Kahve içerken İtalya'ya bir yolculuk için planlarımızı görüştük.We discussed our plans for a trip to Italy over coffee.
Öğleden sonra 2 de görüştük.We met at two in the afternoon.
Ayda bir kez burada görüştük.We meet here once a month.
Daha önce görüştük.We met before.
Tom ve Mary'nin hâlâ birbirleriyle görüştüklerine şaşırdım.I'm surprised Tom and Mary are still seeing each other.
Biz Şanghay'da görüştük.We met in Shanghai.
Dün Eğitim Bakanı ile görüştük.Yesterday we met with the Minister of Education.
Tom ve Mary'nin ne kadar süredir birbirleriyle görüştüklerini düşünüyorsun?How long do you think Tom and Mary have been seeing each other?
Lise arkadaşlarından hâlâ görüştüklerin var mı?Do you have any high school friends that you still keep in touch with?
Ancak Mahmud Paşa ile görüştükten sonra, Mehmed teklif edilen şartları kabul etti.But after further deliberations with Mahmud Pasha, Mehmed accepted the offered terms.
1874 yılında Muir, James Thomson ile görüştükten sonra radyanı benimsedi.In 1874, after a consultation with James Thomson, Muir adopted radian.
Medine'ye girmeden önce şehirlilerle görüştükleri zaman Ali, onların şehre girişlerine karşı çıktı.Muhammad then waited for Ali to arrive before he entered the city of Medina.
Yaptığımız toplantılarda, bugün aramızda olan bir genç adamla görüştük.During the meetings that we held, we met with a young man who's here today.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.In the meantime, the soldiers -- we would email and IM.
Ve vakıf bunu ayarladı. Sonra buluştuk ve görüştük.So we met and we talked.
O hastamla görüştükten hemen sonraShortly after her visit,
15 BM büyükelçisi, Perşembe günü Belgrad'da yetkililerle görüştükten sonra Kosova'ya geldi.The 15 UN ambassadors arrived in Kosovo after talks Thursday with officials in Belgrade.
Erdoğan, "Bu konuları ABD hükümetiyle görüştük."We have talked about these with the US government.
Rohan, Belgrad'da Sırp yetkililerle görüştükten sonra Priştine'ye geldi. [Laura Hasani]Rohan arrived in Pristina after talks in Belgrade with Serbian officials. [Laura Hasani]
Hâlâ görüştükleriniz var mı?Do you keep in touch with any of them?
Komiser ve Zrvenkovski'nin Salı günü görüştükleri bir diğer konu da Kosova idi.Another issue he and Crvenkovski discussed on Tuesday was Kosovo.
Lider, "Son aylara göre büyük bir iyileşme olarak ikili olarak görüştük."We talk bilaterally, which is all a big improvement from the last months.
Dr. Velasco, başka bir doktorla görüştükten sonra ameliyatı arkeoloji alanında yapmaya karar verir.After deliberating with another physician, Dr. Velasco decides to perform surgery at the site.
Yemenli komutanlarla görüştükten sonra Rahman'a Endülüs'e gitmesi söylendi.After discussion with Yemenite commanders, Rahman I was told to go to al-Andalus.
Öğleden sonra 2 de görüştük.التقينا في الثانية بعد الظهر.
1874 yılında Muir, James Thomson ile görüştükten sonra radyanı benimsedi.1874-ben Muir a radiánt fogadta el, miután konzultált James Thomsonnal.
1874 yılında Muir, James Thomson ile görüştükten sonra radyanı benimsedi.Năm 1874, Muir chấp nhận dùng từ "radian" sau khi tham vấn với James Thomson.
Amerika'nın her yanından yaşları 7 ila 12 arasında değişen 1100 çocukla, kız ve erkek, görüştük.남녀 어린이 1,100명을 인터뷰 했습니다. 미국전역에 걸쳐 7~12세의 어린이들을 인터뷰했죠.
Amerika'nın her yanından yaşları 7 ila 12 arasında değişen 1100 çocukla, kız ve erkek, görüştük.ראיינו 1,100 ילדים, בנים ובנות, גילאים 7 עד 12, בכל רחבי ארצות הברית,
Amerika'nın her yanından yaşları 7 ila 12 arasında değişen 1100 çocukla, kız ve erkek, görüştük.قمنا بمقابلة 1,100 طفل من الذكور والأناث، تترواح أعمارهم مابين 7-12، من أرجاء الولايات المتحدة الأمريكية،
Amerika'nın her yanından yaşları 7 ila 12 arasında değişen 1100 çocukla, kız ve erkek, görüştük.男の子と女の子1100人にインタビューを行いました。 ただし、家庭環境の影響でコンピュータに
Birleşik Krallık hükümetiyle görüştük.또한 영국 정부와도 회담을 가졌습니다.
Birleşik Krallık hükümetiyle görüştük.leültünk az Egyesült Királyság kormányával.
Birleşik Krallık hükümetiyle görüştük.Vi satt och pratade med den brittiska regeringen.
Birleşik Krallık hükümetiyle görüştük.ישבנו עם הממשלה הבריטית.
Birleşik Krallık hükümetiyle görüştük.جلسنا مع حكومة المملكة البريطانية المتحدة
Birleşik Krallık hükümetiyle görüştük.私たちは誰とでも話をしました
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.그래서 우리는 다니면서 사람들에게 말했습니다. 그들은 말했습니다. "당신들 이런식으로 임상실험을 하면 안돼요. 알아요?
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.Si am mers in diferite locuri si am vorbit cu oameni, si au spus "Nu poti face o cercetare clinica asa.
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz."Vocês não podem realizar um teste clínico assim. "Não têm um procedimento às cegas, não têm dados,
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.Więc wyszliśmy pogadać z ludźmi a oni mówili, "Nie możecie prowadzić pomocy medycznej w ten sposób.
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.Y fuimos hablando con la gente, y dijeron "No puedes hacer un ensayo clínico de esta manera.
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.Обикаляхме и говорихме с хора, а те казваха: "Не може да провеждате така клинични изследвания. Разбирате ли?
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.מידע, זה לא על פי השיטה המדעית. זה בחיים לא יעבוד. אתם לא יכולים לעשות את זה".
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.وقد ذهبنا وتحدثنا مع أشخاص ، قالوا لنا : " لا يمكنكم إجراء تجربة سريرية بهذه الصورة . أنتم تعلمون ذلك ؟
Biz de etrafta biraz gezinip insanlarla görüştük, onlar da "Bu şekilde klinik bir deney yürütememezsiniz.こう言われました「あなた方に こんな臨床試験は無理でしょう? 盲検もできないし データもない
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.In der Zwischenzeit mailte und chattete ich mit den Soldaten.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.In de tussentijd e-mailde en chatte ik met de soldaten.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.Intre timp, cu soldatii imi trimiteam mailuri si IM.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.그동안 그 병사들은 -- 우리 서로 이메일이나 메신저로 얘기할 수 있었죠.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.Mientras tanto, nos enviábamos correos y chateábamos con los soldados.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.Nel frattempo, ci scambiavamo email e messaggi coi soldati.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.Pendant ce temps, avec les soldats -- on s'envoyait des emails et des chats.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.W międzyczasie, żołnierze - komunikowaliśmy się przez pocztę elektroniczną i IM.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.И в то же время, мы переписывались с солдатами по электронной почте.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.Междувременно войниците... пишехме си имейли и СМС-и.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.ובינתיים, החיילים - התכתבנו בדוא"ל ובמסרונים.
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.خلال ذلك الوقت , الجنود -- يستخدمون الرسائل الاليكترونية والدردشة .
Bu arada, askerlerle e-posta ve IM aracılığıyla görüştük.全ての会話を保存したわけではありません
Bu film sürecinde, 500'ün üstünde şirketle görüştük.이 영화를 통해서 저희는 500여개의 활동적이거나