Alçak gönüllülük genç bir kıza yakışıyor.Modesty is befitting to a young girl.
Alçak gönüllülük çoğunlukla kibirden daha çok yükseltir.Humility often gains more than pride.
Ben servislerime gönüllülük yapmayı severim.I'd like to volunteer my services.
Gönüllülük için teşekkürler.Thanks for volunteering.
O her zaman çok alçak gönüllülükle giyinir.She always dresses very modestly.
Gönüllülük deneyimi, sizi daha fazla istihdam edilebilir kılabilir.Experience in volunteering can make you more employable.
Ancak, yazar Simon Moore filmi Avrupa'da alçak gönüllülükle gerçekleştirilen kabul etti.Writer Simon Moore noted that the film performed modestly in Europe.
Bir hizmet kulübü, mesela, gönüllülük ve yardımlaşma etkinlikleriyle var olabilir.A service club, for example, exists for voluntary or charitable activities.
Gönüllülük esasına dayanan oluşumda, yöneticiler bir ücret almamaktadır.If subjects do not obey, leaders have no power.
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.In other words, a willingness to volunteer.
Olumlu Karma için üç yol ise; alçak gönüllülük, insaniyet (şefkat, iyilik) ve anlayıştır.Among the three of them she is the most troublesome one and described as strong, pretty, and sassy.
Ama en önemlisi, gönüllülük gerektirir.It's an ongoing process your whole life.
Gönüllülük gerekttirir.But most importantly, it's voluntary. It's voluntary.
Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim!And lower your wing humbly for them, with mercy, and pray, “My Lord!
Ordu, daha küçük, gönüllülük esasına dayalı ve profesyonel bir kuvvete dönüştürülüyor.The army is being transformed into a smaller, voluntary and professional force.
Eskisi gibi gönüllülükVolunteerism as it once was
Ayrıca kariyer ve gönüllülük önerilerinin yanı sıra diğer hayır kurumlarına tavsiyelerde bulunur.ACE also offers career and volunteering suggestions, as well as advice to other charities.
Gönüllülük ve tanınmaVolunteering and rise to prominence
Bunlar; gönüllülük (voluntariness), hareket (mobility) ve süreklilik (permanence) olarak adlandırılmaktadır.Davon leitet sich der Name ab und soll auch auf den Menschen und dessen Fallen und Aufstehen deuten.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Der Stiftungsrat arbeitet ehrenamtlich.
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.Die Mitgliedschaft ist freiwillig.
Köy insanları yardımseverlik, misafirperverlik ve açık gönüllülükleri ile tanınır.Sie zeichnen sich durch Gastfreundschaft, Offenheit und Tatkraft aus.
Melek bunun üzerine "Kendini beğenmişliğe karşı" diye bağırır, şeytanlar "Alçak gönüllülük!" diye cevap verir.Et alors nous dîmes aux anges : prosternez-vous devant Adam, ils le firent, excepté Iblis ; il s'y refusa.
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.Le hasard est volontaire !
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Le club fonctionne sur la base du volontariat.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Solicitarlo de manera completamente voluntaria, sin ninguna coerción.
Kâr amacı gütmeyen kuruluş (non-profit) olup editörleri gönüllülük esasına göre çalışır.Phytotaxa no tiene fines de lucro y los científicos editores trabajan de forma voluntaria.
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.Obbligatoria; Volontaria.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Многие уезжали добровольно.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.تعتمد في كثير من عملها على المتطوعين.
Hitler bir frak giymiş halde ortaya çıktı ve alçak gönüllülükle Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’u selamladı.وظهر هتلر في الاحتفال مرتديًا سترة رسمية طويلة مشقوقة الذيل وهو يحيي بتواضع الرئيس كبير السن - هندينبرج.
Ancak, yazar Simon Moore filmi Avrupa'da alçak gönüllülükle gerçekleştirilen kabul etti.O escritor Simon Moore observou que o filme se apresentou modestamente na Europa.
Hitler bir frak giymiş halde ortaya çıktı ve alçak gönüllülükle Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’u selamladı.Hitler utilizava um fraque e humildemente e com toda a reverência cumprimentou o presidente Hindenburg.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.A maioria são voluntárias .
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.Freiwillige – vrijwilliger.
Bir hizmet kulübü, mesela, gönüllülük ve yardımlaşma etkinlikleriyle var olabilir.Luźna grupa złożona z ochotników może mieć trudności z mobilizacją poparcia i zasobów.
Ekip çalışması, sorumluluk bilinci, yaratıcılık ve öncülük ve inisiyatifli gönüllülük olmazsa olmazdır."Naszym zadaniem jest artystyczne poszukiwanie, twórczość bez barier i bez uprzedzeń.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Wśród członków Selbstschutzu nie było sprzeciwu lub braku entuzjazmu wobec podjętych działań.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Celý festival funguje na principu dobrovolnosti.
Kâr amacı gütmeyen kuruluş (non-profit) olup editörleri gönüllülük esasına göre çalışır.TV-MIS nemá placené zaměstnance, je založena na práci dobrovolníků.
Kâr amacı gütmeyen kuruluş (non-profit) olup editörleri gönüllülük esasına göre çalışır.WCA este o organizație non-profit și tot ceea ce face se bazează pe voluntariat.
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.Ezen a területen az általános megoldás az önkéntesség.
Gönüllülük, gönüllü olma durumudur.Värväytyminen on vapaaehtoista.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Ο σύλλογος βασίζεται αποκλειστικά στην εθελοντική δράση.
Hitler bir frak giymiş halde ortaya çıktı ve alçak gönüllülükle Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’u selamladı.Hitler tampil dengan mantel pagi dan dengan ramah menyambut Presiden von Hindenburg.
Bunlar; gönüllülük (voluntariness), hareket (mobility) ve süreklilik (permanence) olarak adlandırılmaktadır.Chia xã Tân Hoà thành hai xã lấy tên là xã Tân Hoà và xã Tân Thuận.
Melek bunun üzerine "Kendini beğenmişliğe karşı" diye bağırır, şeytanlar "Alçak gönüllülük!" diye cevap verir.魔王など魔なる者から天使など善なる者まで全て含めて悪魔と呼ぶ。
İktisat Fakültesi öğrencisidir ve Kenya'daki gönüllülük faaliyetlerine katılmıştır.ほとんどが京都の大学生であり、ボランティアとして活動する。
Bunun yerine, tüm ekonomik düzenlemelerin gönüllülükle yapılmasını savunur.これら政府は、全ての移送措置が秩序ある人道的な方法で行われるべきことに合意する。
Bunlar; gönüllülük (voluntariness), hareket (mobility) ve süreklilik (permanence) olarak adlandırılmaktadır.지정(池淨) : 본래 이름은 지봉원이며, 자는 희용(希容), 호는 우송당(友松堂)이다.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.רבות מהופעותיהם נעשו בהתנדבות.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Мнозина доброволно напуснаха работа.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Основен принцип на комитета е Никакво насилие, никаква принуда!
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Udruga funkcionira na principu volonterskog rada.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Štruktúra hnutia je plne dobrovoľnícka.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Na meji pomeni toliko kot niti sprejemati niti zavračati.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Daug darbų nuveikta savanorystės pagrindais.
Ama en önemlisi, gönüllülük gerektirir.Aber am wichtigsten ist, es ist freiwillig.
Ama en önemlisi, gönüllülük gerektirir.A kar je najbolj pomembno, je prostovoljno.
Ama en önemlisi, gönüllülük gerektirir.Ale co je nejdůležitější, je to dobrovolné.