fransız ile cümle

fransız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kanada'da Fransızca konuşurlar mı?Do they speak French in Canada?
Kanada'da hem Fransızca hem de İngilizce konuşulur.Both French and English are spoken in Canada.
Biz her zaman oraya gidiyoruz! Değişlik olsun diye bir Fransız restoranına gidelim.We're always going there! Let's go to a French restaurant for a change.
Fransız filmlerini Amerikan olanlarına tercih ederim.I prefer French films to American ones.
O şarkının hiç Fransızca söylenildiğini duydun mu?Have you ever heard that song sung in French?
Çok iyi Fransızca konuşuyorsun. Keşke ben de senin kadar iyi konuşabilsem.You speak French very well. I wish I could speak it as well as you.
Ya İngilizce ya da Fransızca öğrensen iyi olur.You had better learn either English or French.
Fransızca olarak derdini anlatabilir misin?Can you make yourself understood in French?
Sen Amerikalı mı yoksa Fransız mısın?Are you American or French?
3. dönemde Fransızca dersimiz var.We have French third period.
Ken, sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.Ken studies not only English but French.
Bay Sano büyük bir akıcılık ile Fransızca konuşuyor.Mr Sano speaks French with great fluency.
Bizim lisede Fransızca seçmeli derstir.At our high school, French is an elective.
Fransızca yerine Rusça öğrendik.We learned Russian instead of French.
Konuya Fransız kaldım.It's all Greek to me.
Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyorum.I find it much easier to speak French than English.
Amcamın iyi Fransızca bilgisi var.My uncle has a good knowledge of French.
Benim deneyimlerime göre, Fransızca dil bilgisini öğrenmek bir yıl alır.According to my experience, it takes one year to master French grammar.
Babam hem İngilizce hem de Fransızca konuşabilir.My father can speak French as well as English.
Belirli bir dereceye kadar Fransızcayı anlayabilirim.I can understand French to a certain extent.
Şarkının Fransızca söylendiğini duydum.I heard the song sung in French.
Kızı işe alacağım çünkü Fransızca konuşabiliyor.I will employ the girl, because she can speak French.
Almanca yerine Fransızca öğrendim.I learned French instead of German.
Fransız filmlerini severim.I love French films.
Fransızcayı severim fakat iyi konuşamam.I like French, but I cannot speak it well.
Fransızcayı okuyamam.I cannot read French.
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızcayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızca okuyamıyorum.I can't read French, let alone speak it.
Fransızca konuşamam.I can't speak French.
Kendimi Fransızca olarak ifade edemiyorum.I can't make myself understood in French.
Fransızcayla çok ilgilenirim.I am very interested in French.
Hiç Fransızca bilmiyorum.I don't know any French.
Ne Fransızca ne de Almanca konuşabilirim.I can speak neither French nor German.
Fransızca öğrenmek istiyorum.I want to learn French.
Ben Fransızcayı hiç konuşamam.I can't speak French at all.
Fransızcada uzmanlaşmaya karar verdim.I decided to major in French.
Fransızcayı asıl branş olarak alacağım.I am going to major in French.
Fransızca bilmiyorum.I don't know French.
Fransızca eğitimi yapmak istiyorum.I want to study French.
Fransızca çalışmak istiyorum.I want to study French.
Fransızca konuşabilirim.I can speak French.
Fransız bir avukat tarafından bana iş verildi.I'm employed by a French lawyer.
Fransız yemeklerini çok seviyorum.I like French food very much.
İngilizceye ek olarak Fransızca eğitimi de alıyorum.I study French in addition to English.
Japonca, İngilizce, ve Fransızca konuşurum.I speak Japanese, English, and French.
Onun Fransızca söylediğini Japoncaya çevirdim.I interpreted what he said in French into Japanese.
Bu mektubu yarına kadar Fransızcaya çevirmeliyim.I must put this letter into French by tomorrow.
Öğretmenimiz İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.Our teacher speaks French as well as English.
Biz Fransız Devriminin neden patlak verdiğini öğrendik.We learned why the French Revolution broke out.
Fransızca'da uzman birisini arıyoruz.We are looking for someone who is proficient in French.
Çok boş zamanım olduğu için Fransızca çalışmaya karar verdim.Having lots of free time, I've decided to study French.
Haftada dört kez Fransızca dersimiz var.We have four French classes a week.
Bana Fransızcamda yardım etmek için bu hafta sonu biraz zamanın olacak mı?Will you have a little time this weekend to help me with my French?
Ben ilkokuldan beri Fransız keklerini severim.I've loved French cakes since elementary school.
Öğretmen tahtaya Fransızca kelime yazdı.The teacher wrote French words on the blackboard.
Eninde sonunda Fransızcayı iyice öğrenecek.Sooner or later, he will master French.
Çin yemekleri Fransız yemeklerinden daha az lezzetli değildir.Chinese food is no less delicious than French.
Onun Fransızca konuştuğunu duysan onu bir Fransız zannedersin.If you were to hear him speak French, you would take him for a Frenchman.
O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşur?Is he speaking English, French, or German?
İlgili Sayfalar