fotoğrafın ile cümle
fotoğrafın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Trimiţi o poza cu pisica ta, dacă ea arată ca Hitler.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Usted envía una foto de su gato si se parece a Hitler.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Vous leur envoyez une photo de votre chat s'il ressemble à Hitler.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Wysyłasz zdjęcie swojego kota, jeśli wygląda jak Hitler.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Στέλνεις φωτογραφία της γάτας σου αν μοιάζει με τον Χίτλερ.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Ви присилаєте автору фотку свого кота, якщо він подібний на Гітлера.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Вы присылаете туда фото вашей кошки, если она выглядит как Гитлер.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.Изпращате там снимка на котката си, ако тя прилича на Хитлер.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.אתה שולח את תמונת החתול שלך אם הוא נראה כמו היטלר.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.تقوم بارسال صورة لقطتك إذا كانت تشبه هتلر.
Hitler'e benzeyen kedinizin bir fotoğrafını gönderiyorsunuz.写真を投稿します (笑)
İki hafta önce oldu bu. Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik. Bunun fotoğrafını çektik.І два тижні тому ми полетіли до Арізони — я і дизайнер, який зі мною працює — і сфотографували ось це:
Insan kibrinin ne kadar budalaca olduğunu, Dünya'nın fotoğrafına bu kadar uzaktan bakınca görüyoruz.Asi není lepší ukázky pošetilosti lidské ješitnosti než tento vzdálený obrázek našeho malého světa.
Insan kibrinin ne kadar budalaca olduğunu, Dünya'nın fotoğrafına bu kadar uzaktan bakınca görüyoruz.Nie ma lepszego pokazu głupoty ludzkich fanaberii niż to odległe zdjęcie maleńkiego świata.
Insan kibrinin ne kadar budalaca olduğunu, Dünya'nın fotoğrafına bu kadar uzaktan bakınca görüyoruz.Talán nincs jobb mód bemutatni az emberi beképzeltség ostobaságát, mint ez a távoli kép az apró világunkról.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Ich habe nicht viele Fotos von Menschen, weil sie im Weg sind beim Betrachten von reinen Formen.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Ik heb weinig foto's van mensen, want die staan het bestuderen van pure vormen in de weg.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Je n'ai pas beaucoup de photos de gens, parce qu'ils gênent l'étude de la forme pure.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.제가 사람은 많이 찍지 않습니다. 왜냐면 순수한 형태를 공부하기에 사람들은 방해가 됩니다.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Nie mam wielu zdjęć ludzi, ponieważ przeszkadzają w studiowaniu czystej formy.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Non ho molte foto di persone, perché è come se si intromettessero nel modo di studiare la forma pura.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.No tengo muchas fotos de gente, por es como si se interpusieran en el modo de estudiar la forma pura.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Nu fac poze oamenilor, deoarece mă cam încurcă atunci când vreau să studiez formele pure.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.Нямам много снимки на хора, защото те някак се пречкат при проучването на чистата фома.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.У меня нет большого количества фотографий людей, так как они мешают изучать чистые формы.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.אין לי הרבה תמונות של אנשים, בגלל שהם קצת מפריעים לדרך הלמידה של צורה טהורה.
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.ليس لدي الكثير من صور الناس لأنهم يشكلون عائقاً في نمط الدراسة الصافي
İnsanların pek fazla fotoğrafını çekmedim, çünkü onlar kendilerini saf bir yönelime itiyorlar.自然なデザインの 邪魔になってしまうからです さて スペインのレストランで
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Cette image, que j'ai tirée du web -- le gars sur la gauche est vraiment une partie importante de cette image.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Deze foto heb ik van het web geplukt -- de man links is echt een belangrijk deel van deze foto.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.En esta foto, que bajé de internet, la persona de la izquierda es una parte importante de la foto.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Esta imagem, que eu fui buscar à Internet a pessoa à esquerda é uma parte importante desta imagem.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Ez a kép, amit a netről szedtem le -- a bal oldalon látható ember nagyon fontos része a képnek.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.이 그림은, 인터넷에서 퍼온 건데요. 왼쪽에 있는 양반이 이 그림에서 아주 중요한 부분이지요.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Tämä kuva, jonka nappasin netistä -- vasemmalla puolella seisova kaveri on todella tärkeä osa tätä kuvaa.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Tato fotka, kterou jsem stáhl z internetu -- chlápek nalevo je velmi důležitou součástí této fotky.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.To zdjęcie ściągnąłem z sieci. Facet po lewej stronie odgrywa tu ważną rolę.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Αυτή την εικόνα τη βρήκα στο διαδίκτυο. Ο τύπος στα αριστερά είναι σημαντικό κομμάτι της εικόνας.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Тази снимка, която изтеглих от нета... човекът вляво наистина е важна част от тази снимка.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.Эта картина, которую я достал из Сети: парень слева на самом деле является важной частью этой картины.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.תמונה זו, שהורדתי מהאינטרנט - הבחור משמאל הוא חלק חשוב מן התמונה.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.هذه الصورة والتي جئت بها من شبكة الانترنت.. الشخص على اليسار جزء مهم من هذه الصورة.
İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası.左の男性がこの写真の 重要な部分です これが管理者です
Kart için başvuruda bulunurken, yanınıza kimliğinizi ve bir fotoğrafınızı alın.Cuando vaya a solicitar la tarjeta, lleve consigo el carné de identidad y una fotografía.
Kart için başvuruda bulunurken, yanınıza kimliğinizi ve bir fotoğrafınızı alın.Kun haet korttia, ota mukaan henkilötodistus ja valokuva.
Kart için başvuruda bulunurken, yanınıza kimliğinizi ve bir fotoğrafınızı alın.Lorsque vous faites votre demande de carte, munissez-vous de votre carte d’identité et d’une photo.
Kart için başvuruda bulunurken, yanınıza kimliğinizi ve bir fotoğrafınızı alın.Ta med dig identitetsbevis och ett foto när du ansöker om kortet.
Kart için başvuruda bulunurken, yanınıza kimliğinizi ve bir fotoğrafınızı alın.Для получения карточки вам необходимо иметь при себе удостоверение личности и фото.
Kasadaki her şeyin fotoğrafını çektim. kasada neler olduğuna inanamayacaksın.In Ordnung, ich habe Bilder von allem im Tresor. Du glaubst niemals was der alles darin aufbewahrt.
Kasadaki her şeyin fotoğrafını çektim. kasada neler olduğuna inanamayacaksın.Ok, fotografo tutto cio' che e' dentro la cassaforte. Non crederai mai a cosa tiene in cassaforte.
Kasadaki her şeyin fotoğrafını çektim. kasada neler olduğuna inanamayacaksın.Εντάξει, έβγαλα φωτογραφίες τα πάντα στο χρηματοκιβώτιο. Δεν θα πιστέψεις τι κρύβει εκεί.
Kasadaki her şeyin fotoğrafını çektim. kasada neler olduğuna inanamayacaksın.Я сфоткал всё, что видел в сейфе. Ты не поверишь, что он в нём хранит.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.Julius Schulman die het had over transfiguratie nam deze prachtige, beroemde foto van het Kauffmanhuis.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.Julius Schulman, który zajmował się transfiguracją, zrobił to słynne, niesamowite zdjęcie Kauffman House.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.Julius Schulman, qui parle de transfiguration, a pris cette photo fabuleuse et célèbre de la maison Kauffman.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.유명한 코프먼 하우스의 사진을 찍었습니다.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti. Mimari fotoğrafçılık fazlasıyla ilgi çekici.Fortografia arhitecturală este foarte seducătoare.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.צילם את התמונה האגדית והמפורסמת הזו של בית קאופמן.
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.التقط هذه الصورة الرائعة والشهيرة لبيت كوفمان
Kauffman House'un bu enfes ve ünlü fotoğrafını çekti.建築写真は非常に グラマーです