Tom yüzünü ellerine gömdü.Tom buried his face in his hands.
Tom neredeyse gözyaşlarına gömülmüştü..Tom was almost in tears.
Favori bir gömleğim yok.I don't have a favorite shirt.
Bu gömleği daha sonra iade edebilir miyim?Can I return this shirt later?
Gömleğini yanlış ilikledin.You have your shirt buttoned wrong.
Sabah, Vasilissa toprağa derin bir çukur kazdı ve kafatasını gömdü.In the morning, Vasilissa dug a deep hole in the ground and buried the skull.
Kırmızı gömlek yüzünden mi?Is it because of the red shirt?
Kırmızı gömlekten dolayı mı?Is it because of the red shirt?
Bu kırmızı gömleğin hatası mı?Is it the fault of the red shirt?
Mary ayak parmaklarını sıcak kuma gömdü.Mary buried her toes in the warm sand.
Gömleğin buruşuk.Your shirt is wrinkled.
Gömleğin lekeli.Your shirt is stained.
Gömleğimi değiştirdim.I changed my shirt.
O benim en sevdiğim gömlek.That's my favorite shirt.
Bu çizgili gömleği seviyorum.I like this striped shirt.
Bu gömlek benim için çok büyük.This shirt is too big for me.
Gömleğinin içi dışına dönmüş.Your shirt's on inside out.
Biz zaman öldürürüz; zaman bizi gömer.We kill time; time buries us.
O gömlek uygunsuzdur.That shirt is inappropriate.
Bu gömlek pis. Okuldan sonra onu yıka.This shirt is filthy. Wash it after school.
Onlara deli gömleği giydirdik.We put them in straitjackets.
Onlar ona deli gömleği giydirdi.They put him in a straitjacket.
Tom beyaz bir gömlek giyiyor.Tom is wearing a white shirt.
Polis Linda'nın gömleğini Dan'ın odasında buldu.The police found Linda's shirt in Dan's room.
Bu gömleğin uzun kolları var.This shirt has long sleeves.
Tom bugün kısa kollu bir gömlek giyiyor.Tom is wearing a short-sleeve shirt today.
O gömleği nerede aldın?Where did you get that shirt?
Tom kırmızı bir gömlek giyiyordu.Tom was wearing a red shirt.
Mavi gömlek giyen çocuk Tom'dur.Tom is the boy wearing the blue shirt.
Burada gömülü bir hazine yok.There's no buried treasure here.
Tom bir parmakarası terlik ve bir Hawaii gömleği giyiyordu.Tom was wearing flip-flops and a Hawaiian shirt.
Bu benim favori gömleğim ve her zaman onu elimle yıkarım.That's my favorite shirt, and I always wash it by hand.
Gömleğim turuncu.My shirt is orange.
O gömlek kollarını sıvadı.He rolled up his shirt sleeves.
O, gömleğini yırttı.He tore off his shirt.
Hey, dün bu gömleği giyen kişi sen değil miydin?Hey, weren't you the one wearing this shirt yesterday?
O her zaman mavi bir gömlek giyer.He always wears a blue shirt.
Bana iki siyah gömlek verin.Give me two black shirts.
Gömleğindeki bu ruj izi ne?What is this lipstick trace on your shirt?
Gömlek ne kadar?How much is the shirt?
Gömleğin maliyeti ne kadar?How much does the shirt cost?
Gitmeden önce gömleğimi değiştireceğim.I'll change my shirt before I go.
Gömlekten kan lekelerini nasıl çıkarabilirim?How can I remove the spots of blood from the shirt?
Hiç ekstra küçüklükte koşu gömleğiniz var mı?Do you have any race shirts in extra small?
Bu burgonya Hanley gömlek küçük mü geliyor?Does this burgundy Henley shirt come in small?
Tom gömleğindeki lekeye şaşkınlık içinde baktı.Tom looked in consternation at the stain on his shirt.
Tom'un gömleğinin üzerinde kan lekeleri vardı.Tom's shirt had blood stains on it.
Kafamızı kuma gömmeyelim.Let's not pretend otherwise.
Tom, Mary'yi evinin hemen yanına gömdü.Tom buried Mary right beside his house.
Öğretmen derslerinde hep kot pantolon ve gömlek giyiyor.The professor always teaches in jeans and a shirt.
Öğretmen derslerine hep kot pantolon ve gömlekle geliyor.The professor always teaches in jeans and a shirt.
Polisin Tom'un yatağının altında bulduğu gömlekte kan lekeleri vardı.There were blood stains on the shirt that the police found under Tom's bed.
Tom'un ebeveynleri buradan uzakta olmayan bir mezarlığa gömülü.Tom's grandparents are buried in a cemetery not too far from here.
Sonunda, Tom bana hazineyi nereye gömdüğünü söyleyecek.Eventually, Tom will tell me where he buried the treasure.
Gömülü hazineyi hâlâ arıyor musun?Are you still hunting for buried treasure?
Bu gömleklerin ikisi de aynı beden.These shirts are both the same size.
Bu gömleklerin hepsi aynı boyutta.These shirts are all the same size.
Bu gömleklerin yıkanması gerekiyor.These shirts need to be washed.
Tom benim gömleklerimden birini giyebilir.Tom can wear one of my shirts.
Bu gömlekler aynıdır.These shirts are identical.