fransız ile cümle
fransız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Fransızlar dostumuzdur.The French are our friends.
O sadece İspanyolca değil fakat aynı zamanda da Fransızca konuşur.He speaks not only Spanish, but also French.
Bu okul İngilizce, Fransızca ve İspanyolca kursları sunmaktadır.This school offers English, French and Spanish courses.
Ben Fransızca okuyamam.I can't read French.
Fransa'da doğan bir kişi Fransız'dır.A person who is born in France is a French.
Aksanına dayanarak onun bir Fransız olduğunu söyleyebilirdim.I could tell from his accent that he was a Frenchman.
Kendisi Fransız'dı. Aksanından anlayabiliyordum.He was a Frenchman. I could tell by his accent.
O kendisini bir Fransız olarak göstermeye çalıştı ama aksanı onu ele verdi.He tried to pass himself off as a Frenchman, but his accent gave him away.
O şarkının Fransızca söylenildiğini duydum.I have heard that song sung in French.
Bu şarkının Fransızca versiyonunu duydum.I've heard the French version of this song.
"Klişe" kelimesi Fransızcadan geliyor.The word "cliche" comes from French.
Peugeot, Renault and Citroen Fransız otomobil üreticileridir.Peugeot, Renault and Citroen are French car manufacturers.
O, Esperanto'yu hafif bir Fransız aksanıyla konuşuyor.He speaks Esperanto with a slight French accent.
Bu cümle Fransızca değil.This sentence is not French.
Fransız Devrimi en tartışmalı tarihi olaylardan biridir.The French Revolution is one of the most debated historical events.
Gaziantep, 1921'de Fransız işgalinden kurtarıldı.Gaziantep was freed from the French occupation in 1921.
Fransızca Fransa'da ve İtalya'nın bazı bölgelerinde konuşulur.French is spoken in France and in some parts of Italy.
Latincede "gallus" hem "horoz" hem de "Fransız erkeği" anlamına gelir.In Latin, "gallus" means both "cock" and "Frenchman".
Fransız kahvesini severim.I love French coffee.
Öğretmenimiz sadece İngilizce değil, Fransızca da konuşur.Our teacher doesn't just speak English, but French too.
O sadece Fransızca konuşmaz aynı zamanda İngilizce de konuşur.Not only does he speak French, he can also speak English.
Fransız başkanın gelecek ay Japonya'yı ziyaret etmesi planlandı.The French president is scheduled to visit Japan next month.
Fiziğe Fransız kaldım.Physics is Greek to me.
Onların konuşması Fransızca olduğu için bir kelime anlamadım.Since their conversation was in French, I couldn't understand a word.
Gerçekten bir Fransız filmi izlemek istiyor musun?Do you really want to see a French film?
O Fransız mı?Is that French?
İngilizce, Fransızca ve Çince okudum.I studied English, French and Chinese.
Tom okulda Fransızca görüyor mu?Is Tom studying French at school?
Tom okulda Fransızca mı öğreniyor?Is Tom studying French at school?
Fransızcamı ilerletmek istiyorum ama gerçekten hiç vaktim yok.I would like to improve my French but I really have no time.
Fransızca onun ana dili.French is his mother language.
Bu iki ifadeyi Fransızcada nasıl söylüyorsunuz?How do you say these two phrases in French?
Afrika'daki birçok millet Fransızca konuşuyor.Many people in Africa speak French.
Fransız Alpleri'ndeki bizim bisiklet turumuz, iki hafta sürdü.Our bike tour of the French Alps lasted two weeks.
Yedi yaşındayken Fransızca öğrendim ama şimdi yalnızca birkaç kelime hatırlıyorum.I studied French when I was seven, but now I only remember a few words.
Ben bir Fransız doktorum.I am a French doctor.
O yalnızca Almanca ve Fransızca değil, İngilizce de konuşuyor.She speaks not only German and French, but English as well.
Latince, Fransızca ve İngilizce konuşurdum, fakat şimdi hepsini unuttum.I used to speak Latin, French and English, but now I've forgotten it all.
O, Fransızcayı konuşabilir ve yazabilir.He can speak and write French.
Fransızca öğrenmek zordur.Learning French is difficult.
Ben Avrupa'ya gitmeden önce Fransızca öğrendim.I learned French, before going to Europe.
Fransız monarşisi yenilmez gibi görünüyordu ama devrildi.The French monarchy seemed invincible, however, it was overthrown.
Tom bir Fransız hayranı.Tom is a Francophile.
Fransızca diplomasi diliydi.French was the language of diplomacy.
Neden bir Fransız arabası satın aldın?Why did you buy a French car?
Neden bir Fransız arabası satın almadın?Why did you buy a French car?
Fransızlar kurbağa bacakları yemeyi severler.The French like to eat frog legs.
Fransızlar salyangoz yemeyi sever.The French like to eat snails.
Ben Çince konuşmayı denedim, Bay Wang'sa Fransızca konuşmayı denedi.I tried to speak Chinese and Mr. Wang tried to speak French.
Bu sözcük Fransızcada yok.This word doesn't exist in French.
Yabancı diller hakkında konuşurken, Fransızca konuşuyor musunuz?Speaking about foreign languages, do you speak French?
Onun Fransız yemeğine düşkünlüğü var.She has a fascination with French food.
Marika'ya son kez Fransızca yazacağım.This is the last time I'll address Marika in French.
Fransız büyükelçiliği nerededir?Where is the French embassy?
1962'ye kadar Cezayir bir Fransız mandasıydı.Until 1962, Algeria was a French mandate.
Ben "tricolor" demekten hoşlanmıyorum. "Fransız bayrağı" demeyi tercih ederim.I don't like to call it "the tricolor". I prefer the "French flag."
Fransız bayrağı dünyada tek üç renkli bayrak değildir.The "tricolor" isn't the only tricolor flag in the world.
Annem birkaç yıldır Fransızca dersleri alıyor.My mother has been taking French lessons for several years.
Neden Fransızca konuşuyorsun?Why are you speaking in French?
Şarkıcı Edith Piaf Fransızdı.Edith Piaf was a French singer.
İlgili Sayfalar