Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Fluorescente blanco frío (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Fluorescente branco frio (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Kallt vitt fluorescerande (W 3900 - 4500K) light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Kallt vitt fluorescerande (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Koelwitte TL-lamp (W 3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Koelwitte TL-lamp (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Koldt hvidt fluorescerende (W 3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Koldt hvidt fluorescerende (W 3900 - 4500K) light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Kühles fluoreszierendes weiß (W 3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Lumière fluorescente (W3900 & #160; - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Neutralweiße Leuchtstoffröhre (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Zimne białe fluorescencyjne (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Φθορίζον λευκό ψύχους (W 3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Φθορίζον ψυχρό λευκό (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Лампа холодного білого світла (W 3900 - 4500 K) light source
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Флуоресцентна лампа з холодним білим світлом (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)Холодный белый (W 3900- 4500 К)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)فلورسنت أبيض بارد (W3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)白色蛍光灯 (W 3900 - 4500K)
Soğuk beyaz floresan ('3900 - 4500K)白色蛍光灯 (W3900 - 4500K)
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.A proteína verde fluorescente, que, curiosamente, vem de uma alforreca bioluminescente, é muito útil.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Groen fluorescerend eiwit, dat eigenaardig genoeg afkomstig is van een lichtgevende kwal, is zeer bruikbaar.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.생체 발광 해파리로 부터 많이 얻을 수 있는 녹색 형광 단백질은 매우 유용합니다.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.La proteína verde fluo, que por extraño que parezca viene de una medusa bioluminiscente, es muy útil.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.La protéine fluorescente verte, qui assez bizarrement vient d'une méduse bioluminescente, est très utile.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Proteina verde fluorescentă, care, nu-i de mirare, vine de la o meduză bioluminiscentă, e foarte utilă.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Tento zelený fluorescenčný proteín, ktorý prekvapivo pochádza z bioluminiscentnej medúzy, je veľmi užitočný.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.To zielone białko fluorescencyjne, które pochodzi od meduzy świecącej, jest bardzo przydatne.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Zelená fluorescenční bílkovina, která kupodivu pochází z bioluminiscenční medúzy, je velice užitečná.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Зеленият флуоресцентен протеин, който, странно, се получава от медуза, е много полезен.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.Зелёный флуоресцентный белок, который добывают из биолюминесцентных медуз, оказался очень полезным.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.החלבון הפלורסנטי הזה, שמקורו ממדוזה בעלת יכולת הארה ביולוגית (ביולומיניסנציה) מאוד מועיל,
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.الآن، البروتين الأخضر المضيء وهو، من الغرابة بمكان، يأتي من قنديل البحر المضيء هو مفيد جداً.
Tuhaf bir şekilde biyoparlak bir deniz anasından elde edilen yeşil floresan proteini çok kullanışlı bir madde.なんと発光クラゲから採取でき 至極便利です GFPの遺伝子を取り出し
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.A samozrejme, mali sme halogenidové a fluorescentné lampy a také veci.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.E certo, abbiamo le lampade di metallo alogenuro e lampade fluorescenti e cose del genere.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Et bien sûr, il y avait les lampes halogènes, et les lampes fluorescentes, et tout ça.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Ja tietysti meillä oli halogeenilamppuja ja loisteputkia ja sen sellaisia.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.물론, 우리는 금속 할로겐 조명이나 형광등 같은 것도 있었지요.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Oczywiście mieliśmy lampy halogenowe i świetlówki i podobne.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Persze voltak a fémhalogén lámpák, a fénycsövek és hasonló dolgok is.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Por supuesto, teníamos lámparas fluorescentes y de halogenuros metálicos y cosas por el estilo.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Samozřejmě ještě byly halogenové lampy, zářivky a další.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Şi bineînțeles, aveam lămpile cu halogenuri metalice şi lămpile fluorescente şi altele de acest gen.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Und selbstverständlich hatten wir die Metallhalogenidlampen und Leuchtstofflampen usw.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.We hadden natuurlijk halogeenlampen en fluorescerende lampen en dat soort dingen.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Φυσικά υπήρχαν και λαμπτήρες αλογόνου, φθορισμού και διάφορα άλλα τέτοια.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.И конечно, у нас были металлогалогенные и флюоресцентные лампы, и так далее.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Ну і, звісно, в нас були металогалогенні і флюоресцентні лампи і так далі.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.Разбира се, имахме металхалогенни и флуоресцентни лампи и подобни неща.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.וכמובן, היו לנו נורות הלוגן ונורות פלורסנט ודברים דומים.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.وبطبيعة الحال ، كان لدينا مصابيح اليد المعدنية ومصابيح الفلورسنت وأشياء من هذا القبيل.
Ve tabi ki, metal projektörler ve floresan lambalarımız ve bunun gibi şeyler vardı.違いはありましたけどね 今はLEDがあります
Yeşil floresan protein ve antikorların ikisi de başlangıçta tümüyle doğal ürünler.A zöld világító protein és az antitestek mind természetes anyagok a kezdettől fogva.