Komite buluştu ve göreve kimin atanacağını görüştü.The committee met and discussed whom to appoint to the post.
Paris'te onunla görüştüğümü hatırlıyorum.I remember meeting him in Paris.
Savaşı gündelik gerçeklik yaparak, bu savaşa sebep olan politik görüştür.Because it is politics that has caused this war, making the war our everyday reality.
Sonunda yüz yüze görüştüler.At last, they met face to face.
İki politikacı ilk defa yüz yüze görüştü.The two politicians met face to face for the first time.
Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.I saw Yoshida for the first time in five years.
Kahve içerken İtalya'ya bir yolculuk için planlarımızı görüştük.We discussed our plans for a trip to Italy over coffee.
Öğleden sonra 2 de görüştük.We met at two in the afternoon.
Evliliğim hakkında kız kardeşimle görüştüm.I consulted with my sister about my marriage.
Müdürün kendisiyle görüştüm.I met the principal himself.
Kız kardeşimle görüştüm.I consulted with my sister.
Ayda bir kez burada görüştük.We meet here once a month.
Ben harçlıkta bir artış hakkında babamla görüştüm.I approached my father about an increase in allowance.
İki adam yüz yüze görüştüler.Two men met face to face.
İş için görüştüğüm ilk adamdı.He was the first man I interviewed for the job.
Onunla evvelsi gün görüştüğünü söyledi.He said that he had met her on the previous day.
Önceki gün onunla görüştüğünü söyledi.He said that he had met her on the previous day.
Onlar, dün dışişleri bakanı ile görüştüler.They met with the Minister of Foreign Affairs yesterday.
O, Tom'la iki kez telefonda görüştü.She put two calls in for Tom.
Bunu babamla görüştüm ve işimi değiştirmeye karar verdim.I discussed it with my father and decided to change my job.
İki ülke bir antlaşmayı görüştü.The two countries negotiated a treaty.
O emlakçı ile daha düşük bir fiyatı görüştü.He negotiated a lower price with the real estate agent.
Kraliçeyle görüştüğümü hatırlıyorum.I remember that I met the queen.
Birkaç parti lideri özel olarak görüştü.Several party leaders met in private.
Roosevelt ve Willkie durumu görüştü.Roosevelt and Willkie discussed the situation.
Biriyle görüştüğünü bilmiyordum.I didn't know you were seeing someone.
O, onunla sadece son zamanlarda görüştü.She met him only recently.
Tom konu hakkında Mary ile özel görüştü.Tom spoke to Mary in private about the matter.
Tom Mary'nin başkası ile görüştüğünü bilmiyordu.Tom didn't know Mary was seeing someone else.
Tom'un Mary'nin başka biriyle görüştüğüne dair bir önsezisi vardı.Tom had a hunch that Mary was seeing someone else.
Tom yeni bir sözleşme görüştü.Tom negotiated a new contract.
Üç yıldır görmediğim bir arkadaşla görüştüm.I met a friend I hadn't seen for three years.
Onlarla nerede görüştün?Where did you interview them?
Ben sadece Tom ile görüştüm.I just got off the phone with Tom.
O mesele hakkında zaten Tom'la görüştüm.I've already seen Tom about that matter.
Onlar görüştüğünden beri bir hafta oldu.It has been a week since they met.
Daha önce görüştük.We met before.
Bu genel görüştü.It was the general opinion.
Ben doktorla görüştüm.I saw the doctor.
Ben sadece doktorunla görüştüm.I just had a talk with your doctor.
Tom ve Mary'nin hâlâ birbirleriyle görüştüklerine şaşırdım.I'm surprised Tom and Mary are still seeing each other.
Şimdiye kadar görüştüğümüz bakıcılardan hiç birini sevmiyorum.I don't like any of the babysitters we've interviewed so far.
Seul'da görüştünüz mü?Did you meet in Seoul?
Biz Şanghay'da görüştük.We met in Shanghai.
Onlar Tom'la burada görüştü.They met Tom here.
Tom'la Boston'da görüştüğümüzü hatırlıyorum.I remember meeting Tom in Boston.
Tom'un henüz Mary ile görüştüğünü sanmıyorum.I don't think Tom has met Mary yet.
Bu sorunu Tom'la görüştün mü?Have you discussed this problem with Tom?
Tom'un başka biriyle görüştüğünü düşünüyor musun?Do you think Tom is seeing someone else?
Şarkının adını görüştüler.They discuss the title of the song.
Tom daha düşük bir fiyat görüştü.Tom negotiated a lower price.
Evimiz için başka bir potansiyel alıcı ile görüştüm.I met another potential buyer for our house.
Tom görüştüğü işi almadı.Tom didn't get the job he interviewed for.
Tom Mary'nin John'la görüştüğünü ne zaman öğrendi.When did Tom find out that Mary was seeing John?
Tom sadece Mary ile görüştü.Tom just got off the phone with Mary.
Dün Eğitim Bakanı ile görüştük.Yesterday we met with the Minister of Education.
İster kabul edin, ister etmeyin, bu tartışmaya açık bir görüştür.Accept it or not, this is a debatable view.
Tom'un başkasıyla görüştüğünü biliyor muydunuz?Did you know Tom was seeing someone else?
O, dersten sonra benimle görüştü.He approached me after the lesson.
Onlarla görüştün mü?Have you met them?