Ana içeriğe geç
Sözlük

fok ile cümle

fok kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Face să clocotească fundul mării ca un cazan, şi -l clatină ca pe un vas plin cu mir.
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Felkavarja a mély vizet, mint a fazekat, a tengert olyanná teszi, mint a festékedény.
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Hace hervir el abismo como caldera y convierte el mar en una olla de ungüentos
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.깊은 물로 솥의 물이 끓음 같게 하며 바다로 젖는 향기름 같게 하고
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Laut dikocoknya sehingga menyerupai air mendidih; seperti panci pemasak minyak yang berbuih-buih
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Napravlja, da vre v globočini kakor v loncu, da je morje kakor kotel z vročim mazilom.
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Καμνει την αβυσσον ως λεβητα να κοχλαζη καθιστα την θαλασσαν ως σκευος μυρεψου.
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.Прави бездната да ври като котел; Прави морето като варилница за миро.
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.ירתיח כסיר מצולה ים ישים כמרקחה׃
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.يجعل العمق يغلي كالقدر ويجعل البحر كقدر عطارة.
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.他 使 深 淵 開 滾 如 鍋 、 使 洋 海 如 鍋 中 的 膏 油
Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.他 使 深淵開滾 如鍋 、 使 洋 海 如 鍋 中 的 膏油
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Egyszerűen csak kicsusszant, letolta a fókabőrből készült nadrágját, és a saját tenyerébe végezte el dolgát.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.El pur și simplu a alunecat afară, și-a tras jos pantalonii din piele de focă și a defecat în mâinile sale.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Er schlüpfte nach draußen, ließ seine Hosen aus Seehundsfell herunter und defäkierte in seine Hand.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Hän yksinkertaisesti meni ulos, pudotti hylkeennahkahousunsa ja ulosti kämmenelleen.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Hij ging naar buiten, liet zijn broek van zeehondenhuid zakken en poepte in zijn hand.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Il est simplement sorti, a baissé son pantalon en peau de phoque et déféqua dans sa main.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.그는 그냥 밖으로 나가서, 표범가죽 바지를 내리고 손에 용변을 보았습니다. 배설물이 얼어붙기 시작하자,
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Ông chỉ đơn giản là trượt ra ngoài, tụt chiếc quần da hải cẩu xuống và đại tiện vào tay.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Po prostu wyszedł na dwór, spuścił spodnie ze skóry foki i wypróżnił się w swoją dłoń.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Saiu para o exterior, baixou as calças de pele de foca e defecou nas mãos.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Він просто вийшов надвір, стягнув штани зі шкіри тюленя і випорожнився у руку.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Он просто пробрался на улицу, снял штаны из тюленьей кожи и испражнился себе в руки.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.Той просто излязал навън, смъкнал си панталона направен от тюленова кожа и се изходил в ръката си.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.הוא פשוט חמק החוצה, הפשיל את מכנסי העור שלו, ועשה את צרכיו לתוך ידו.
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.فقد انزلق ببساطة في الخارج، وأنزل بنطاله المصنوع من جلد الفقمة وتبرز في يديه. وعندما بدء البراز في التجمد
Dışarı çıkmış, fok kürkünden pantolonunu indirmiş ve eline büyük tuvaletini yapmış.自分の手に排便しました 排泄物が凍ると それを刃物の形にしました
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.에스키모 마도요, 카리브해 몽크 물범, 털북숭이 매머드에게도 할 수 있습니다.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.לחרטומן הצפוני, לאריה הים הנזירי בקריביים, ולממותה השעירה.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.وكروان الإسكيمووفقمة الراهب الكاريبية والماموث الصوفي.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.マンモスに応用できます 事実上 人間は過去1万年に渡り
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Der var ingen is i nærheden. Men denne glacier væltede i vandet og en sæl kom op på den.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Er was nergens ijs maar een gletsjer begaf het en een zeehond klom erop.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Es gab ringsum kein Eis, aber ein Gletscher versank ins Wasser und eine Robbe saß darauf.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Il n'y avait pas de glace autour de nous. Mais un glacier s'est détaché et un phoque s'est mis dessus.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Không có băng tuyết xung quanh. Nhưng có một tảng băng nổi trên nước và một con sư tử biển trên đó.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.주위에 얼음이 하나도 없었죠. 하지만 저 빙하는 깎였고, 바다표범은 그 속에 들어갔습니다.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Não havia gelo em volta a não ser uma plataforma de gelo na água e para onde uma foca subiu.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Na okolí nebol žiaden ľad, ale do vody sa zosunul ľadovec a tuleň na neho vyliezol.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nebyl tam žádný led, ale jeden ledovec se propadl do vody a jeden tuleň se na něj dostal.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nem volt körülöttünk jég, de egy gleccser a folyóhoz ért és egy fóka feljutott rá.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nie było wokół lodu, ale lodowiec zwalił się w wodę i dostała się na niego foka,
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.No había hielo alrededor sólo un trozo de hielo en el agua con una foca encima.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Non c'era traccia di ghiaccio.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nu era gheaţă deloc în jur, dar un gheţar s-a prăbuşit în apă şi o focă a ajuns pe el.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Tidak ada es di sekitarnya. tapi sebuah lapisan es muncul dan seekor anjing laut naik ke atasnya.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Ympärillä ei ollut jäätä. Tämä jäätikkö taipui veteen ja hylje nousi sille.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Вокруг не было льда, но в море плавал осколок ледника, и на нём был тюлень.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Навколо не було льоду, але у воді плавав айсберг, на який виліз тюлень.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Нямаше лед наоколо, а ледник хлътнал във водата и тюлен върху него.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.לא היה קרח מסביב. אבל קרחון התמוטט לתוך המים וכלב-ים עלה עליו.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.لم يكن هناك جليد في تلك المنطقة ولكن كان هناك كهف جليدي في المياه .. ودخلت اليه فقمة البحر
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.少し離れていましたが シロクマはそこに泳いで行くと
Fok başka bir tane yakaladı.A fóka fog egy másikat.
Fok başka bir tane yakaladı.A ona chytne dalšího.
Fok başka bir tane yakaladı. Bunu birçok kez tekrarladı.Dia menangkap satu lagi lalu mengulanginya terus-menerus.
Fok başka bir tane yakaladı. Bunu birçok kez tekrarladı.Foka łapie kolejne pingwiny i robi to samo.
Fok başka bir tane yakaladı. Bunu birçok kez tekrarladı.그녀는 다른 펭귄을 잡았고, 이것을 반복 했습니다.
Fok başka bir tane yakaladı. Bunu birçok kez tekrarladı.Она хватает ещё одного и делает так снова и снова.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod