Bizim köpek bahçede kemikleri gömer.Our dog buries bones in the garden.
Köpeğimiz bahçede kemikleri gömer.Our dog buries bones in the yard.
Bu kızlar beyaz gömlek kullanıyor.These girls use white skirts.
Neden her zaman beyaz gömlek giyiyorsun?Why do you always wear white shirts?
Bu gömlek çamaşırhaneye gitmeli.This shirt must go to the laundry.
Barışta, oğullar babalarını gömerler. savaşta, babalar oğullarını gömerler.In peace, sons bury their fathers. In war, fathers bury their sons.
Tom gömleğini söktü.Tom ripped off his shirt.
Onlar savaşta ölenleri askeri geleneğe uygun olarak gömdüler.They buried those who had died in battle according to military tradition.
Tom batik bir gömlek giyiyor.Tom is wearing a batik shirt.
Bütün ülke karın altında gömülüydü.The whole country was buried under snow.
Bu gömlek değil, diğeri.Not this shirt, the other one.
Tom gömleğini ütülüyor.Tom is ironing his shirt.
Tom gömleğini katlıyor.Tom is folding his shirt.
Tom'un gömleği kuruyor.Tom's shirt is drying.
Gömleğimi dikiyorum.I am sewing my shirt.
Bu burada gömülü tüm insanların listesi.This is the list of all the people buried here.
Öldüğümde onun yanına gömülmek istiyorum.When I die, I want to be buried next to her.
Ne güzel bir gömlek!What a beautiful shirt!
Bu gömlek elli dolardan daha fazlaya mal olur.This shirt costs more than fifty dollars.
Ben de o gömleği istiyorum.I want that shirt too.
Tom ipek bir gömlek giydi.Tom wore a silk shirt.
Tüm gömleklerinizi ütülemek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to iron all your shirts.
Gömleğinde bir sos lekesi vardı.On his shirt there was a sauce stain.
O, gömleklerini nasıl ütüleyeceğini biliyor.He knows how to iron his shirts.
Onun görevi ölü hayvanları gömmektir.Their job is to bury dead animals.
O canlı gömüldü.He was buried alive.
Canlı canlı gömüldü.He was buried alive.
O tamamen bir kitaba gömülmüştü.She is completely absorbed in a book.
Michael Jackson nereye gömüldü?Where was Michael Jackson buried?
Tom pantolonunu gömleğinin içine soktu.Tom tucked his shirt into his pants.
Sana aldığım gömlek nerede?Where's the shirt I bought you?
Bana gömleğini ver.Give me your shirt.
Tom gömleğinin düğmelerini açmaya başladı.Tom started to unbutton his shirt.
Tom gömleksiz ve yalın ayaktı.Tom was shirtless and barefoot.
Onları nereye gömdün?Where did you bury them?
Sizin atalarınız bu kilisede gömülüdürler.Your ancestors are buried at this church.
O, gömleğinin düğmelerini açtı.She unbuttoned her shirt.
O gömleği seviyorum.I like that shirt.
Gömleğini beğeniyorum.I like your shirt.
Gömleğinizi beğeniyorum.I like your shirt.
Onun gömleği sosla boyandı.Her shirt was stained with sauce.
Tom gömleğini çıkarıp çamaşır makinesine attı.Tom took off his shirt and threw it into the washing machine.
Tom gömleğini çıkarıp yıkama makinesine attı.Tom took off his shirt and threw it into the washing machine.
Bana verdiğin gömlek mükemmel olarak uydu.The shirt you gave me fit perfectly.
Tom kravatını çıkardı gömleğinin düğmelerini açmaya başladı.Tom took off his tie and started unbuttoning his shirt.
O, gömleğini çıkardı.He removed his shirt.
Tom'un gömleğinin önü bir kurşun yarasından kan ile boyandı.The front of Tom's shirt was stained with blood from a gunshot wound.
Tom hazineyi nereye gömdüğünü hatırlayamıyor.Tom can't remember where he buried the treasure.
Hazineyi nereye gömdüğümüzü Tom'a söylememizin bir hata olduğunu düşündüm.I thought it was a mistake to tell Tom where we buried the treasure.
O, gömleğini yırtarak açtı.He ripped his shirt open.
Gömleğimi geri istiyorum.I want my shirt back.
Tom'un nereye gömüldüğünü görmek istiyor musun?Do you want to see where Tom is buried?
Tom babasının annesine yanına gömülmesini istiyor.Tom wants his father buried next to his mother.
O gömlek pantolonla gitmiyor.That shirt doesn't go with the pants.
Hazineyi nereye gömdüğümüzü hiç kimsenin bulmasını istemiyorum.I don't want anyone to find where we buried the treasure.
Tom'un ona verdiğim yeni gömleği giyip giymeyeceğini öğrenmek istiyorum.I want to find out if Tom is going to wear the new shirt I gave him.
Borç saatini web siteme nasıl gömebilirim?How can I embed the debt clock on my Web site?
O adada bir şey gömdün mü?Did you bury something on that island?
O, bir beyaz pamuklu gömlek giyiyor.He's wearing a white cotton shirt.
Onun gömleğinden içeri bir buz küpü kaçırdım.I slipped an ice cube down her shirt.