Biliyorsunuz, ne zaman bir çocuk doktoruna gitseniz, çocuğun fiziksel boyu ve ağırlığı ölçülür.Когда вы приводите ребёнка к педиатру, он измеряет его физический рост и вес.
Biliyorsunuz, ne zaman bir çocuk doktoruna gitseniz, çocuğun fiziksel boyu ve ağırlığı ölçülür.והמוחות שלהם מתמחים במשהו שונה מאשר מה שקורה אצל בני-גילם הטיפוסיים.
Biliyorsunuz, ne zaman bir çocuk doktoruna gitseniz, çocuğun fiziksel boyu ve ağırlığı ölçülür.أنت تعلم, حينما تأخذ طفل لطبيب الأطفال, ويكون لديك طول الجسم, ووزنه.
Biliyorsunuz, ne zaman bir çocuk doktoruna gitseniz, çocuğun fiziksel boyu ve ağırlığı ölçülür.身長・体重を 曲線に表す事ができます 我々は社会との関わりを
Bir ACE geniniz (ç.n. egzersiz kapasitesi ve fiziksel dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir gen) var mı?같은 의문에 대한 답을 찾고 있습니다.
Bir ACE geniniz (ç.n. egzersiz kapasitesi ve fiziksel dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir gen) var mı?"Será que temos o gene ECA?"
Bir ACE geniniz (ç.n. egzersiz kapasitesi ve fiziksel dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir gen) var mı?Tu ai gena ACE?
Bir ACE geniniz (ç.n. egzersiz kapasitesi ve fiziksel dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir gen) var mı?כמו, האם יש לך גן ACE?
Bir ACE geniniz (ç.n. egzersiz kapasitesi ve fiziksel dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir gen) var mı?مثل، هل تملك مورثة ACE؟
Bir ACE geniniz (ç.n. egzersiz kapasitesi ve fiziksel dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir gen) var mı?どうしてそれが大事なのでしょう?
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Das ist ein wenig wie die Microsoft Kinect, wo man durch Gesten mit der Welt interagiert.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.E asemănător cu Microsoft Kinect, în care poți interacționa cu lumea prin gesturi.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Een beetje zoals Microsoft Kinect, waar je via gebaren interageert met de wereld.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Es un poco parecido a Microsoft Kinect, en donde interactúan con el mundo con sus movimientos.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.É um pouco parecido com Microsoft Kinect, onde é possível interagir com o mundo através de gestos.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Kicsit olyan ez, mint a Microsoft Kinect, ami lehetővé teszi, hogy mozdulatokkal irányítsunk.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.마이크로소프트의 키넥트와 비슷한데 실생활에서 하는 동작과 연결할 수 있습니다.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Nó cũng hơi giống với Microsoft Kinect, mà các bạn có thể tương tác với các cử chỉ.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Quindi è un po come il Microsoft Kinect, dove si interagisce attraverso gesti.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Så det er lige som Microsoft Kinect, hvor man styrer med bevægelser i den virkelige verden.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Trochę jak z Microsoft Kinect, z którym komunikujesz się za pomocą gestów.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Είναι λοιπόν κάτι σαν το Microsoft Kinect, που αλληλεπιδράτε με χειρονομίες με το περιβάλλον.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Вона трохи схожа на Microsoft Kinect, яка дає змогу працювати з рухами.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.Это немного похоже на Microsoft Kinect, где вы взаимодействуете с жестами в мире.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.אז זה קצת כמו מיקרוסופט קינקט, שם אתם שולטים בעולם עם תנועות.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.إنه يشبه قليلا برنامج "كنيكت" لمايكروسوفت، الذي يسمح بالتفاعل مع الحركات التي تتم بالعالم الحقيقي.
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.ジェスチャーで 世界を操作します しかし 出来合いの ゲームで遊ぶ代わりに
Biraz Microsoft Kinect gibi, fiziksel hareketlerle etkileşerek oynanıyor.呢樣有啲似微軟嘅 Kinect 裝置 你可以用唔同姿勢同裏面嘅世界互動
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.우린 우리의 물리적인 공간도 혁신하고 싶어합니다.
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.Lubimy też eksperymentować, jeśli chodzi o przestrzeń w której pracujemy.
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.We innoveren ook graag in onze fysieke omgeving.
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.Еще мы любим изменять наше рабочее окружение.
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.אנחנו גם אוהבים לחדש את החלל הפיזי שלנו,
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.نحن نحب أيضاً الإبتكارات في المكان الذي نعمل فيه،
Bir de kendi fiziksel alanımızda da yenilikçiliği seviyoruz.会議でプロジェクターの電源を入れたり切ったりすると
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?Jak zwykliśmy postrzegać fizyczne tworzenie startup'u?
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?이제까지 스타트업의 구체적인 창업 과정을 어떻게 생각해 왔을까요?
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?¿Qué solíamos creer sobre cómo crear físicamente una startup?
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?І в що ж ми вірили стосовно того, як фізично побудувати стартап?
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?ماذا استخدمنا لنؤمن بطريقة إنشاء مؤسسة ناشئة فعليًّا؟
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?そのプロセスは?
Birkaç örnek göstereceğim. Son zamanlarda çıkan fiziksel olarak havalı ve zarif bir düşünce.Fisicamente, un pensiero fantastico, elegante che viene fuori più tardi.
Birkaç örnek göstereceğim. Son zamanlarda çıkan fiziksel olarak havalı ve zarif bir düşünce.Hier een paar recente voorbeelden van cool, elegant denkwerk.
Birkaç örnek göstereceğim. Son zamanlarda çıkan fiziksel olarak havalı ve zarif bir düşünce.Physiquement, une pensée vraiment sympa, et élégante qui est arrivé récemment.
Bir özellik, dini ikiliğin geleneği: Bilinç, fiziksel dünyanın bir parçası değildir.Одна из них — традиция религиозного дуализма, в которой сознание не является частью физического мира.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Bůh musí svým způsobem cítit úzkost a žal, a fyzickou bolest, kterou prožíváme my.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Dans un sens, Dieu doit sentir l'angoisse, le chagrin, et la douleur physique que nous ressentons.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.De algún modo, Dios debe sentir nuestra angustia, nuestra pena, y el dolor físico que sentimos.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.In qualche modo, Dio deve sentire l'angoscia, la pena, ed il dolore fisico che sentiamo noi.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Într-un fel, Dumnezeu trebuie să simtă suferința și întristarea și durerea fizică pe care noi o simțim.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Irgendwie muss Gott die Pein, den Kummer, und den körperlichen Schmerz spüren, den wir spüren.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.어떤 면에서, 하나님은 우리가 느끼는 고뇌, 슬픔 그리고 신체적인 고통을 느끼는 것이 틀림없습니다.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Ở một mặt nào đó, Chúa phải cảm nhận nỗi đau, nỗi thống khổ, và vết thương tinh thần ta cảm nhận.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Op een bepaalde manier moet God ons lijden voelen, ons verdriet en de fysieke pijn die we voelen.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.W jakiś sposób Bóg musi odczuwać udręki i żal oraz ból fizyczny, który i my odczuwamy.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Με κάποιο τρόπο, ο Θεός πρέπει να νιώσει την αγωνία, την θλίψη και το σωματικό πόνο που νιώθουμε.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Някакси Бог трябва да чувства терзанието, страданието, и физическата болка, които чувстваме.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.באיזושהי צורה, אלוהים חייב לחוש את הייסורים, היגון והכאב הפיזי שאנו חשים.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.ينبغي أن يشعر الرب بطريقة ما بالعذاب, والكمد, والألم الجسدي الذي نشعر به.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.理解できるに違いありません 永遠の神は人間の魂に入り込みその中で我々の苦悩を