Sana refakat etmek üzere gönderildim.I've been sent to escort you.
Bunu sana vermek için gönderildim.I've been sent to give you this.
Nöbeti senden devralmaya gönderildim.I've been sent to relieve you.
Nöbeti senden devralmak üzere gönderildim.I've been sent to relieve you.
Tom'u odanın dışına gönderdim.I sent Tom out of the room.
İstediğin parayı sana gönderdim.I sent you the money you asked for.
Eğer herhangi bir sorunuz olursa bana e-posta göndermekten çekinmeyin.Don't hesitate to send me an e-mail if you have any questions.
Tom'u göndermemekte haklı olduğunu düşünüyorum.I think you're right not to let Tom go.
Size yardım etmesi için Tom'u Boston'a gönderiyorum.I'm sending Tom to Boston to help you.
Size yardımcı olması için Tom'u Boston'a göndereceğim.I'll get Tom to go to Boston to help you.
Belkide gönüllü olmaya istekli olurdun.Perhaps you'd be willing to volunteer.
Burada çalışan insanların çoğu, ücretsiz gönüllülerdir.Most of the people working here are unpaid volunteers.
Yardım etmek için gönüllü olduğuna minnettarım.I'm grateful you volunteered to help.
Yardım için gönüllü olmana sevindim.I'm happy you volunteered to help.
Yardım etmeye gönüllü olduğun için teşekkürler.Thanks for volunteering to help.
Kimse gönüllü olmak istemiyor.No one wants to volunteer.
Tom bir gönüllü.Tom's a volunteer.
Biz bir gönüllü arıyoruz.We're looking for a volunteer.
Gönüllü olacağını umuyordum.I was hoping you'd volunteer.
Gönüllü olacağınızı umuyordum.I was hoping you'd volunteer.
Ben bir gönüllü isteyecektim.I was going to ask for a volunteer.
Tom gönüllü olmak için çok hızlıydı.Tom was very quick to volunteer.
Tom'un garajı temizlemesine yardım etmek için bir gönüllüye ihtiyacım var.I need a volunteer to help Tom clean the garage.
Bizim Tom'u kurtarma görevine gidecek bir gönüllüye daha ihtiyacımız var.We need one more volunteer to go on a mission to rescue Tom.
Gönüllü olmadığımı nasıl biliyorsun?How do you know I didn't volunteer?
Tom gönüllü bir itfaiyecidir.Tom is a volunteer fireman.
Tom bana kendi resmini gönderdi.Tom sent me his picture.
Tom'u eve gönderiyorum.I'm sending Tom home.
Dizel göndererek bana yardım eder misin?Could you help me by sending diesel?
Bütün fotolar onun Twitter hesabına gönderildi.All the photos were posted on her Twitter profile.
Brüksel'li gönüllülerden biri hakkında şikayetlerimiz vardı.We had complaints about one of the volunteers from Brussels.
Tom Mary'yi oraya yalnız gönderdi.Tom made Mary go there alone.
Tom'u bana gönder.Send Tom to me.
Sana bakan gözleri ve yolunu gözleyen gönülleri ateş gibi yak.Burn the eyes that look at you and the hearts that are waiting for you!
Üç farklı grup halinde ders kitabı göndereceğiz.We'll send the textbooks in three different lots.
Tom, saygılarını diğer taraftan gönderiyor.Tom sends his regards from the other side.
Tom'u yatılı okula göndermek sana her ay ne kadara mal oluyordu?How much was it costing you per month to send Tom to boarding school?
O 1902 yılında tutuklandı ve Sibirya'ya sürgüne gönderildi.In 1902 he was arrested and exiled to Siberia.
Seni buraya kim gönderdi?Who sent you here?
Bir gülümseme dostluk işareti gönderir.A smile sends a friendship signal.
Tom yaşlı ama gönlü genç.Tom is old, but he's young at heart.
Hava yolu yanlışlıkla bavulumu Boston'a gönderdi.The airline sent my suitcase to Boston by mistake.
Tekrar Boston'a gönderiliyorum.I'm getting sent to Boston again.
Tom beni Mary'ye bir şey olmadığından emin olmak için gönderdi.Tom sent me to make sure nothing happened to Mary.
Tom çocuklarına bakmasına yardım etmek için Mary'ye para gönderdi.Tom sent money to help Mary care for her children.
Tom yardım etmek için beni geri gönderdi.Tom sent me back to help.
Bana dosyaları nereye göndereceğimi söyle.Tell me where to send the files.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki arkadaşlarıma bazı kartpostallar göndermek istiyorum.I want to send some postcards to my friends in the United States.
Bebeğin annesine çiçek gönderdim.I sent flowers to the baby's mother.
Mary'ye benim için bir zambak çiçeği gönderir misin?Could you send Mary a lilyum flower for me?
Ben mektubu göndermeyi unuttum.I forgot to send the letter.
Bana bir resmini gönder.Send me a picture of yourself.
Sık sık birbirimize resim göndeririz.We often send each other pictures.
Tom, Mary'ye bir kartpostal resmi gönderdi.Tom sent a picture postcard to Mary.
Biz Tom'a bir kart göndereceğiz.We'll send Tom a card.
Onu hemen sana göndereceğiz.We'll send it to you right away.
Seni buraya kimin gönderdiğini sorabilir miyim?Can I ask who sent you here?
Tom'a bir kartpostal göndereceğim.I'll send Tom a postcard.
Bana bir kopya gönder.Send me a copy.
Bana faturayı gönder.Send me a bill.