Bu yüzden artık fosil yakıtlardan uzaklaşıp, hayatımızı tekrar düzenlememiz gerekecek.وهذا يعني أنه علينا أن نكسب الوقود الاحفوري وننعش حياتنا
Bu yüzden artık fosil yakıtlardan uzaklaşıp, hayatımızı tekrar düzenlememiz gerekecek.生活に変わっていかなければならないことを意味します 化石燃料から脱却して これまで使っていたエネルギー資源が
Bu yüzden ürünler kısmında da 4 fosfor atomu olmalı.Takže produkty musí mít také 4 atomy fosforu.
Bu yüzden ürünler kısmında da 4 fosfor atomu olmalı.Така и нашите продукти е нужно да имат 4 фосфорни атома.
Bu yüzden ürünler kısmında da 4 fosfor atomu olmalı.Тож наші продукти теж будуть мати 4 атоми фосфору.
Bu yüzden ürünler kısmında da 4 fosfor atomu olmalı.זרחן. גם לתוצר צריכים להיות 4 אטומי
CA: Amerikan elektriğinin büyük bir bölümü fosil yakıtların yanmasından geliyor.크리스 앤더슨 : 미국에서 사용하는 전력의 대부분은
CA: Amerikan elektriğinin büyük bir bölümü fosil yakıtların yanmasından geliyor.כ"א: רוב החשמל באמריקה מגיע
CA: Amerikan elektriğinin büyük bir bölümü fosil yakıtların yanmasından geliyor.كريس: معظم الكهرباء في أمريكا تأتي
CA: Amerikan elektriğinin büyük bir bölümü fosil yakıtların yanmasından geliyor.得ています
Çin'deki süpermarketlerde satılan bütün ünlü markaların hazır noodle paketlerinde zararlı fosforlar bulundu.중국 슈퍼마켓에서 파는 모든 유명 제품 컵라면 용기에서 몸에 해로운 형광 물질이 발견됐습니다.
Çin'deki süpermarketlerde satılan bütün ünlü markaların hazır noodle paketlerinde zararlı fosforlar bulundu.זרחנים פוגעניים נמצאו בקופסאות ה"נודלס המהירים" מכל מותג הנמכר בסופרמרקטים בסין.
Çin'deki süpermarketlerde satılan bütün ünlü markaların hazır noodle paketlerinde zararlı fosforlar bulundu.تمّ العثور على فوسفورات ضارة في علب معكرونة فوريّة من كلّ ماركة معكرونة مشهورة تباع في مغازات الصين.
Çin'deki süpermarketlerde satılan bütün ünlü markaların hazır noodle paketlerinde zararlı fosforlar bulundu.有害な蛍光物質が見つかりました この蛍光物質には 発がん性もあります
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar."Beh, come trovate dei fossili in luoghi simili?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar."Cum găsiţi fosile în zone care arată aşa?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.Jamen, hvordan finder man fossiler i områder der ser sådan her ud?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar."어떻게 땅에서 이러한 화석들을 찾아내나요?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.Meiltä kysytään paljon "Kuinka löydätte fossiileja paikoista, jotka näyttävät tältä?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.Normalmente se nos hacen muchas preguntas: "Bueno: ¿Cómo encuentras fósiles en áreas como esta?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar."Wie finden Sie Fossilien an solchen Orten?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.Zastanawiamy się jak znajdować skamieliny.
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar."Ама как откривате фосили в райони, които изглеждат така?"
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.כדי לתת לכם מושג כלשהו מול מה אנו ניצבים. בד"כ שואלים אותנו:
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.عن كيفية إيجادنا للأحافير في أماكن كهذه ؟
Çoğu zaman "Bu tür yerlerde fosilleri nasıl bulabiliyorsunuz?" diye sorarlar.このビデオが答えになります
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.A pak byli tak chytří, že vynalezli metodu jak analyzovat zkamenělý pyl.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Azután voltak olyan okosak, hogy kitaláltak egy megoldást a megkövesedett virágpor analízisére.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Dann waren sie so klug und fanden einen Weg, versteinerten Pollen zu analysieren.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.De var så kløgtige, at de fandt en måde at analysere fossil-pollen.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.En toen werden ze zo slim dat ze een analyse konden doen van fossiel stuifmeel.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Erano così in gamba, che riuscirono ad analizzare del polline fossilizzato.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Et comme ils étaient futés, ils ont trouvé un moyen d'analyser les pollens fossilisés.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Foram tão espertos que descobriram uma forma de analisar pólen fossilizado.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.그런 다음 영리하게 화석화된 꽃가루를 분석하는 방법을 찾았습니다.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Och sen var de så smarta, de kom på ett sätt att analysera fossilerat pollen.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Potem ktoś opracował metodę badania skamieniałych pyłków.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Și apoi au fost atât de isteți, încât au găsit un mod să analizeze polenul fosilizat.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Y fueron tan listos que encontraron la forma de analizar polen fosilizado.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Και ήταν τόσο έξυπνοι που βρήκαν έναν τρόπο να αναλύσουν απολιθωμένη γύρη.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Они даже смогли проанализировать окаменелую пыльцу.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.Тогава, като умни хора, те намериха начин да анализират фосилизиран цветен прашец.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.ואז הם נהיו כל כך מתוחכמים, הם מצאו דרך לנתח אבקנים מאובנים.
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.و كانو شديدي الذكاء حيث انهم قد وجدوا طريقه للتحليل احافير غبار الطلع
Çok zeki oldukları için, fosilleşmiş polenleri analiz etmenin yolunu buldular.分析する方法を見つけました 驚くことに
Çünkü enerjimizin yüzde 90'ını fosil yakıtlardan sağlıyoruz.우리가 쓰는 에너지의 90%를 화석 연료로부터 얻고 있기 때문에 행동으로 옮길 필요가 있죠.
Çünkü enerjimizin yüzde 90'ını fosil yakıtlardan sağlıyoruz.משיגים 90% מהאנרגיה שלנו מדלקי מאובנים,
Çünkü enerjimizin yüzde 90'ını fosil yakıtlardan sağlıyoruz.نحصل على 90% من طاقتنا من الوقود الأحفوري
Çünkü enerjimizin yüzde 90'ını fosil yakıtlardan sağlıyoruz.全てと言わないまでも 多くのつまみで削減の努力が必要です
Çünkü ipekten yapılmış fosforlu bant vardır. Gördüğünüz gibi dokuyla tekrar bütünleşir.А там можете да видите, че тя се поглъща от тъканта.
Çünkü ipekten yapılmış fosforlu bant vardır.I jak widać integruje się ona w tkankę.
Çünkü ipekten yapılmış fosforlu bant vardır.조직의 깊숙한 부분을 볼 수 있게 됩니다.
Çünkü ipekten yapılmış fosforlu bant vardır.מכיוון שיש שם את הסרט מחזיר-האור העשוי משי.
Çünkü ipekten yapılmış fosforlu bant vardır.لأنه يوجد فيه ذلك الشريط العاكس المصنوع من الحرير.
Çünkü ipekten yapılmış fosforlu bant vardır.更にこれは組織と一体化します
Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul har aldrig set et fossil gøre det.
Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul n'a jamais vu un fossile faire ça.
Daha sonra fosfat ATP den ayrılıyor Şu şekilde görünüyorA kiedy reszta fosforanowa zostanie oderwane od ATP, pompa może wyglądać tak.
Daha sonra fosfat ATP den ayrılıyor Şu şekilde görünüyorDepois que o fosfato é retirado do ATP, vai parecer mais ou menos assim.
Daha sonra fosfat ATP den ayrılıyor Şu şekilde görünüyorDespués de la separación de la fosfato obtiene fuera de la ATP, puede parecer algo como esto.