fransız ile cümle

fransız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O gençken Fransızca öğrendi.He acquired French when he was young.
Doğuştan Fransızdır ama o şimdi bir ABD vatandaşı.He is French by birth, but he is now a citizen of the USA.
O, hızla Fransızca öğrendi.He acquired French quickly.
Kendisine Fransızca öğretti.He taught himself French.
O Japonca bir romanı Fransızcaya çevirmiştir.He translated a Japanese novel into French.
Nadiren, kırk yılda bir, Fransızca konuşurlar.They seldom, if ever, speak in French.
İngilizce veya Fransızca ya da her ikisini de konuşuyorlar.They speak English or French or both.
Onun Fransızca öğrettiği doğrudur.It is true that she teaches French.
Onun okulda Fransızca dersi verdiği doğrudur.It is true that she teaches French at school.
Bizim Fransızca öğretmenimiz O.French is taught us by her.
Onun konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşurum.I speak French as well as she does.
Onun Fransızca bilgisi benimkinden iyidir.Her knowledge of French is greater than mine.
Onun yardımıyla Fransızca'm azar azar ilerledi.With her help, my French improved little by little.
O, mektubu Japoncadan Fransızcaya çevirdi.She translated the letter from Japanese into French.
Mümkün olduğunca çok Fransızca eğitimi aldı.She studied French as hard as possible.
O, Fransızcada yeterlidir.She is proficient in French.
O, iyi bir Fransızca hakimiyetine sahip.She has a good command of French.
O, Fransızcada akıcıydı.She was fluent in French.
O, Fransızca konuşabilir.She can speak French.
O Fransızca konuşabiliyor.She can speak French.
O, Fransızcayı son derece iyi bilir.She knows French inside out.
Fransızca öğrenmeye niyetli.She is intent on mastering French.
O, Fransızca konuşamadığını kabul etti.She acknowledged that she couldn't speak French.
Fransızca ana dilidir.She is a native speaker of French.
O, Fransızcayı akıcı şekilde konuşabilir.She can speak French fluently.
O Fransızca konuşur mu?Does she speak French?
Fransızca konuşabileceğini sanmıyorum.I don't think she can speak French.
O Fransızca konuşabilir ve hatta İngilizcede daha iyi.She can speak French, and is even better at English.
O Fransız olabilir.She may be French.
O, Fransız edebiyatını asıl branş olarak almaktadır.She majors in French literature.
O sadece Fransızca değil aynı zamanda İngilizce de konuşabilir.Not only can she speak French, she can also speak English.
Yalnızca İngilizce değil, Fransızca da konuşabiliyor.She can speak not only English but also French.
O hem İngilizce hem de Fransızca konuşabilir.She can speak not only English but also French.
Sadece İngilizce değil, Fransızca da konuşabilir.She can speak not only English but also French.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşabilir.She can speak not only English but also French.
İngilizceye ek olarak, akıcı bir şekilde Fransızca biliyor.In addition to English, she speaks French fluently.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.She speaks English, and French as well.
İngilizce ve Fransızcada akıcıdır.She is fluent in English and French.
Fransızca şöyle dursun, İngilizce bile konuşamaz.She can't speak English, much less French.
O birkaç yıldır Fransızca eğitimi görmektedir.She has been studying French for a few years.
O Fransız doğumludur.She is of French birth.
Babam Fransızca belgeyi Japoncaya çevirdi.Father translated the French document into Japanese.
Annem birkaç yıldır Fransızca öğreniyor.My mother has been learning French for several years.
Kız kardeşin hem İngilizce hem de Fransızca'ya hakimdir.My sister has a good command of both English and French.
Gelecek yıl Fransızca eğitimi alacağım.I am taking French next year.
Bir Fransız, mesela, bir Rus şakasına gülmekte zorlanır.A Frenchman, for instance, might find it hard to laugh at a Russian joke.
Açıkça öğretmen hem İngilizce hem de Fransızca anlayabiliyor.Obviously the teacher can understand both English and French.
Ben Fransız'ım.I am French.
Fransızca konuşabilir, üstelik akıcı biçimde.She can speak French and she speaks it fluently.
Impossible Fransızca değildir.Impossible is not French.
Fransızca sınıfı nasıldı?How was the French class?
Romanları Fransızca olarak da yayınlanmaktadır.His novels also appear in French.
O, Fransızca kadar İspanyolca da konuşuyor.He speaks Spanish as well as French.
O bize Fransızca öğretir.She teaches us French.
Yalnızca Fransızca değil, İspanyolca da konuşuyor.He not only speaks French, but he speaks Spanish, too.
Aşar vergisi Fransız Eski rejiminin direklerinden biriydi.Tithe was one of the pillars of the French Ancien Régime.
1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685.
Kocası Fransız olan meslektaşım Paris'e gitti.The colleague whose husband is French has left for Paris.
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
Bir Fransız filmi seyretmek istiyorsun, değil mi?You want to watch a French movie, don't you?
İlgili Sayfalar