gönderildim ile cümle

gönderildim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ben Mesih değilim ama O'nun öncüsü olarak gönderildim.I am not the Christ but I am sent ahead of him.
Oraya gönderildim.I was made to go there.
Sana refakat etmek için gönderildim.I've been sent to escort you.
Sana refakat etmek üzere gönderildim.I've been sent to escort you.
Bunu sana vermek için gönderildim.I've been sent to give you this.
Nöbeti senden devralmaya gönderildim.I've been sent to relieve you.
Nöbeti senden devralmak üzere gönderildim.I've been sent to relieve you.
Ben eve gönderildim.I was sent home.
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.We will be grateful for the spread of this information and we take this opportunity to send you.
"Mustafa Yumlu: "Boyum kısa diye gönderildim!""."Mehmeti: "Palermo vill ha mig så fort som möjligt"".
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.But I got sent to Jerusalem to make a film about early Christianity.
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.And I am Lord Faptaguise's henchwoman sent to capture you.
Birkaç gün sonra beden dersi öğretmenim yaralanmayı farketti ve müdürün odasına gönderildim.The gym teacher noticed the bruise, and I got sent to the principal's office.
Ben okula gerçekten zorla gönderildim.I was literally pushed to school.
Kardeşim bir günlüğüne göz altına alındı ve ben hapse gönderildim.Arrested again, he was sent to detention for one day, and I was sent to jail.
Üç aylığına hapse gönderildim.I was sent three months in prison.
Sonra özel okula gönderildim.So I get shipped off to private school,
En sonunda evsizler sağlık kliniğine gönderildim.And eventually someone referred me to a homeless health clinic.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.But he answered, "I wasn't sent to anyone but the lost sheep of the house of Israel."
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.You yourselves testify that I said, 'I am not the Christ,' but, 'I have been sent before him.'
GönderildiMDN typeDispatched
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.Ho chiesto loro di contattarvi e di mandarvi questa lettera.
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.وقد أرسلت لأكلمك وأبشرك بهذا.
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.Am fost trimis să-ți vorbesc și să-ți aduc această veste bună.
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.באתי לספר לכם ולהזהיר אתכם.
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.Vis dėlto pavyko su juo susitikti ir gauti papildomų žinių.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Aber ich wurde nach Jerusalem geschickt, um einen Film über das frühe Christentum zu drehen.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Ale bola som poslaná do Jeruzalema, aby som pripravila film o ranom kresťanstve.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Ale zostałam wysłana do Jeruzalem, żeby zrobić film o początkach chrześcijaństwa.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Dar am fost trimisă la Ierusalim să fac un film despre începutul creștinismului.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.그러다가 초기 기독교를 다룬 영화를 만들기 위해 예루살렘에 가게 되었습니다.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Maar ik werd naar Jerusalem gestuurd, om een film over het vroege Christendom te maken.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Mas fui enviada para Jerusalém para fazer um filme sobre o início da cristandade.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Pero me enviaron a Jerusalén a hacer una película sobre el primer cristianismo.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Puis, j'ai été envoyée à Jérusalem pour faire un film sur les débuts du Christianisme.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Saya dikirim ke Jerussalem untuk membuat film tentang masa awal agama Kristen.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Sono stata inviata a Gerusalemme per fare un film sugli inizi del Cristianesimo.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Με στείλανε όμως στα Ιεροσόλυμα να κάνω μια ταινία για τον πρώιμο Χριστιανισμό.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Но ме пратиха в Йерусалим, за да направя филм за ранното християнство.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Но тут меня послали в Иерусалим для съёмок фильма о раннем христианстве.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.נשלחתי לירושלים כדי לעשות סרט על הנצרות המוקדמת.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.ولكنني بُعِثْت إلى القدس لتصوير فيلم حول العصور المسيحية الأولى.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.そこで初めて 他の宗教に出会いました
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.Dan aku dikirim oleh Lord Faptaguise untuk menangkapmu.
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.E io sono la spia che Lord Faptaguise ha mandato a catturarti.
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.그리고 난 널 잡으라는 명령을 받은 페터가이즈의 심복이지
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.Og jeg er Lord Faptaguises henchwoman sendt tfor fange dig.
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.و انا تابعة اللورد "فابتيجوس" اللى بعثها لتقبض عليك .
Ben Lord Faptaguise'nin seni yakalaması için yem olarak gönderildim.うそつき!
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.I ere selv mine Vidner på, at jeg sagde: Jeg er ikke Kristus, men jeg er udsendt foran ham.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.I er selv mine vidner at jeg sa: Jeg er ikke Messias, men: Jeg er utsendt foran ham.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Ihr selbst seid meine Zeugen, daß ich gesagt habe, ich sei nicht Christus, sondern vor ihm her gesandt.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Kalian sendiri sudah mendengar saya berkata, 'Saya bukan Raja Penyelamat. Saya diutus mendahului Dia.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.나의 말한바 나는 그리스도가 아니요 그의 앞에 보내심을 받은 자라고 한 것을 증거할 자는 너희니라
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Vi sami ste mi priče, da sem rekel: Jaz nisem Kristus, ali poslan sem pred njim.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Voi înşivă îmi sînteţi martori că am zis: ,,Nu sînt eu Hristosul, ci sînt trimes înaintea Lui.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Voi stessi mi siete testimoni che ho detto: Non sono io il Cristo, ma io sono stato mandato innanzi a lui
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Vós mesmos me sois testemunhas de que eu disse: Não sou o Cristo, mas sou enviado adiante dele.
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Vosotros mismos me sois testigos de que dije: "Yo no soy el Cristo", sino que "he sido enviado delante de él"
‹Ben Mesih değilim, ama Onun öncüsü olarak gönderildim› dediğime siz kendiniz tanıksınız.Vous-mêmes m`êtes témoins que j`ai dit: Je ne suis pas le Christ, mais j`ai été envoyé devant lui.
İlgili Sayfalar