isteksiz gibi görünüyor.Tom seems to be unwilling to testify against Mary.
Tom ne olduğunu Mary'ye söylemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to tell Mary what happened.
Tom sorunla ilgilenmek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to tackle the problem.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom karar vermek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to make a decision.
Tom fiyatı düşürmek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to lower the price.
Tom teklifleri dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to suggestions.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to anything Mary says.
Tom annesi için supermarkete gitmeye isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to go to the supermarket for his mother.
Tom hatalı olduğu ihtimalini düşünmeye bile isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to even consider the possibility that he is wrong.
Tom hatalarını düzeltmeye isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to correct his mistakes.
Tom uzlaşmak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to compromise.