Ana içeriğe geç
Sözlük

foto ile cümle

foto kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Flaşlı fotoğraf çekmek bu noktadan itibaren yasak.Flash photography is not permitted beyond this point.
Bu fotoğrafı seviyorum.I love this photo.
Bu fotoğraftaki adamı tanıyor musun?Do you recognize the man in this photo?
Fotoğraf makinesini arkadaşına verdi.He gave his camera to his friend.
Fotoğraf çekmek için tek yapman gereken bu düğmeye basmaktır.To take a photo, all you need to do is to press this button.
Lütfen bana bu fotoğrafları göster.Please, show me these photos.
O ona fotoğrafı gösterdi.She showed him the photo.
Bu fotoğraflarda mükemmel görünüyorsun.You look great in these photos.
İşte onların fotoğraf albümü.Here is their photo album.
Bu fotoğrafları nerede yıkayabilirim?Where can I develop these photos?
Bu fotoğrafta harika görünüyorsun.You look great in this photo!
Burada fotoğraf çekmek yasaktır.Taking photos here is prohibited.
Bu fotoğrafı görünce ailemi düşünüyorum.When I see this photograph, I think of my family.
Fotoğrafta elimi tutuyorsun.You're holding my hand in the photo.
Bu fotoğraf küçük bir gıda mağazası sahibi olan bir adamı gösteriyor.This photo shows a man who owns a small food store.
Bu fotoğraftaki kediyi görürseniz, lütfen arayın.If you see the cat in this photo, please call.
Fotoğraf çekmeyi seviyor.She likes taking pictures.
Bu gerçekten sevdiğim bir fotoğraf.It is a photograph that I really like.
Bu fotoğraf onun değil. Bizim.This photo isn't hers. It's ours.
O duvarda güzel fotoğraflar vardı.There were nice pictures on that wall.
Favori fotoğrafcın kim?Who's your favorite photographer?
Paris'te çektiğin fotoğrafları bana göster.Show me the photos you took in Paris.
Hamam böceklerinin fotoğraflarını çektiğine inanamıyorum.I can't believe you're taking pictures of cockroaches.
Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.In retrospect, maybe I shouldn't have posted that photo in my blog.
Gezime ait bazı fotoğraflarımı görmek ister misin?Would you like to see some photos of my trip?
Gerçekten iyi bir fotoğrafçısın.You're really a good photographer.
Pasaportunuzdaki fotoğrafa benzemeye başlattığınızda, tatile gitme zamanıdır.When you start to look like the photo in your passport, it's time to go on vacation.
Dick bana fotoğrafı uzattı.Dick passed me the photo.
Bu, benim evimden bir fotoğraftır.This is a photograph of my home.
Facebook'ta özel fotograflar ilan etmeyi durdurmalısın.You need to stop posting private photos on Facebook.
Bu fotoğrafı isteyen herhangi birine verebilirsin.You may give this photograph to anyone who wants it.
O, son zamanlarda çekilmiş bir fotoğraf mıdır?Is that a recent photo?
Tom bize bu müzede fotoğraf çekmek için izin verilmediğini söyledi.Tom said that we weren't allowed to take photographs in this museum.
Tom bana fotoğraf albümüne baktırdı.Tom made me look through his photo album.
Tom, eski bir aile fotoğrafı sayısallaştırdı ve onu annesine e-postayla gönderdi.Tom digitized an old family photo and emailed it to his mother.
Tom fotoğraf makinesini benimki için ödediğimden daha azına satın aldı.Tom bought his camera for less than I paid for mine.
Tom yeni bir fotoğraf makinesi aldı.Tom bought a new camera.
Tom yeni bir fotoğraf makinesi aldı bu yüzden eski olanını sattı.Tom bought a new camera so he sold his old one.
Tom geçen ay yeni bir fotoğraf makinesi aldı.Tom bought a new camera last month.
Tom fotoğraf makineleri hakkında bir kitap satın aldı.Tom bought a book about cameras.
Tom başarılı bir fotoğrafçı oldu.Tom became a successful photographer.
Tom fotokopi makinesini kullanmak için izin istedi.Tom asked for permission to use the copy machine.
Bu fotoğraf makinesi Tom'un en sevdiği.This camera is Tom's favorite.
Tom, kiraz ağacının altında duran Mary'nin bir fotografını çekti.Tom took a picture of Mary standing under the cherry tree.
Tom Mary'ye fotoğraf albümünü gösterdi.Tom showed his photo album to Mary.
Burada bir fotoğraf çekebilir miyim?Can I take a picture here?
Ben bir fotoğraf meraklısı değilim.I'm a shutterbug.
Hiçbir şey bir fotokopi makinesi kadar yararlı değildir.Nothing is as useful as a photocopier.
Tom bir fotoğrafçı olarak becerilerini geliştirmek istedi.Tom wanted to hone his skills as a photographer.
Tom bütün akşamı ünlü kişlerin fotoğrafları için Web'i araştırmakla geçirdi.Tom spent the whole evening searching the Web for photos of famous people.
Tom'un John'un ona verdiği Mary'ye ait birkaç fotoğrafı var.Tom had several photos of Mary that John had given him.
Tom'un Mary'ye ait teleobjektifle çekilmiş birkaç fotoğrafı vardı.Tom had several photos of Mary taken with a telephoto lens.
Tom'un Mary'ye ait duvarında asılı birkaç fotoğrafı vardı.Tom had several photos of Mary hanging on his wall.
Kameralı her salak, fotoğrafçı olduğunu düşünür.Every dumbass with a camera thinks he is a photographer.
Bazı fotoğraflar siyah-beyaz basıldı.Some photos were printed in black and white.
Bu fotoğraf bana her zaman babamı hatırlatır.This photograph always reminds me of my father.
Fotokopi makinesinin içine birkaç kağıt koy.Put some paper into the copy machine.
Ben yeni bir fotoğraf makinesi satın almayı düşünüyordumI was thinking about buying a new camera.
Bana onun fotokopisini aldığınız için teşekkürler.Thanks for photocopying it for me.
Fotoğraf tahrif edilmişti.The photograph was falsified.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod