fransızca ile cümle
fransızca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Fransızca konuşan rahip gelecek hafta burada olacak.The priest who speaks French will be here next week.
Fransızca İsviçre'de konuşulur.French is spoken in Switzerland.
İyi Fransızca konuşamıyorum.I can't speak French well.
Fransızcayı nerede öğrendin?Where did you learn French?
İyi Fransızca konuşuyorsun!You speak good French!
"H" Fransızcada telaffuz edilmez."H" is not pronounced in French.
Her zaman Fransızca öğrenmeyi denemek istedim.I've always wanted to try to learn French.
Eğer Fransızca çalışacaksam bir yerli Fransızca konuşucusuyla çalışmayı tercih ederim.If I were to study French, I'd prefer to study with a native French speaker.
"Fransızca dili akar." "Evet, bir ishalin aktığı gibi.""The French language flows." "Yes, like diarrhea flows."
Fransızca ve web tasarımı eğitimi alıyorum.I'm studying French and web design.
Fransızca ve web tasarımı eğitimi alıyoruz.We're studying French and web design.
Fransızca ve web tasarımı eğitimi görüyor.He's studying French and web design.
Fransızca ve web tasarımı öğrenimi görüyor.She's studying French and web design.
Onlar Fransızca ve web tasarımı eğitimi görüyorlar.They're studying French and web design.
Kanada milli marşının metni önce Fransızca olarak yazıldı.The text of the national anthem of Canada was first written in French.
Fransızca fazla zor, onu öğrenmek istemiyorum.French is too hard, I don't want to learn it.
Fransızca çok zor, bu yüzden öğrenmek istediğimi sanmıyorum.French is too hard, so I don't think I want to learn it.
O kötü Fransızca konuşur.He speaks poor French.
Keşke Tom daha iyi bir Fransızca konuşanı olabilse.Tom wishes that he could be a better French speaker.
Tom Paris'i ziyaret ettiğinde Fransızca olarak kendini ifade edebildi.Tom was able to make himself understood in French when he visited Paris.
Tom Fransızcayı o kadar kötü konuşuyor ki çoğunlukla yanlış anlaşılıyor.Tom speaks French so badly that he is often misunderstood.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?Tom speaks French fairly well, doesn't he?
Tom Fransızcayı benden daha iyi konuşur.Tom speaks French better than I do.
Tom Fransızcayı sınıftaki diğer öğrencilerin herhangi birinden daha iyi konuşur.Tom speaks French better than any of the other students in his class.
Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.Tom prefers speaking French.
Tom Quebec'te yaşarken Fransızca öğrendi.Tom learned French while living in Quebec.
Tom biraz Fransızca bilir.Tom knows some French.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşabilen bir kız tanıyor.Tom knows a girl who can speak French quite well.
Tom Fransızca bir günlük tutuyor.Tom keeps a diary in French.
Tom şu anda Fransızca çalışmıyor.Tom isn't studying French now.
Tom olduğunu düşündüğü kadar Fransızcada iyi değildir.Tom isn't as good at French as he thinks he is.
Tom Fransızcayı akıcı olarak konuşan biri değildir.Tom isn't a fluent speaker of French.
Tom Fransızca öğrenmeyle çok ilgileniyor.Tom is very interested in learning French.
Tom Fransızca öğrenmeye çalışıyor.Tom is trying to learn French.
Tom artık Fransızca çalışmıyor.Tom is no longer studying French.
Tom Fransızcada büyük gelişme sağlıyor.Tom is making great progress in French.
Tom Fransızca öğreniyor.Tom is learning French.
Tom Fransızca konuşmada iyidir.Tom is good at speaking French.
Fransızca Tom'un ana dilidir.Tom is a native speaker of French.
Tom Fransızcayı iyi konuşur.Tom is a good French speaker.
Tom'un Fransızcayı konuşmayı öğrenme arzusu yok.Tom has no desire to learn how to speak French.
Tom Fransızca öğrenme isteğini kaybetti.Tom has lost interest in studying French.
Tom üç yıldır Fransızca eğitimi yapıyor.Tom has been studying French for three years.
Tom üç yıldır Fransızca çalışıyor.Tom has been studying French for three years.
Tom son üç yıldır Fransızca eğitimi görüyor.Tom has been studying French for the last three years.
Tom yaklaşık üç yıldır Fransızca eğitimi görüyor.Tom has been studying French for about three years.
Tom Fransızca öğrenmede zorlanıyor.Tom had difficulty learning French.
Tom kendini Fransızca olarak ifade etmeyi zor buldu.Tom found it difficult to make himself understood in French.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom Fransızca dersinde uyukladı.Tom dozed off in French class.
Tom Fransızca anlamıyor.Tom doesn't understand French.
Tom Fransızcayı hiç anlamıyor.Tom doesn't understand French at all.
Tom Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French.
Tom evde Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French at home.
Tom Fransızca kitapları okumaz.Tom doesn't read books in French.
Tom Fransızca konuşmayı sevmez.Tom doesn't like speaking French.
Tom Fransızcayı adam akıllı konuşmayı bilmez.Tom doesn't know how to speak French properly.
Tom Fransızcada söylemek istediğini nasıl söyleyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to say what he wants to say in French.
Tom Fransızca bilmez.Tom doesn't know French.
Tom Fransızca çalışmak zorunda değil. Zaten onu oldukça iyi konuşabiliyor.Tom doesn't have to study French. He can already speak it quite well.